• ŞAPHANE MEYDANININ TABİİ İSMİ OLAN " ŞAPHANE HALK KAHRAMANI MUSTAFA İSLAMOLU " ADI VERİLMELİDİR. DÜNYACA TANINAN TEK KAHRAMANIMIZIN İSMİNİN VERİLMESİ ÇOK GEÇ KALMIŞTIR
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.

O R M A N

      

SULH HUKUK MAHKEMESİ HÂKİMLİĞİNE

                                                            G E D İ Z

 

DOSYA NO: 2013/969 ESAS

 

 

 

 

KONU: BAHÇEM DİKLİ TARIM ARAZİSİDİR

  EKDEKİ YAZILARIMIN BİLİRKİŞİLERE ULAŞTIRILMASI

 

Önceki bilirkişilerin dosyamızı okumadıkları ve olaydan uzak oldukları görülmüştür.

 

Bu  tek olan dosyamızın  her bilirkişi heyetine verilmesi mümkün olamayacağı göz önünde bulundurularak, keşifteki taleplerimiz ve çevrenin de bilinmesi bakımından sunumlarımızın hazırlandığım dosya ekte sunulmuştur.

 

BİLİRKİŞİLERE ULAŞTIRILMASINI SAYGILARIMLA ARZ EDERİM.

 

04.05.2015                                                        DAVACI

                                                      


Sayın

SULH HUKUK MAHKEMESİ HÂKİMLİĞİNE

                                                            G E D İ Z

 

DOSYA NO: 2013/969 ESAS

KONU:  Keşifteki taleplerimiz

Bilindiği gibi, Yargıtay nerdeyse tüm bu tür davalarda,  dava konusu taşınmazda mutlaka aradığı, dava konusu yerin, içinde bulunduğu coğrafi durum, geçmişi ve çevresinin iyice incelenmesinden sonra ancak değerlendirilebileceği yönündedir.

09.08.1973 tarihinden beri yapılan keşiflerde, ayrı ayrı zamanlarda, birbirilerini tanımayan ziraat, Mahalli bilirkişiler, tanıklar, ve bilirkişi Orman mühendisi Murat Aydoğu’n, birleştikleri tek gerçek, dava konusu bahçemin ASIRLARDAN BERİ, SÜREKLİ ANIT MEYVE AĞAÇLARIYLA BERABER, DİKİLİ TARIM ARAZİSİ, ORMAN SAYILAMAYAN YERLERDEN OLDUĞUDUR. Bu yönde DOSYAMIZA BEYANDA BULUNMUŞLAR, YAZILI RAPORLAR VERMİŞLERDİR.

Bu KEŞİFTE, BU GERÇEKLERİN görülebilmesi için bahçemin mutlaka çevresinin ve geçmişinin incelenmesini haliyle bekliyor ve talep ediyorum.  Aksi, hele negatif bir görüş, sadece çevrenin, dağlık coğrafi durumun incelenmemesinden kaynaklanacak, adaletimizi TAMAMEN YANILTACAK ve HAKSIZLIĞA YOL AÇMASI KACILMAZ OLACAKTIR.

Nacizhane, kaymakamlarımızın himayesiyle belgeselini hazırlamakta olduğum Şaphane  coğrafi durumu, geçmişi, bugünü ve ayrıca dava konusu bahçem ve bilhassa yakın ve uzak ÇEVRESİ  belge ve fotoğraflarla detaylı olarak ekte sunulmaktadır. Ancak bunlar incelenince tarihi bahçemin, asırlardan beri dikili tarım arazisi olduğu ve ORMAN SAYAILAMAYACAK YERLERDEN OLDUĞU, bu çok dağlık arazi şartlarında, asırlık bahçemin ÖDÜLE layık olduğu gerçekleri daha iyi görülüp anlaşılacaktır.

Bahçem davalı Orman işletmesine bağlıdır. Bizatihi davalı İdarenin kendi uzman Orman  mühendisi, haliyle görevi gereği uzun yıllardan beri bahçemin yöresini en iyi tanıyan, elinde tüm belge, bilgileri ve her türlü haritaları bulunan bilirkişi  Murat Aydoğ bahçeyi defalarca incelmiş, mahkemeye hitaben de en tarafsız ve sadece gerçeklere dayanan dosyadaki yazılı raporunu vermiş ve  ona hiçbir şekilde hiç itiraz edilememiş, hiç  doğruluğuna söz kondurulamamıştır. Kendisini şahsen tanımam. O  da  ikram edilen bir çayı bile “ Görevimin başındayım  “ deyip reddetmiştir.      ÖZETLE:

BİLİRKİŞİ RAPORU

 

 

KONUNUN İNCELENMESİ:

 

Arazi İncelemesi :

Dava konusu parselin zeminde yaptığım incelemesinde;

-Parselin üzerinde meyve ağaçları olduğu, korunarak gelme 3 adet yaşlı çam olduğu, ( Anıt Agaç )

-Arazi incelemesi sırasında şahısların sınırlarını belirlemek için yaptıkları çağıllar olduğu,

- Uzun yıllar TARIM arazisi olarak kullanıldığından, herhangi bir ORMAN ÖRTÜSÜ bulunmadığını... tespit ettim.

 HARİTA İNCELEMESİ: 1957 basımı memleket haritasında, yeşil renge boyanmış YAPRAKLI ağaçlık ( Meyve ağaçları ) Dava konusu yer uzun yılardır tarım amaçlı kullanılmış yerdir. 1993 yılı yapımı amenajman haritasında, BÇk rumuzu ile bozuk orman olarak gözükse de, geçmişe dayalı şahısların sınırlarını belirlemek için oluşturdukları çağıllar mevcuttur, buda buranın  UZUN yıllar öncesine ait TARIM ARAZİSİ olduğunu göstermektedir. Dava konusu arazinin şu anki fiili durumu MEYVE ağaçlarından ibarettir.

Yapılan arazi incelemesi sonucunda, dava konusu yerin GEÇMİŞİ ve BU GÜNÜ   O R M A N   V A S F I N D A   Y E R D E Ğ İ L D İ R!

DEĞERLENDİRME:

-3116 Sayılı Kanuna göre ORMAN SAYILMAYAN YERLERDENDİR.

DEĞERLENDİRME:

-6831 Saylılı Kanuna göre ORMAN SAYILMAYAN YERLERDENDİR.

- 4785 ve 5658 Sayılı yasalarla ALAKALI DEĞİLDİR. “

 

ZİRAAT BİLİRKİŞİLERİ GERÇEĞİ YANSITMIŞLARDIR

BİLİRKİŞİ RAPORU

-         Meskun tarlanın etrafının tarlalarla çevrili olduğu

-         Toprak yapısının hafif meyilli, toprak karakterinin kumsal, toprak derinliği ve toprak verimliliğinin iyi olduğu mahallinde görüldü

-         4 adet aşılı armut ağaçlarının mevcut olduğu,

-         2 yıl öncesine kadar ziraat yapıldığı, ( Tahıl ) toprak karakteri bakımından, tamamen ziraata elverişli bir tarla olduğu, ORMAN VE FUNDALIKLA BİR İLGİSİNİN BULUNMADIĞI görülmüş olup, iş bu rapor tarafımdan tanzim ve imza edilmiştir. 9.08.1973

-          

                                                           Yunus DİNCARSLAN

                                                       Şaphane ve köyler Grubu

                                                                 Ziraat Teknisyeni

                                                                  ( Islak   İmzası )

 

Ayrıca tapuda da görevli yeminli mahalli bilirkişiler de, aynı gün

 

                BİLİRKİŞİ RAPORU

“ Şaphane’nin Akkum mevkiindeki, doğusu Ali Kavas tarlası, batısı kısmen dere, kısmen Mehmet Yılmaz tarlası, güneyi Fatma Kanat tarlası, kuzeyi Karamanca Köyü yolu ile çevrili ziraat arazisi tarla, Şaphane’nin Türegün Mahallesi’nden Mehmet oğlu Tahsin ÜNLÜ’ye ceddinden kalma tarla olup işlendiği, ve ilişikteki basit krokiden  ve raporun meskür sahaya ait olduğu tarafımızdan tasdik ve imza olunur. “

 

 

Yine 27.11.2014, aynı gün yapılan keşifte, Ziraat Bilirkişisi, ziraat mühendisi Alaattin KARAKULLE,  “ Dava konusu taşınmazın; ekonomik ve sürdürülebilir TARIM YAPMA POTONSİYELİNE SAHİP olması ve 5403 kanunda belirtilen DİKİLİ TARIM ARAZİSİ uyması nedeniyle, TARIM ARAZİSİ OLARAK kullanılması ÜLKE EKONOMİSİNE DAHA FAYDALI OLACAĞI kanaatine varılmıştır. (...yöre ekolojine uygun çok yıllık ağaç, ağaççık ve meyve ağacı formatındaki bitkilerin tarımı yapılan, ülkesel, bölgesel yerel önemi bulunan arazilerden olduğunu belirtikten sonra;  Dava konusu taşınmazın uzun süreden beri kullanıldığı fiili durumu itibariyle anlaşılmaktadır. İlgili kanuna göre, taşınmaz DİKİLİ TARIM ARAZİSİ niteliğindedir.  “

demekle 1973 den beri, mahalli bilirkişilerin, şahitlerin, yukarıdaki Orman bilirkişisinin beyan ve raporlarıyla da fazlasıyla aynı görüşü paylaşmaktadırlar.

Ayrıca Ziraat Bilirkişi, yerimin %5-15 arası meyil göstermektedir. Esas alanı düzlük olan yerimin uzmanlarca tam meylini ölçtürdüğümde ortalama %7 dir.

Her ne kadar, 16.12.2011 tarihli raporda, hiç bin inceleme yapılmadan sadece memleket ve meşçere haritalarına dayandırılarak, bahçemin yeşil şaha da kaldığı iddia edildiyese de, itirazımızda dayanak teşkil eden bu haritaların artık geçerli olamayacağı, zira, yine bahçem gibi tamamen yeşil sahada içinde kalan  bahçemin isim isim  tüm yakın ve uzak komşu parsellerin malikleri de gösterilmiştir. Komşu parseller  ORMAN SAYILMAYAN YERLERDEN KABUL edilerek, bahçemin tüm çevresine tapu dağıtılıp, yerimin hukuksuzluk adası haline getirildiği, aynı haritalarda tespit edilmiştir.

                       

Bu gerçeğin görülmesi üzerine, esas raporu hata üstüne hatalı hazırladıklarını ek raporda kabul ederek düzeltmek yoluna gitmişlerdir. Çevreden öğrendiğim, bu hataları tertip eden buradaki 2 Y. Mühendis, Orman İdaresinin en üst kademelerine kadar gelmiş kişiler olarak, canını alabilir  ama, ova da olsa, ruhen “ orman değildir “ dedirtilemeyecek, değerli mühendislerimizdir.

Keşifte dahi tüm bilirkişilerin ellerinde, birere bayrak gibi sallanan 3. Bilirkişi davalı orman mühendisi Murat Aydoğ’un yukarıda özetlenen raporuna hiç itiraz etmedikleri gibi tekrar teyit etmişlerdir.  Murat Aydoğ da, Sayın Mahkemeye, ağabeylere saygıdan imzası varsa da,  diğer 2 kişiye katılmadığını, belirtilen raporun gerçeği yansıttığını, huzurda bunu her şekilde tekrar teyit etmeye hazır olduğunu beyan etmektedir. (dosyada detayları )

Ek raporda, bahçemin orman sayılamayacağı anlaşılınca, bir bir diyeceğimiz de olmadı. Ancak görülen, genelde herkesin ve sayın Mahkemenin güvenini bu 2 bilirkişi sarsmış ve keşfin tekrarlanmasına karar vermiştir.

Kaldı ki, bahçemi masa başında, tüm diğer tapuları dağıtılmış yakın ve uzak komşularıyla beraber yeşil saha içinde bırakan, daha önce belirttiğim 73 nolu Orman Kadastro Komisyonu'nun yaptığı ölçü, çizim, aplikasyon ve fenni hatalarının yanı sıra, vasıf mülkiyet değişikliği doğuracak bi­çimde işlemler yapması da yasaya aykırıdır. 73 nolu Orman Kadastro Komisyonu'nun yaptığı tüm işlemler yok hükmündedir. Olayımız hukuki dayanaktan yoksundur.

    YARGITAY Yirminci Hukuk Dairesi
     E:2006/5308               K:2006/9349              T:26.06.2006

Diğer, bahçemden çok daha kötü durumdaki, haritalarda yeşil saha da görülen komşu parsellere tapu dağıtılması, işte bu 73 nolu Orman Kadastro Komisyonu'nun yaptığı tüm işlemler yok hükmünde sayılmasından, geçersiz olmasından,  dolayı yasal olarak tapuları dağıtılabilmiştir.

Önceleri açık alanda kurulmuş olan Şaphane, çok sık baskınlara uğraması sonucu, en dağlık belgenin, dağlar arasındaki en derin dere yataklarına adeta tamamen saklanmış ve Kurtuluş Savaşı da dahil, artık hiç işgale uğramamış ve KURTUUŞ GÜNÜ olmayan tek ilçedir.

ŞAPHANE DAĞLARIN EN DERİN NAKTASINDA, DERE YATAKLARINDA KURULMUŞTUR. TAPULU ARAZİLERİ DE HALİYLE EKSERİ %80 VARAN MEYLLİ ARAZİLERDEN OLUŞMAKTADIR

Dik uçurum, çoklu dağlar arasındaki Şaphane tarım arazileri binlerce yıl içinde ve halen adeta insanoğlu eliyle yeniden yaratılmıştır. Ortalama meyil %60 – 80 arasıdır. Ekseri meyilin daha fazla olduğu yakın komşu parsellerde, tarım arazilerde, ancak taraslanarak yapılabilmektedir. Bahçemin meyeli ise, belirtildiği gibi ortalama % 7 dir.

Bu KOMŞU yamacın tümüne tapuları verilmiş olup, bazı parsel sahipleri MEYİLİN %80 CIVARINDA OLMASI DOLAYISIYLA TARIMI ANCAK TARSALARAK YAPABİLMEKTEDİR.

Bu çok dağlı bölgede, tarım arazileri yaratılırken, erozyon ve fırtınalardan korunmak için çam, meşe, kavak gibi ağaçlar imdadına yetişmiştir. Günümüzde dahi, tüm tapu verilmiş, ki benim dışımda verilmeyen yer kalmamıştır, istisnasız bu ağaçlardan vardır. Bu durum hala devam etmektedir. Aynı maksatla, diğer tapuları verilmiş parselerde olduğu gibi, bahçemde de atalarımızdan emanet ve asırlardan beri koruyup kendi ellerimizle  yetiştirdiğimiz  çam, kavak ağaçları, dağınık, 3 anıt ağaç, aynı yaşta, aynı aralıkta ve düzenli olmayan  hiç ormanla ilgisi olmamıştır. Ormanın hiçbir emeği burada söz konusu değildir.

Bugün davalı Orman İdaresi, Şaphane İslamoğlu Meydanı’na, tırlar dolusu, çam ve diğer bencer fidanları yığarak, halkı anonslarla ücretsiz almaya, bahçelerine dikip yetiştirmelerini talep etmektedir. Bu eskiden beri yapmakta ve sahipli topraklarda yetiştirilmesini beklemekte ve teşvik etmektedir. Diğer taraftan aynı idare, bu tip ağaçları, nesilden nesile  asırlardan beri yetiştirip, korumuz olan bizleri TAKTİR etmek yerine, davamızda cezalandırmak, içinde doğup büyüdüğümüz yeri elimizden hukuksuz bir şekilde almaya kalkması, kendisiyle TEZAT teşkil etmektedir.

DAVALI İDARE  ŞAPHANE MEYDANINA ÇAM VE BENZERİ BİTKİLERİ TIRLAR DOLUSU YIĞARAK, HALKA KENDİ YERLERİNDE YETİŞTİRMEK ÜZERE PARASIZ DAĞITMAKTA VE BUNU SÜREKLİ TEŞVİK ETMEKTEDİR.

Memleket ve meşçere haritalarında tüm komşu parseller yeşil alanda kalmasına ve  istisnasız hepsinde  mutlaka BU tür Ağaçlardan BULUNMASINA, ortalama %60 meyil olmasına, rağmen, ORMAN SAYILMAYAN YERLERDEN kabul edilerek, gökten yağmur yağarcasına tapuları dağıtılmıştır. Hatta komşu parsellerde bu tür ağaçlar yasak olmadığına göre, çam bahçesi oluşturmuşlar ve tapularını almışlardır.

 

ÇAM YETİŞTİRİLEN TAPUSU VERİLMİŞ KOMŞU PARSEL

Dağların yamaçlarında, çok zaman aşırı meyilden dolayı       ( % 60 üzeri )Şaphane tarım arazileri taraslanarak, adeta insan eliyle yaratılmıştır. Ekteki Şaphane arazilerinin dünü ve bügünü belgesel fotoğrafları ve yer incelediğinde, ortalama %7 meyille,  tabii ve asırlık anıtsal, yaşayan, iğdeden, bademden, kestaneye kadar bölgenin her türlü meyve ağaçlarıyla buranın şartlarında en iyi meyveleri ve bahçesi olduğu görülecektir. Bilindiği gibi, buranın DEDELERİM ÇANAKKALE SAVAŞI GAZİ VE ŞEHİTLERİNDEN KALDIĞINI GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURARAK, tüm ürünlerine kendim el sürmeyip, gurbetten gelen öğrenci, memur ve yaban hayvanlarına bahşetmekteyim. ( Bu yerimin önceki malikleri Şehit ve gazi dedelerimizi Gediz Askerlik Şubesi yardımıyla çıkarmış gazi belgelerinin  bir örneği dosyamızdadır. )

BU BAHÇEM CANAKKLAE ŞEHİT VE GAZİLERİNDEN KALDIĞINDAN TÜM YETİŞTİRDİĞİM ÜRÜN VE MEYVELERE EL SÜRMEYİP, TAMAMEN HAYIRA BIRAKMKATAYIM.

Devlet maliyesi ve Çifçi Mallarını Koruma Kurulu Başkanlığı Osmanlı tapularına dayanarak, bu yerimden dolayı beni çiftçi olarak kaydetmiş ve meyveleri ve ağaçlarını koruma karşılığı, Osmanlıdan günümüze kadar, aralıksız zorla da olsa, vergilerini 2 koldan almıştır.

BAŞLANGICI OSANLIYA DAYANAN BU ÖRENEK VERGİ MAKBUZU DAHİ, TEK BAŞINA BAHÇEMİN ORMAN SAYILMAYAN YERLEREN OLDUĞUNU İSPATLAMAYA YETECEKTİR.

Şaphane’ye orman 1990 yıllarında gelmiş, Osmanlı tapusuyla şahıslara ait yerleri işgal etmiştir. Daha orman diye bir şey yokken, bilirkişilerin belirttiği gibi bahçem asırlardan beri mevcuttur. Öyle ki, meyve ağaçları nesilden nesile, dibinden tekrar yetişerek gelmektedir.

O halde,  bahçem yukarıda bilirkişilerin de belirttiği gibi hiç ormanla ilgisi olmamış VE orman sayılmayan yerlerdendir.

SONUÇ VE TALEP:

Bahçem muhakkak ki, orman sayılmayan yerlerdendir ve bu rahatça tespit edilmiştir ve bunun aklın ve mantığın gereği tekrar tespit  edilebileceğine inanmaktayım. İhtimal yoktur, ama böyle bir ihtimal olduğunda yeni bilirkişiler şu hususlara mutlaka açıklık getirmelidir.

-      Ekteki belgelerde görüleceği gibi, Memleket ve diğer haritalarda,  daha kötü durumdaki tüm komşu parseller, aynı bahçem gibi, yeşil saha da kaldıkları halde, nasıl orman sayılmayan yerler kabul edilerek, gökten yağmur yağarcasına durmadan tapuları dağıtılmıştır? ANAYASAL EŞİTLİK NERDEDİR ?

-      Tarafımızdan yetiştirilmiş 3 asırlık anıt meyve ağaçlarının yanında diğer her türlü meyve ağaçı vardır. Ağaçların yaş ortalaması 50 üzerindedir. Son kalan kütüklerinden tekrar geliştirilmişlerdir. O zaman bu bahçe nasıl olup da ormanla ilişkilendirilecektir?

-      1973 yılından son keşfe kadar tüm ziraat bilirkişileri, MAHALLİ bilirkişiler, tanıklar ve bilhassa yukarıda belirtilen orman bilirkişisi bahçemin  asırlık DİKİKİLİ TARIM arazisi olduğunu ve orman sayılamayacağını detaylarıyla açıkça belirtmişlerdir. Aksi düşülemez ama, varsayalım düşünüldü, o zaman  sayın Mahkemenin res’en seçtiği farklı bilirkişiler neden hep aynı gerçekte birleştiler? O zaman  NERDE YANILDILAR?  YALAN MI SÖYLEDİLER?

-      Osmanlıdan başlayarak  ve halen bu bahçem için 2 koldan vergi ödemekteyim. Devlet beni bu yerimden dolayı çiftçi olarak kaydetmiş, meyvelerini ve ağaçlarını koruyorum deyip, beyan yoluyla değil, Osmanlı tapuları esas alınarak, tahsildarları kapıya dikerek zorla, örnek makbuzda görüldüğü gibi vergileri amişlar ve halen de almaktadır. Bir taraftan, devlet istesen de istemesen de bu yer senindir diyerek halen vergi almakta, yerimi ORMAN SAYILMAYAN YERLERDEN GÖRMEKTEDİR. O halde  asırlık bahçemin devletin zorla vergi alıp anladığı gibi, ORMAN SAYILMAYAN YERLERDEN olduğu kendiliğinden ortaya çıktığı görülecek midir??

-      Asırlık anıt meyve ağaçları, diğer her türlü delilleriyle bahçem bilirkişilerinde belirttiği gibi, DİKLİ TARIM ARAZİSİDİR. Bunun bir kere daha görülmesini saygılarımla arz eder, ihtimal dışı ama, negatif bir görüş olması halinde de yukarıdaki belirttiğim hususların da detaylı açıklığa kavuşturulmasını arz ve talep erdim.

 

                                                  DAVACI

                                               Tahsin ÜNLÜ










Sayın

SULH HUKUK MAHKEMESİ HÂKİMLİĞİNE

                                                            G E D İ Z

 

DOSYA NO: 2013/969 ESAS

 

ŞAPHANE DAĞLIK, ENGEBELİ ARAZİDE KURULMUŞTUR

 

Nacizhane, kaymakamlarımızın desteğiyle, topladığım mümkün olan Osmanlı ve kendi arşivlerimden faydalanarak ŞAPHNE BELGESELİ HAZIRLAMKTAYIM.

 

Daha önceki açık alanda, savunma imkanı göremeyen Şaphane, dağlar arasında en derin yerde, nehir yataklarında  kendini o kadar saklamıştır ki, Kurtuluş Savaşı dahil işgal yüzü görmemiştir. Kurtuluş Savaşı'nda,  Şaphane'nin tüm komşuları istisnasız işgale uğramış, düşman bu geçit vermez, dağların arasında ve  derinliklerindeki coğrafi durumu dolayısıyla işgal edilememiş, düşman burayı bulamamış, girmeye cesaret edememiştir.. Tüm komşu il ve ilçelerin kurtuluş günleri varken, sadece şaphane'nin kurtuluş günü yoktur. Girişi olup, çıkışı olmayan yerdir.  ilçe alanı 238 km²'dir.

                       

ŞAPHANE DAĞLARIN EN DERİN YERİNDE, DAĞLAR ARASINDA KURULMUŞTUR

ŞAPHANE DAĞI ETEKLERİNDE, ÇOK ENGEBELİ DAĞLIK BÖLGEDEDİR.

Frikya ve Lidyalılardan günümüze kadar, insanlar binlerce yıllar içinde, bu dik yağ maçlarında tarım arazisi oluşturmuşlar ve binlerce yıl boyunca tarım ve hayvancılıkla geçinmişlerdir. Binlerce yıl önce bu dik dağ yamaçlarında tarım arazisi oluşturabilmek için, fırtınadan ve erozyondan korunma mücadelesinde, çam ve meşe ağaçları imdada yetişmiş, tarım arazileri kenarlarında günümüze kadar   istinasız yer verilmiştir. O günlerden kalama, bilhassa çam ağacına duyulan minnettarlık halkın iliklerine kadar işlemiştir ki  Şaphane merkezinde, çarşıda tek parkı sadece çamlarla donatılmıştır. O halde istinasız her tapu verilmiş tüm tarım arazileri kenarlarında, fırna ve erozyondan korunmak için mutlaka meşe veya çam ağacı kaçınılmazdır ve vardır.

Bu çok dağlı ve engebeli, tapuları da dağıtılmış ekseri arazi mayili ortalaması % 60 dır. Meylin %80 üzeri olan yerlerde tarım arazileri ancak teraslanarak kazanılmaktadır.

 

 

DAĞ YAMAÇLARI ANCAK TAŞ DUVARLARLA TERASLANARAK ARAZİ KAZINILMAKTADIR

 

 

Aşırı meyilden dolayı ( 80 ve üzeri ) ancak teraslanarak dere yataklarına tarım arazisi olarak tapu verilen komşu parseller.

 

Yasak olmayan, hatta TEMA'ca teşvik edilen bahçemin

tüm komşu parsellerinde, kenarlarda bulunan   çam ve

meşe orman vasfını vermemiş ve tapuları dağıtılmıştır.

 

ORMAN İLK DEFA 1990 YILLARINDA GELMİŞTİR.

Daha önce, özel bahçesinde çam yetiştirenler dışında, Şaphane dağlık tam bir boz kırdı.

Şaphane halkı seferber oldu, yatak odası pencerelerine kadar orman gelmiş oldu. Dağ taş 1990 yıllarından  sonra yeşillenmeye başladı. Fakat halk ormanın Çanakkale Savaşı’na kadar, bu savaşın şehitlerine ait yerlerin işgal edildiğini fark edemedi.  Büyük Harp, Çanakkale Savaşı dedelerimin de, yerimin devamı olan Karacakaya mevkiinde, üzüm bağları vardı. Şimdi işgal altında

 

 

İŞTE MEŞHUR ÜZÜM BAĞLARININ OLDUĞU VE ORMANIN İŞGAL ETTİĞİ MEŞHUR ÜZÜM BAŞLARI

ŞAPHANE DAĞLARI 1990 KADAR TAMAMEN BÖYLE BOZKIRDI.

 

 

 

Davalı idare daha ileri giderek, şahısların kendi yerlerinde çam ve benzeri ağaçların yetiştirilmesini teşvik edip destek vermektedir. O kadar ki tırlar dolusu bu ağaçların fidanlarını Şaphane meydanı yığıp, halka, şahıs yerlerine dikip yetiştirmelerini talep etmektedir.  Eski yanlış alışkanlıkların eseri olarak, bu ağaçlardan dolayı bir de vatandaşı neden yetiştirdin deyip, cezalandırılmaya kalkışılması, çelişki teşkil edecektir.

 

 

ORMAN İDARESİ TARAFINDAN BUGÜN, ŞAHISLARIN KENDİ YERLERİNDE YETİTİMESİ TALEBİYLE MEYDANDA DAĞITILAN ÇAM VE BENZERİ FİDANLAR.

 

Teşvikle çam bahçesi haline getirilmiş ve tapusu dağıtılan komşu parseller

 

Dava konusu bahçem, çevresi,  dere yataklarındaki aşırı meyilli yakın ve uzak komşuları ile kıyaslayınca, ortalam % 7 meyili ve içinde barındırıdığı ağaç ve ve meyve ağaçlarıyla, bölge şartları içinde, ÖDÜLE LAYİK, tarihi bahçe oldu görülecektir.

 

 

TAPULARI DAĞITILAN KOMŞU PARSELLERLE BAHÇEMİN KIYASLANMASI

 

 

 

 

 

 

 

 

BENİM ASIRLIK BAHÇEM ÇEVRESİYLE KIYASLANDIĞINDA, BIRAKIN ORMAN SAYILMAYAN YERLERDEN OLMASINI ÖDÜLE BİLE LAYIK GÖRÜLECEKTİR.

 

Yukarıdaki her en yerlerini gösterebileceğim fotoğraflardan görüldüğü gibi, bahçemin çevresi aşır dağlık ve meyilli olup, tarım arazileri dere yataklarında, yamaçlarda asırlardan beri adeta insan eliyle zorla geliştilmiştir. Durum böyle iken, devlet her ot biten yere haklı olarak gökten yağmur yağarcasına der yatağına, meyiline, çam, kavak ve meşe olup olmadığına bakmakmaksızın görüldüğü tapu dağıtmıştır. Bana senin bahçenin TARIM ARAZİSİ olduğunu herkes bilir, sayın Mahkeme haklılılğını ortaya çıkaracak denmektedir. İlk tapulam sırasında, tüm işlemler bitmiş, parsel numarasıdahi verilmişken, gurbette olduğum anlaşılanca, üzeri cizilerek kaderine terk edilmişti.

İŞTE ÇEVRESİNDEKİ TAPULU  PARSELLERLE KIYASLANAMAYACAK KADAR MUKEMMLE OLAN OLAN N BAHÇEM ÖDÜLE LAYIKKTIR.

 

 

 

Halen yaşayan 3 asırlık anıtsal meyve ağaçlarım.

 

 

50 YAŞINI DOLDURAN KİRAZ VE VİŞNE AĞAÇLARIM TEKRAR PATLAMASIYLA YAŞATMAYA ÇALIŞMAKTAYIM.

 

BAHÇEM, TAPULARI DAĞITILAN TÜM YAKIN VE UZAK KOMŞU PARSELLERLE MEMLKET VE MEŞCERE HARİTALARINDA HER NE KADAR YEŞİL ALNADA GÖZÜKMEKTEDİR. BUNLARA AYNI ŞARTLARI TAŞIDIKLARI, ÇOK DAHA KÖTÜ DURUMDA OLDUKLARI HALDE, TAPULARI DAĞITILDIĞINA, ANAYASAL EŞİTLİĞİN GEREĞİ GÖRE, TARİHİ BAHÇEME HALİYLE TAPULARI VERİLECEKTİR.

 

 

 

-------------------------------------------------------------------------------------------------

 

 

 

 

               KADASTRO GÜNCELLEMELERİNDEN SONRA YERİMİ BU ŞEKİLDE AYIRMIŞ OLUP, SAYIN MAHKEMENİN TAKTİRİNDEN SONRA DA ADIMA KAYDEDİLECEKTİR.

 

BU YERİN VERGİLERİ  1 ASIRDAN BERİ ARALIKSIZ ÖDENMEKTEDİR.

 

Bu bölgenin Osmanlı Tapularıyla, meşhur üzüm bağları olduğu Osmanlı dönemden başlamak üzere aralıksız vergileri takip edilmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında, gezici tahsildarlar, bahçemizi Osmanlı tapularından biz mirasçıları tespit etmişlerdir.  O zaman bayan diye bir şey yok. Dava konusu yer sizindir, tespit ettik diyerek, tahsildarlar kapıya dizilmiştir. Yoksul zamanımızda, yerin sahibi olarak annemden ve daha sonra  zorla benden hem devlet,  hem de silahlı kolluk gücü olan Şaphane Çiftçi Mallarını Koruma Başkanlığı, benim çifçi olmam sıfatı ile, bahçemi ve orada yetişen ürünleri koruması karşılığı bu günlere kadar gelen vergi almışlardır. Dosyada ve tekrar ekte olan yazımda,  bir örneğini sunduğum yarım asırlık resmi tahsilat makbuzu dahi, başka hiçbir şey gerektirmeksizin, devlet burası senin deyip, Şaphane Çiftçi Mallarını Koruma Başkanlığı da bahçeni ve meyvelerini koruyorum diyerek 1 asırdan beri ve  halen  vergi almaları, bahçemin tek başına bana ait olduğunu ispatlar

 

Sunumunu yapmaya çalıştığım bahçem ve çevresi incelenince  ORMAN SAYILAMAYACAĞI daha iyi görülecektir.

 

 Gerçekler tek olduğuna göre, İşletme Orman Mühendisi Murat AYDOĞ’ raporu gerçekleri dile getirdiği bir kere daha görüleceği umudundayım.

Sayın Mahkemeye ve yeni bilirkişi heyetine saygılarımla arz ederim.                                                 DAVACI

                                                                 Tahsin Ünlü

 

 

 

 

 

 


Yorumlar - Yorum Yaz


Hava Durumu
Anlık
Yarın
15° 5°
Saat
ŞAPHANE KÜLTÜR, TANITMA, GELİŞTİRME VE CEVRE DERNEĞİ
ŞAPHANE'NİN GELECEĞİ
DESTEĞİNİZİ ACİLEN BEKLİYORUZ.
ŞAPHANE HALK KAHRAMANI " İSLAMOĞLU " Adlı eser büyük bir çilt halinde bitmek üzeredir. Basıma vermeden önce, bildiklerinizi bildirme zamanıdır. Kitap tam olsun!
ŞAPHANE KÜLTÜR DERNEĞİMİZ,
ŞAPHANE DERTLERİ HARMAN,
SENİN YARDIMIN MUHAKKAK ŞAPHANE'YE DERMAN
.
HESAP NUMARASI
ŞAPHANE ZİRAAT BANKASI
796 51917650-5001
 
DESTEĞİNİZ ŞAPHANE'Yİ DAHA DA GÜÇLENDİRECEKTİR. DESTEĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜRLER