• ŞAPHANE MEYDANININ TABİİ İSMİ OLAN " ŞAPHANE HALK KAHRAMANI MUSTAFA İSLAMOLU " ADI VERİLMELİDİR. DÜNYACA TANINAN TEK KAHRAMANIMIZIN İSMİNİN VERİLMESİ ÇOK GEÇ KALMIŞTIR
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.

HAYVAN HAKLARI




KİM BU ŞAPHANE’NİN CENNETLİK HANIMI?

Kimin cennetlik olacağını ancak Allah bilir. Çok az sayıda da olsa, Allah bunu kuluna da malum etmiştir.

Ben uzun zaman Mekke ve Medine’de ve İslam ülkelerinde araştırmalar yapmak üzere kaldım. Oralarda hep dillerde olan ve yurdumuzda da her müslümanın bildiği “ CENNETLİK ADAM “ hikayesi vardır. Hikaye özetle şöyledir;

“ Dünyanın en kötü adamı denen kişi bir kasabada yaşar. Hocalar toplanır. Şu kötü adam bir gün ölürse, ortadan kaybolalım ve cenazesi ortada kalsın derler.

Ne var ki, hepside rüyalarında bu kişinin CENNETLİK olduğu müjdelenir. Ertesi gün hocaların tümünün aynı rüyayı görmüş olmaları onları oldukça şaşırtmıştır.

Bu erken yatacağız ve neden bu kötü adamın cennetlik olduğunu soracağız derler.

Bu da malum olur. Kötü adam dağlarda dolaşırken, susuz kalmış ve bayılacak hale gelmiştir. Nihayet bir kuyun dibinde biraz su görür. Lastik ayakkabısına ip bağlar uzun uğraşılardan sonra, bir bardak kadar su çıkarır. Son halindeki kötü adam suyu ağzına götürürken, feryat içinde, yanında bir soluk duyar.

 Dili dışarı fırlamış, aynı şekilde bir KÖPEK, suyu beklemektedir.

Kötü adam, ne yapacağını şaşırır. Ben nasılsa öldüm sayılır. Bari şu zavallı köpek bari KURTULSUN DER VE SUYU ÖNÜNE KOYAR. SUSUZ KÖPEK ANINDA SUYU İÇER VE KAYBOLUR.

Kötü adamında,  o anda nasılsa susuzluğu gitmiş, kendiniz testiler dolusu su içmiş gibi olmuştur.

O zaman ellerini havaya kaldırarak,

“ YARABBİ NE GÜZEL BİR MUCİZE GÖSTERDİN. EGER BEN O BİRAZCIK SUYU ZAVALLI KÖPEGE VERMESEYDİM, BANA DA DERMAN OLMAYACAK, HEM BEN HEM DE ZAVALLI KÖPEK ÖLECEKTİ. Şimdi anlıyorum ki o köpeği sen beni denemek için yolladın. Ben samimi olarak, son suyumu köpege vererek, bir can için fedakarlığımı gösterdim ve KURTULDUM. Sen daha çok suyla beni duyurdun. Günahlarıma af diliyorum, tövbe  ediyorum. “ der.

Bu kişi rahmete kavuştuğunda, mahşeri kalabalık oluşur ve hep bir ağızdan, “YARABBİ AHİRETTE BU KULUNUN YANINDA KOMŞU OLMAYI NASİP EYLE. “ nidaları arşa yükselir.

Demek ki, CENNETLİK kişiler kula da malum olabilmektedir.

Gelelim Şaphane’nin cennetlik hanımına;

Bu cennetlik hanımın evi, çaresiz kalmış, hasta sokak kedileriyle dolu. Onları tedavi ettiriyor. Özel kulübeler yaptırmış. Kulübeler 5 yıldızlı otel gibi, kat kat, tertemiz yatak ve battaniyeler içinde. Şu kış günlerinde üşümesinler diye bir de ısıtıcıları var.

Köpekler çok hisli hayvanlardır. Araya araya kimi bulmuşlardır dersiniz. Tabii ki, bu cennetlik hanımı.

Kangal ANNE VE 4 YAVRUSU ile ona sığınmışlardır. O da bunları bağrına basmış ve günde 15 -  2o ekmek alarak, onlara yemekler yapmaktadır. Hiç aralıksız tencere kaynamaktadır.

Bu insan üstü uğraşıdır. Eşi ve ailece bu yükün altında ezilseler de, hiç de şikayetçi değildirler.

Eğer bu köpekler saldırgan, vahşi ve hissiz olsaydı, daha önce hiç tanımadıkları, ilk gördükleri bu cennetlik hanıma ve ailesine saldırırlardı. Tam aksine hisleriyle, onların hayvan sever olduklarını keşfetmişler ve bu aileye sığınmışlar, candan dost olmuşlardır.

Bu yetmiyormuş gibi, bir az da olsa, kötü komşular ortaya çıkmakta, neden bunlara yiyecek veriyorsun, neden alıştırıyorsun demektedirler. Çok hisli ve insanlara saldırmayı düşünmeyen bu hayvanları anlamak lazım. Eğer daha baştan DÜŞAMAN gözüyle değil de, dostça ve sevgiyle yaklaşınca, bakın ne kadar uysallardır.

Ben de ilk defa gördüm. İlk görünce, hep insanlardan zarar geldiği için hırlamaya başladılar.  Yaklaşma saldırırız demek istediler herhalde. Ben elimde asla sopa gibi bir şey olmadan, “  KIZIM “  diye seslendim. Nasılsınız ? diye sordum. Birden zarar gelemeyeceğini anladılar, sesi kestiler. Hele ALLAH RIZASI için bir lokma verince müthiş dost olurlar.

Elinde değnek, kovalayarak yaklaşınca, köpek kendini korumak durumuna geçiyor.  Bu kötü komşuya bunu öğretmek gerek.

Örnek olarak İzmir’de meydan ve parklarda, alış veriş merkezlerinde ve çevresinde, kötü imaj yaratmasın diye asla kedi köpek bulundurulmazdı.

Çağ değişti. Barınaklarda, insan sevgisiz olamayacağı anlaşıldı. Şimdi belediye ve hayvan severler, sokak köpeklerinin bakımını yapıyor, kısırlaştırıyor, kulaklarına işaret konuyor ve alışkın oldukları mahallelere bırakılıyor. Parklar, meydanlar bu dostlarla dolu ve buralara medeniyet geldiğinin işareti.

İzmir KOÇTAŞ’da çok ilgimi çekti. Kapıda aslan büyüklüğünde bir köpek, tam kapı girişinin serin havasından faydalanarak boydan boya uzanmış, çoktan dalmış.

Mağazaya akan bir insan seli var. Çocuklu anneler, yaşlı hanımlar, normalde bağırıp çağırıp, kaçışmaları gerekirken, bu dev köpekleri rahatsız etmemek için özen gösteriyorlar, tek ayak basarak, daracık yerden köpeğin yanından girip çıkıyor, bundan zevk alıyorlar. Daha önceleri olsa, kapıda bekleyen güvenlikçilere, “ AT ŞU KÖPEĞİ KAPIDAN, NEDİR BU YA! “ derlerdi. Eğer bunu biri dese, halk onu orda rezil eder.

Bu durumu gören çocuklar, her yönden daha iyi ve medeni yetişeceklerdir. Şaphane’de böyle bir nesil yetişmediği için, kestirme yoldan ve barbarca bu hayvanların yok edilmesi yoluna gidilmekte.

Bu cinayete bir de belediye görevlileri karıştırılmakta, “ ATIVER “ şunları dendiğinde, atıveriyorlar. Herhalde onlarda yasal durumun, insanlığın  farkında olmadan, zaman zaman bu isteklere cevap verdikleri görülmektedir. Tinerci çocuklar var. Çevreye ne kadar zaralı ve bazen ölemle biten cinayetlere kadar gidiyorlar. Onları da atıverseler ya. HAYVAN SEVGİSİ OLMAYANDA, NE DİN DİN, NE İMAN, NE MERHAMET OLMAZ.

Belediye düşen, barınaklar yaparak, köpeklere bakmak değil, bu çok fazla beklenti olur, bunlara yardımcı olmak,  enerjini müspet yönde kullanarak, aşılarının yapılmasında yardımcı olmak, kötü niyetli komşuları eğiterek, hayvan sevgisi aşılamak olmalıdır.

Şaphane, ara sıra personelini ALACATI gibi, belgelere götürerek, medeniyetin, insanlığın yaşadığı yerleri göstermelidir.

İzmir Alacatı’da, uzun yıllardan beri, sakak hayvanları 5 yıldızlı lokantaların, esnafla, belediye ile iç içe yaşamaktadır.

Süper lüks lokantada, o zengin turistlerinin yemek yediği masaların altında, sakin sakin uyuyan dev köpeklerle dolu.

Toklar, rahatlar, insanlara çok iyi dostlar. Ben orada iken, esnaf isimlerin biliyor. “ Hadi kızım bir haylayıver “ denince, köpek nazlana nazla bir yüksek yere çıkarak, rica üzerine havlayıverdi. İnsanlar bu sese hasret olmalılar ki, bir alkış tufanı gitti. Netice, Alacatı’nın refah düzeyi ve zenginliği, Avrupa şehirlerinin çoğunu geride bırakmıştır. Oradaki halk, çocuklar bunu görerek, daha çocuktan insani yetişiyor.

Medeniyetten uzak kalmış, bizim gibi yerler, halkımız,  belediyemiz personeli mutlaka en azından ALACATI kasabası gibi yerleri görmeli, insanların medeni olduğu yerde, hayvanların da ne kadar medeni olabileceğine şahit olacaklar ve bu hayvanlara karşı tutumları değişecektir. Artık medeniyet, insanlık bu anlamda Şaphane’de yeşermelidir. Adaylar buna, hayvan aklarına  da yer vermelidir.

Bu kadar zavallı sokak kedileriyle yeterince bakarken, bir de kangal anne ve 4 yavrusu gelmiştir.  Artı kötü niyetli komşu vardır. Allah dayanma gücü veriyor. Ama daha ne kadar. Bu hanıma mutlaka yardımcı olmak dinimizin, insanlığın medeniyetin bir emridir. Çocuklarımız da daha medeni, yardım sever yetişecektir.

Bu kangal anne ve 4 yavrusu, bu zor şartlar altında bile çok mutludurlar. Anne her an yavrularını yanından ayırmamakta, onları çok sevmektedir. Kim ki bu anne ve yavrularına zarar verir, dağılıp yok olmalarına yol acarsa, kendi aile ve çocuklarını da tehlikeye atıyorlar demektir. Bunlar kendilerini ve ailesini İLAHİ ADALETTEN kurtaramayacaklardır.  Denemesi serbest.  

Emekli belediye temizlik işçisi “ Bana hayvanlara nasıl eziyet ettirdilerse, aynısını fazlasıyla yaşadım “ demişti. Halen sağ.

Geçmişten de biliyoruz ki, mahşerde, adaletin durduğu yerde, İLAHİ ADALET başlar. Ancak İLAHİ ADALET daha da acıdır. Nesiller boyu sürer.

 

Bu din adı üstünde, inanmak ve iman etmektir. Ben de nacizhane, bu hanımın karşılık, şan şöhret beklemeden, ALLAH RIZASI İÇİN, içinden geldiği için bu kadar iyi olabilmektedir.

Ben de bu durumu görünce, inadım ve iman ettim ki, bu hanım İNŞALLAH CENNETLİKTİR.

 

Şaphane halkı, HAYVAN KORUMA DERNEKLERİ, VETERİNERLERİMİZ, BASIN onu yalnız mı bırakacağız.

KİM BU CENNETLİK HANIM DERSİNİZ?

 

NOT: Bu yazımızdan sonra, köpeklerin sahibi olduğunu iddia eden bir genç anne köpeği ve yavrularını alarak  götürmüştür. Sanırım  iyi de bakacaktır. Etrafındakiler ona da yardımcı olmalıdır.

Bu arada Sayın  Prof. Dr. Veysel EROĞLU da, sahipli,sahipsiz tüm köpeklerin birer kimliği olacaktır. Sahipsiz köpekler de sahip çıklacak, aşılanacak, kısırlaştırılacaklar. Hayvanlara sahip olanlarda, bunları sokağa terk edenler de cezalandırılacak. Sağ olsun Sayın Bakan.







Yorumlar - Yorum Yaz
Hava Durumu
Anlık
Yarın
15° 5°
Saat
ŞAPHANE KÜLTÜR, TANITMA, GELİŞTİRME VE CEVRE DERNEĞİ
ŞAPHANE'NİN GELECEĞİ
DESTEĞİNİZİ ACİLEN BEKLİYORUZ.
ŞAPHANE HALK KAHRAMANI " İSLAMOĞLU " Adlı eser büyük bir çilt halinde bitmek üzeredir. Basıma vermeden önce, bildiklerinizi bildirme zamanıdır. Kitap tam olsun!
ŞAPHANE KÜLTÜR DERNEĞİMİZ,
ŞAPHANE DERTLERİ HARMAN,
SENİN YARDIMIN MUHAKKAK ŞAPHANE'YE DERMAN
.
HESAP NUMARASI
ŞAPHANE ZİRAAT BANKASI
796 51917650-5001
 
DESTEĞİNİZ ŞAPHANE'Yİ DAHA DA GÜÇLENDİRECEKTİR. DESTEĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜRLER