• ŞAPHANE MEYDANININ TABİİ İSMİ OLAN " ŞAPHANE HALK KAHRAMANI MUSTAFA İSLAMOLU " ADI VERİLMELİDİR. DÜNYACA TANINAN TEK KAHRAMANIMIZIN İSMİNİN VERİLMESİ ÇOK GEÇ KALMIŞTIR
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.

ŞAPHANE EVLATLARI

Hasan PETEK

 

 

 

 

Bölüm: Hukuk Fakültesi
Ofis: 104
E-posta: hpetek@yahoo.com
Telefon: 1461

Eğitim

  • Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Özel Hukuk Doktora Programı-2004, İzmir
  • Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Özel Hukuk Yüksek Lisans Programı-2001, İzmir
  • Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Hukuk-1996, İzmir

Tecrübe

  • Dekan Yrd. Gediz Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Sep. 2009
  • Yrd. Doç. Dr. Gediz Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Jul. 2009
  • Dekan Yrd. İzmir Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Nov. 2008- Jul. 2009
  • Yrd. Doç. Dr. İzmir Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Nov. 2008- Jul. 2009
  • MYO Md.Yrd. DEÜ Adalet Meslek Yüksekokulu, Oct. 2007- Oct. 2008
  • Yrd. Doç. Dr. DEÜ Hukuk Fakültesi, Jul. 2006- Nov. 2008
  • Araştırma Görevlisi DEÜ Hukuk Fakültesi, Jan. 1996- Jul. 2006

Araştırma Alanları

  • Medeni Hukuk, Borçlar Hukuku, Spor Hukuku, Sağlık Hukuku

Öğretim Alanları

  • Kişiler Hukuku, Aile Hukuku, Eşya Hukuku, Miras Hukuku, Borçlar Hukuku, Spor Hukuku, Sağlık Hukuku

Seçilen Yayınlar

(Yayınlanan yayınlar SCI, SCI Exp.,SSCI and AHC içinde * gösterili)

Akademik Dergiler

  • Hasan Petek, "Sporcu Yaralanmalarında ve Ölümlerinde Hukuka Uygunluk Sebepleri", Halûk Konuralp Anısına Armağan, C.3, Ankara 2009, Jun. 2009, pp. s.747-772
  • Hasan Petek, Evrim Erişir, "Türkiye Futbol Federasyonu’nun Hukukî Niteliği", Terazi Mart 2008, Mar. 2008, pp. s.197-205
  • Hasan Petek, "Özel Vesayet (Aile Vesayeti)", Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 2008/1, Jan. 2008, pp. s.275-304
  • Hasan Petek, "Amalgam Diş Dolgusu Nedeniyle Diş Hekiminin Hukuksal Sorumluluğu", İstanbul Barosu Dergisi 2008/1, Jan. 2008, pp. s.79-92
  • Hasan Petek, "Taraftarları Sebebiyle Federasyonların ve Kulüplerin Sorumluluğu; Taraftar Hangi Tarafta?", Terazi Kasım 2007, Nov. 2007, pp. s.127-141
  • Hasan Petek, "İnsan Cesedi Üzerinde Bilimsel Araştırmalar Yapılması", I. Uluslararası Tıp Etiği ve Tıp Hukuku Kongresi Bildiri Kitabı, İstanbul, Oct. 2007, pp. s.503-523
  • Hasan Petek, Şeref Ertaş, Bilgehan Yeşilova, "Futbolcuların Haczi Mümkün mü?", Terazi Eylül 2007, Sep. 2007, pp. s.69-82
  • Hasan Petek, "Der vorübergehende Vereinswechsel von Fussballspielern nach türkischem Recht", Prof.Dr.Ünal Narmanlıoğlu’na Armağan, DEÜHFD 2007/Özel Sayı, İzmir 2007, Jun. 2007, pp. s.721-738
  • Hasan Petek, "Çocuklar Üzerinde İlaç Araştırmaları Yapılması", Legal Hukuk Dergisi, Ocak 2007, Vol. 5, No. 49, Jan. 2007, pp. s.45-82
  • Hasan Petek, "Güzelleştirme Amaçlı Estetik Ameliyatlardan Kaynaklanan Hukukî Sorumluluk", DEÜ Hukuk Fakültesi Dergisi, 2006/1, Jan. 2006, pp. s.177-239
  • Hasan Petek, "Sportif Faaliyetlerden Kaynaklanan Çevre Kirliliği Sebebiyle Çevre Kanunu’na Göre Sorumluluk", DEÜ Hukuk Fakültesi Dergisi, 2005/2, Jun. 2005, pp. s.165-225
  • Hasan Petek, "Mirasçılık Sıfatını Sona Erdiren Sebeplerin Mirasbırakanın Serbestçe Tasarruf Edebileceği Kısım Üzerindeki Etkisi", DEÜ Hukuk Fakültesi Dergisi, 2002/2, Jun. 2002, pp. s.139-172
  • Hasan Petek, "Miras Hukukunda Artık Tereke ve Paylaşımı", İzmir Barosu Dergisi 2001/4, Oct. 2001, pp. s.100-111
  • Hasan Petek, Seyfullah Edis, Aydın Zevkliler, Şeref Ertaş, Durmuş Tezcan, "Yenilik Doğurucu İşlemden Rücu Etmek Mümkün mü? (Bir Yargıtay Kararının Düşündürdükleri)", Prof.Dr.Turhan Tûfan Yüce’ye Armağan, İzmir 2001, Jan. 2001, pp. s.29-44
  • Hasan Petek, "Medeni Usul Hukukuna Hakim Olan İlkeler Işığında Boşanma Davaları", İzmir Barosu Dergisi 2000/3, Jul. 2000, pp. s.11-54
  • Hasan Petek, "Die Spielerlizenz im Deutschen Berufsfussball", Prof.Dr.Seyfullah Edis’e Armağan, İzmir 2000, Jan. 2000, pp. s.509-530
  • Hasan Petek, "Ölüm Nedeniyle Manevi Tazminat ve Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Hakkında Bir Yargıtay Kararı İncelemesi", Manisa Barosu Dergisi 2000/1, Jan. 2000, pp. s.41-54

Takibat

  • Hasan Petek, "İnsan Cesedi Üzerinde Bilimsel Araştırmalar Yapılması", Organ ve Doku Naklinde Tıp Etiği ve Tıp Hukuku Sorunları, Antalya, Oct. 2007, I. Uluslararası Tıp Etiği ve Tıp Hukuku Kongresi Bildiri Kitabı, İstanbul 2007, pp. s.503-523

Kitaplar

  • Hasan Petek, Şeref Ertaş, "Spor Hukuku", Yetkin, 01/06/2005
  • Hasan Petek, "Profesyonel Futbolcu Sözleşmesi", Yetkin, 01/01/2002
  • Hasan Petek, "Taşınmaz Malikinin Hukuka Uygun Taşkınlıklardan Sorumluluğu (TMK.m.730/II)", Yetkin, 01/01/2005
  • Hasan Petek, "İlaç Üreticisinin Hukuki Sorumluluğu", Yetkin, 01/06/2009

Belirtilen Yayınlar

  • İlaç Üreticisinin Hukuki Sorumluluğu, 01/06/2009 / Citied to: Çocuklar Üzerinde İlaç Araştırmaları Yapılması / Hasan Petek
  • Tenkis Davalarında Mirasbırakanın Tasarruf Nisabının Hesaplanması, 01/06/2008 / Citied to: Mirasçılık Sıfatını Sona Erdiren Sebeplerin Mirasbırakanın Serbestçe Tasarruf Edebileceği Kısım Üzerindeki Etkisi / Hasan Petek
  • Depremden Doğan Zararların Tazmininde Zamanaşımının Başlaması ve Süresi, 01/01/2008 / Citied to: İnsan Cesedi Üzerinde Bilimsel Araştırmalar Yapılması / Hasan Petek
  • Hasta Hakları Açısından Hekimin Özen Borcu, 01/11/2007 / Citied to: Güzelleştirme Amaçlı Estetik Ameliyatlardan Kaynaklanan Hukukî Sorumluluk / Hasan Petek
  • Futbolcuların Haczi Mümkün Mü?, 01/09/2007 / Citied to: Profesyonel Futbolcu Sözleşmesi / Hasan Petek
  • İş Hukukunda Profesyonel Futbolcu, 01/01/2007 / Citied to: Profesyonel Futbolcu Sözleşmesi / Hasan Petek
  • Spor Hukuku, 01/01/2007 / Citied to: Profesyonel Futbolcu Sözleşmesi / Hasan Petek
  • Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu, 01/01/2007 / Citied to: Profesyonel Futbolcu Sözleşmesi / Hasan Petek
  • Bina ve Diğer Yapıların Yapılışlarındaki Bozukluklardan veya Bakımındaki Eksikliklerden Dolayı Paydaşların Sorumluluğu, 01/01/2007 / Citied to: Taşınmaz Malikinin Hukuka Uygun Taşkınlıklardan Sorumluluğu (TMK.m.730/II) / Hasan Petek
  • Medeni Usul Hukukunda Delil Listesi, 01/01/2007 / Citied to: Medeni Usul Hukukuna Hakim Olan İlkeler Işığında Boşanma Davaları / Hasan Petek
  • Spor Hukuku, 01/01/2007 / Citied to: Spor Hukuku / Hasan Petek, Şeref Ertaş
  • Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu, 01/01/2007 / Citied to: Spor Hukuku / Hasan Petek, Şeref Ertaş
  • İş Hukukunda Profesyonel Futbolcu, 01/01/2007 / Citied to: Spor Hukuku / Hasan Petek, Şeref Ertaş
  • Eşya Hukuku, 11.Bası, 01/01/2006 / Citied to: Taşınmaz Malikinin Hukuka Uygun Taşkınlıklardan Sorumluluğu (TMK.m.730/II) / Hasan Petek
  • Spor Hukuku, 01/06/2005 / Citied to: Profesyonel Futbolcu Sözleşmesi / Hasan Petek
  • Spor Hukuku, 01/06/2005 / Citied to: Taşınmaz Malikinin Hukuka Uygun Taşkınlıklardan Sorumluluğu (TMK.m.730/II) / Hasan Petek
  • Destekten Yoksun Kalma Tazminatı, 01/01/2004 / Citied to: Ölüm Nedeniyle Manevi Tazminat ve Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Hakkında Bir Yargıtay Kararı İncelemesi / Hasan Petek

Bilimsel Toplantılar

  • Menapoz, Osteoporoz, Kadın Hastalıkları ve Doğumda Yasal Sorunlar "İzmir", 29/05/2009, Başlık:Kadın Hastalıkları ve Doğum Hekiminin Hukuki Sorumluluğu
  • Sporda Hukukun Rolü Paneli-2 "İzmir", 13/12/2007, Başlık:Sporda Şike ve Teşvik Primi
  • Sporda Hukukun Rolü Paneli "İzmir", 21/12/2006, Başlık:Sporcu Sözleşmeleri

 

 



 



TBMM
İNSAN HAKLARI İNCELEME KOMİSYONU BAŞKANLAIĞINA



Konu: HUKUKA KARŞI CİNAYET, DOLANDIRMA VE BÜYÜK    SOYGUN



Devletin 
MEŞRUTİYETİNİN tekrar kazandırılması,  DEVLETZELERİN mağduriyetlerin ortadan kaldırılması.



4 yıllık ekonomi tahsil etmiş olup, kendimi, her T.C. vatandaşını üzen,
rahatsız eden, memleketimin kanayan yarası, her şeyin başı, unutulan EKONOMİ
TERÖRÜ araştırmalarına adadım ve desteklerinizle bu konuda tez ve kitap
hazırlamaktayım. İstiklal Marş’ımızda ifadesini bulan, korkmayan, HAKKA tapan biriyim.
Ne mahalle karakoluna, ne de  o anlamda
bankaya yolu düşmemiş, ailesinin yanında sade, sıradan Anadolu kızı bir T.C.
vatandaşıyım. Bu soygun ve cinayetlerden hiç ilgim olmadığı halde sade bir
vatandaş olarak utanıyor ve kendimi  o
insanların yerine koydukça  her gün
kabuslar görüyorum. BÜYÜK SOYGUNU daha iyi anlayabilmek için sizlerin de bir
kere kendinizi onların yerine koymanız yeterli olacaktır.



 



Aşağıdaki kısa araştırmam dahi, sizin de göreceğiniz gibi, BÜYÜK SOYGUNDA
devlet yok, hukuk yok, Başbakan tarafından KAPANACAK BANKA YOKTUR deyip,
dolandırılmış, intihara zorlanmış kitleler var. Ağır işkence ise halen daha da
ağırlaştırılarak devam etmektedir.





Şükür memleketimizin yakın tarihimizde yapılan hukuksuzlar ve haksızlıkların
makamı ve rütbesine bakılmamaksızın 
DOKUNULMAZLARA ilk defa dokunulmuş ve  adalet önünde hesabı sorulur olmuştur. Hakka
ve adalete dönülmektedir. Helal ve haramı ayırt edebilen, her mağduriyeti,
halksızlığın bildirilmesini bekleyen, sağ olsun bir başbakanımız var. Sayın Başbakanımız
Recep Tayyip ERDOĞAN, benim tanığım beyefendi ise, bu unutturulmak istenen devlet
eliyle işlenen CİNAYETLER VE SOYGUN da kendisine doğru aktarılırsa, dur diyecek
ve en azından acilen mağduriyetlere son verecek ve  devletimizi MEŞRUDİYETİNE kavuşturacaktır..Bundan
cesaret almaktayım. Türkiye HUKUK DEVLETİ adaylığında hızla yol alması
sevindiricidir.



 



İlk defa bu kadar açık ve hukuka karşı hile ile, DEVLETZELER intihara sürüklenmiş
ve çok kişi intihar etmiştir. Bunlar ilk EKONOMİ ŞEHİTLERİDİR. Burada da,
basın, yayın ve devlet adamlarının görüşlerinden, yazılarından ve yayınlardan
anlaşılacağı üzere,  banka mudisi için
hukuk, devlet ve adalet anlayışı gösterilmemiştir. DEVLETZELER kaderi, pamuk
ipliğine bile bağlı değilken, “ BİZ 70 
SENTE MUHTACIZ, DEYİP VATAN MİLLET İÇİN” çağrılan ve buna uyan  gurbetçiler, dövizlerini getirme cesaretini
gösterip, çok acı kazandıkları, alın teri dövizlerini kendi ülkelerinde, kendi
başbakanları tarafından dolandırılmış, VATAN, MİLLET, SAKARYA için kaybettirilmiş
halen ortada kalmışlardır.  Diğer gaziler
gibi, haliyle onları da GAZİ rütbesine çıkarmıştır. Anma günleri, yasa dışı
bankanın baskınla kapattırıldığı gün her 23 Nisandır. Her devletzede bu günü
iliklerinde hala hissetmektedir.



ilk  ekonomi şehitleri, GAZİLERİ,
mağdur ve kayıp edilen, intihara zorlanan çok değerli gurbetçi kitlesi hiç
dikkate alınamamış ve unutturulmuş, hakka ULAŞMALARINA, TBMM  ve devlet asla izin vermediğini aşağıdaki
belge ve bilgilerden, vicdanlı bakan ve devlet adamlarından bile çok rahat
görmekteyiz.. O kadar ki artık halen devam eden zulme dur diyen yok ve böyle
bir girişim de  bilinmemektedir.



 



T.C. tarihinde bir çok
badireler atlatmıştır.  Başta basınımız
ve bilhassa KANAL D ‘NİN yaptığı yayında, bu kadar da olmaz dedirten, şeytanı bile
şaşırtan, dünya tarihinde ilk defa devlet gücünü elinde bulunduranlarca,  devlet eliyle aynı Texas’da olduğu gibi, banka
soygunu, BÜYÜK SOYGUNU ortaya sermiştir. Mahkeme kararlarında, dosyalarında ve
basında, yayında, büyük SOYGUNU bilakis BAŞBAKAN TANSU ÇİLLER  ve çevresi 
başrolleri oynadıkları açıkça gösterilmiştir. Özetle:




  • BU BANKALARIN
    BATMA GEREKÇESİ “ MALİ KRİZ OLARAK ” KAMU-
     



OYUNA SUNULMUŞTU. GERÇEK:  İHMAL, KUSUR ve KASIT.   



                                        YİNE
YÜCE DİVAN YOLU



DYP lideri Tansu  Çiller’in 
başbakan oldugu 1994’te TYT, Marmara ve Impexbank batmiş ve batma
gerekçesi mali kriz olarak kamuoyuna sunulmuştu. Ancak banka magdurlarindan
Zerrin ve Sedat Hasan Kalyoncu’nun TYT Bank aleyhinde açtiklari davanin
sonucunda,
BATMA
NEDENININ O DÖNEMDE EKONOMIDEN SORUMLU OLAN KISILERIN 
I H M A L,  K U S U R  ve  K A
S T I  oldugu kararina varildi
.



Danıştay
10. Dairesi’nin kararında, TC. Merkez Bankası Hazine ve Dış Ticaret
Müsteşarlığı’nı iki kez uyardığı  ancak
Hazinenin bu uyarıları dikkate almadığı belirtildikten sonra, “ Merkez
Bankası’nın uyarı niteliğindeki yazısına rağmen söz konusu bankanın işlemlerini
incelemeye almayan ve bankanın yurtdışına döviz depolamaya göz yumduğu yolunda kanıtlar bulunan dönemin Hazine Müsteşarlığı yöneticileri
hakkında ceza kavuşturması açılması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Meclis
soruşturma açarsa, eski Başbakan Çiller, Yüce Divana gidebilecek.”  ( 10.03.1998 Ayfer Selamoğlu’nun yazısı)



 



“ ÇİLLER, BANKA BATIRMAK SUÇUYLA YARGILANABİLECEK



Danıştay, dönemin Hazineden sorumlu Devlet Bakanı ve
Başbakanı Tansu Çiller’e,
“ görevi ihmalden” Yüce Divan kapısını
aralayabilecek bir karar verdi. Danıştay 10. Dairesi, TYT Bank’ın batmasından
Çiller başbakanlığındaki ‘ ekonomi yönetimini ’ sorumlu tuttu. Çiller’e
yargılama vizesi veren karar Danıştay İdari Dava daireleri Genel Kurulu’ndan
geçti ve davalı idare olan Başbakanlık’ a tebliğ edildi. ... Meclisin vize
vermesi halinde de Yüce Divan’ da dava açılabilecek. Maddi manevi tazminat
talebinde :
Danıştay Savcısı Sinan Yörükoğlu
maddi, Tetkik Hakimi Yakup Bal ise hem maddi hem manevi tazminata
hükmedilmesini istedi.
” ( (Hürriyet 13.03.1998 ) 



 



Tufan TÜRENÇ 
Yazıyor :
“... Çiller hesabını verememiş bir
politikacıdır. Yüce Divana gitmesi onun sonu olacaktır. Ama Türkiye, Tansu
Hanım’ı  siyasi dengeler nedeniyle bir
türlü adaletin karşısına çıkarmayı beceremedi. ... Daha da kötüsü, halkın her
fırsatta yalan söylemiş, onu kandırmış, politik gücünü kullanarak servetine
servet katmış, ancak hesap vermekten her zaman kaçmış bir politikacı…



 



Ne yazk ki, adında, MİLLET ve BÜYÜK olan GAZİ TBMM, düşmanı meydan
savaşların yere sermiştir. Ancak  sayın
Tufan TÜRENÇ  yazından anlaşılan,
karanlık güçlere , hatırlı ve ebedi dokunulmazlara karşı, o zamanki TBMM ise,
savaşı daha kendi çatısı altında kaybettirmiştir. Millete karşı olan soygunda,
büyüklüğünü gösterememiş, millet soyulurken, yazıda adı geçen  ve durumunu 
anlatıldığı Tansu ÇİLLERİ  korumuş
ve adalet önüne çıkmasını, onun sonu olarak görmüş ve kurtarmıştır. Şimdi
bugünkü Sayın TBMM’den, bu hatanın düzeltilmesi ve yok dencek kadar az
kalmış  devletzedelerin mağduriyetlerinin
giderilmesi fırsatının iyi değerlendireceğini, devlete meşrutiyet kazandıracağını
ümitle beklemekteyiz. TBMM bir kere büyüklüğünü göstermeli, bu sefer HATIRSIZ
ve  BU VATANININ EN MUHTAÇ OLDUĞU GÜNDE
ORTYA ÇIKMIŞ VE DEVLETCE TEŞEKKÜR BELEGELERİ VERİLMİŞ SIRADAN VATANDAŞLAR, DEVLETZEDLER
İÇİN GÖSTERMELİDİR.



 



MUCADELE YEMİNİ:





Savcı Kızılarslan, çıkar amaçlı suç örgütlerinin, teknoloji ve devletin hukuki yapısındaki
eksikliklerden faydalanıp bazı kamu görevlileriyle de işbirliği yaparak, haksız
kazanç sağladığını hatırlattı. Bu durumun devlet kaynaklarının ve halkın
sistemli bir şekilde soyulması halini aldığını bildiren Kızılarslan, 'Gıdasını
devlet ve millete ihanet ve gayrımeşru kazançtan alan birtakım grupların her
türlü haksız saldırılarına karşı görevimizi yasalardan aldığımız güçle yerine
getireceğiz' diye konuştu.



Bazen böyle benim gibi gerçekleri SOYGUNU gören ve
dile getiren Sayın Savcılarımız çıkmaktadır. Ancak sistem sade vatandaşa HAKKA
ulaşmaya imkan vermemektedir. Bunu  TBMM
ve diğer kurumlar, yeni bir iyi niyet dalgası sağlayacaktır



 



 



HORTUMLADILAR:



 




  • Sayın Sadık AVUNDUKLUOĞLU 43  sayfalık suç duyurusunda bulunur.



“ HORTUMLADILAR: ...TYT Bank,
Marmarabank ve İmpexbank sistemli olarak devlet gücünü elinde bulunduranlar
tarafından bilinçli bir şekilde soyulmuştur. Soygundan sorumlu ilk kişi,
Hazineden sorumlu Devlet Bakanı’ dır. Bu kişi Tansu Çiller’ dir. ” ( ÇİLLER’E
ZİMMET İÇİN SUÇ DUYURUSU 27.10.98 Yeniyüzyıl.)



Bundan böyle
alayımıza basında adı geçtiği gibi,en kibar şekliyle BÜYÜK SOYGUN “ denecektir.



 



Araştırmacı yazar Aytunç
Altındal da, daha yenice “Öteki Günden “ programında, o zamanlar dünyaca
meşhur karanlık kişilerin Tansu Çiller’in etrafını sardığını  belirtmişti.



 



Mehmet Ali Birand   Sabah 26.12.1997   



          Artık “BANKAZEDE ”
değiller
“DEVLETZEDE” oldular.  



(
Felaketin kapatılan üç bankadan meydana geldiğini, acıyı ise tam 50 bin kişinin
çektiğini belirttikten sonra: )  



Nedeni de çok basit. Hükümet eğer 24 saat önce harekete geçse ve diğer
tüm bankalara verdiği güvenceyi 24 saat önce açıklasa, bu 50 bin vatandaş acı
çekmeyecek, bütün hayatları boyunca biriktirdikleri paraları
kaybetmeyeceklerdi.
Tek
cümleyle bu vatandaşlar hükümet  
tarafından cezalandırılmışlardır.
 



Oysa mangalda kül bırakılmıyordu. Tansu Çiller



 TÜRKİYE’DE BATACAK BANKA YOK” diyor, Cumhurbaşkanı Demirel “ YASTIK
ALTINDAKİ DÖVİZLERİNİZİ BANKALARA YATIRIN” diye açıklamalar yapıyordu. İşte
manzara ortada. Şu anda yastık altına giren para miktarının yaklaşık 20 milyar
dolar civarında olduğu tahmin ediliyor. 5 bin ton altın da işin çabası. Sorarım
sizlere kalkıp “ DEVLET SİZİN ÇIKARINIZI GÖZETİR” lafına kim inanır
?



Bundan böyle, Sayın Mehmet Ali  Birand’ın buyurduğu gibi,  soyulan ve HÜKÜMET TARAFINDAN
CEZALANDIRILAN  mudilere, “ DEVLETZEDE “
olarak geçecektir.



 



BAŞBAKANLIK
MAKAMI, DOLANDIRIÇIKLIK MAKAMI OLAMAZ!



Yukarıda da  görüldüğü
gibi uzun zaman öncesinden 3 banka  BÜYÜK
SOYGUNA HAZIRLANMIŞ “ ya batırılacak, ya batırılacak “  kesin kararına rağmen, sadece vatandaşı
aldalmak ve daha çok para yatırmalarını temin etmek ve paraları çekmemeleri
için çareler düşünülmüş ve uygulanmıştır.



Başbakan sıfatıyla Tansu Çiller, saat başı basına ve
televizyonlara çıkarak,  hala kulaklarımızda
çınlayan hırcın ve sinirli bir sesle “ BATACAK BANKA YOKTUR, BÖYLE SÖYLENTİLERİ
ÇIKARANLAR AĞIR ŞEKİLDE CEZALANDIRILACAKLARDIR! Ayn şeyleri  Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Aykon DOĞAN
da  dakika başı aynı şeyleri aralıksız
tekrar etmektedir.  Hatta bazı basın
mensuplarına  davalar açıldığı dile
getirilmişti.  Mevduat sahipleri de,  “ Koskoca  
BAŞBAKAN, yürütmenin başı, devlet, aleni yalan söyleyecek, kendi vatandaşını
dolandıracak  değil ya ” diyerek hem
paralarını çekmemişler, bu sözlere güvenerek daha da yatırmışlardır.  İmpexbank ve Marmara Bankası  YASA DIŞI BATIRILDIĞINDA, vatandaşlar
intihara başladığında dahi, hala Başbakan ve bakının “ BATACAK BANKA YOKTUR”
sözleri yayında ve sürekli tekrar ediyordu. Bankalar batırıldıktan sonra,  bu seferde yine başbakan sıfatıyla devlet
adına Tansu ÇİLLER mağdur ettiği DEVLETZEDELER güvence vererek “ PARANIZA
HİÇBİR ŞEY OLMAYACAK. FAİZİNE KADAR ALACAKSINIZ”
demiş ve bu  devleti bağlayıcı beyanı basınımızda da yer
almıştır ( Gözcü Mart 1997)Söz ve vaatleri hala kulaklardadır ve sözün  haliyledevlet TARAFINDAN TUTULMASI halen
beklenmektedir.



Dünya tarihinde, bu şekilde, BAŞBAKAN SIFATIYLA, KENDİ HALKINA KARŞI   NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK DAHA HİÇ
GÖRÜLMEDİ.  BAŞBAKANLIK VE BAKANLIK MAKAMALARI
BU AĞIR DOLANDIRICILIKTA KULLANILMIŞ VE PEK ÇOK VATANDAŞ FİİLEN
DOLANNDIRILMIŞTIR. DEVLETZEDELERİN YAŞADIĞI acı ZÜLÜM, filmlere konu olabilecek,
 FİLİSTİNİ VE ESETİ GERİLERDE BIRAKACAK
ŞEKİLDE AĞIRLAŞTIRILARAK HALEN  DEVAM
ETMEKTEDİR. BU MAKAMLAR DOLANDIRMA MAKAMLARI DEĞİLDİR VE OLMAMALIDIR.  Burada dolandırılan ve halen mağdur edilen
DEVLETZEDELERİN hakları, devlet olmanın gereği acilen iade edilmeli ve özür
dilenmelidir                       



DEVLETİN DE ÜSTÜNDE OLAN
KARANLIK GÜÇLER İŞ BAŞINDA



 İşte devletin de üstünde ve istediğini dikte
edecek güce erişmiş, herkesin
çekinip korktuğu karanlık büyük güç, bankları nasıl
kapattırmıştır. Nasıl soyulmuştur?  Kanal  D
Yayın özetinden takip edelim.



“…Yalı komşuları, konut müdavimleri, çetelerle iyi
ilişkiler içerisinde olanların, yüksek devalüasyondan en azından bir gün
önceden haberdar edildiklerinden,  4
Nisan gecesindeki varlıklarını 5 Nisan günü, 3-4 katlamışlardır. 5 Nisan
kararları kapıdaki ekonomik krize önlem almaktan çok, bizzat ekonomik kriz yaratmaya yöneliktir.
Artık avlanmak için bulanık havayı seven kurtlara, bankalar üzerindeki bir
operasyonu olanaklı kılan, tüm koşullar hazırdır. 21 Nisan günü T.B.M.M. olağan üstü
toplanarak, Merkez Bankası kanunda değişiklik yapmış ve haklarında belirsizlik
ve güvensizlik oluşan bankalara öz kaynaklarının 2 katına kadar kredi
verilmesini hüküm altına almıştır. Genel olarak bankacılık sistemini
rahatlatan  bu yasa değişikliklerinin
yapıldığı ve yürürlüğe girdiği tarih son derece önemlidir. Bu üç banka, bazı
sihirli eller tarafından yasa değişikliğinden yararlandırılmamalıdır.  Şöyle ki; 21 Nisan tarihli yasa değişikliği,
25 Nisan pazartesi günü  yürürlüğe
girecektir. İmpexbank 25 Nisan tarihini görmesi halinde, tüm diğer bankalar
gibi kesin kurtulacaktır. Bazı güçler bu bankanın kurtulmasını engelleyecek
güce ulaşmışlar, bankanın, bankacılık faaliyetlerinin durdurulması
hakkındaki  Bankalar Kurulu Kararı 24
Nisan gününe aldırtmıştır. İmpexbank'ın kapatılmasıyla ilgili düzen, bununla da
sınırlı değildir.
Bu tarihte bankanın ortağı ve yönetim kurulu üyesi
olan Bülent Şemiler'e göre banka 23 Nisan cumartesi günü kapatılmıştır. (
Doğrudur.)



BÜLENT  ŞEMİLER: " 23 Nisan Cumartesi günü, tatil gecesi banka kapatmak için, bankayı el
koydular, ben evdeydim. Bankayı polisler bastı kapıları kırıp içeri girdiler
dediler. Ben nasıl olur dedim mahkeme emri yok, bize yazılı bir uyarı yok,
hangi ülkedeyiz dedim, inanamadım, gittim baktım doğruymuş."



Marmara
Bankası ise 21 Nisan tarihli yasa değişikliğinden yararlanmamasını isteyen
çevreler bu bankanın kapatılmasıyla ilgili Bakanlar Kurulu Kararını 20 Nisan
1994 olarak göstermek istemişlerdir. 20 Nisan 1994 tarihli Resmi Gazeteye göre
Devlet Bakanlığı'nın Marmara Bankası'nın kapatılmasını talep eden yazısı 20
Nisan 1994 tarihini taşımaktadır. Kapatılma kararının Bakanlar Kurulunda kabul
edildiği tarih de 20 Nisandır. Ancak birileri bazı marifetli eller, 21 Nisan
günü tekerrür eden bir Bakanlar Kurulu Kararını 20 Nisan tarihini taşıyan resmi
gazetede yayınlatmayı başarmıştır. Hem de Resmi Gazetenin mükerrer sayısında.
Belgeler, zamanın kabine üyesinin iddiaları, ortada henüz Bakanlar Kurulu
yokken Marmara Bankası'nın kapatıldığını ortaya koymaktadır. Bunu o günlerde
Bankalardan sorumlu Devlet Bakanı Aykon Doğan da itiraf etmiştir.



Bakanlar
Kurulundan ve onun üyelerinin iradelerinden daha önce harekete geçen bir gücün
varlığı artık tartışılmaz hale gelmiştir. Bu güç kararlarını Bakanlar Kurulunu
dikte ettirecek denli büyük ve etkili bir güçtür. Bu güç 21 Nisan tarihli yasa
değişikliliğinin
aynı Resmi Gazetede yayınlanma ihtimalinin yaratacağı tehlikeyi ortadan
kaldırmıştır. Ama aynı güç 21 Nisan tarihli yasanın Resmi Gazete de 4 gün sonra
yayınlanmasını da sağlayarak, bir başka Banka içinde, operasyon yapabilme
olanağında elde edecektir.



Kanal D;
Çiller ailesinden bir fert sizi arıyor ayağını denk al bak bu günlerde bankalar
zaten ayakta duramıyor, biraz sallantıda, bu nokta dergisi de elinden
gidebilir, gibi böyle ihtarlarda bulunmuşlar size. Bülent
Şemiler"Bahsettiğiniz konu doğrudur." Peki nokta dergisini nasıl
aldılar elinizden? "Nokta dergisini tüm matbaalarıyla bana parasız
devrettirdiler. Nokta dergisinden dolayı bankanın üstünde tehditler yoğunlaştı,
bankanı kapatırız dediler." Bankanın durumu; " O günlerde kamu
açıkları yükseldi, kamu açıklarından dolayı büyük bir devalüasyon yapıldı,
dolar 10 bin liradan 40 bin liraya yükseldi. Sektör krize girdi. Bunun
sorumlusu da bankalar değildir, ekonomiyi idare eden kişilerdir. İmpexbank'ın
takas açığı yoktu. Merkez Bankası'ndan İmpexbank'ın alacağı var,Emlak Bankası
gibi bir kamu bankasını da kredi vermiş (5000 milyon Dolar). Bankanın hakkında
hiçbir mahkeme yok,mahkeme kararı yok, açılmış bir dava yok, bankaya yazılı bir
uyarı yok. Nisan 94 de kapatılıyor banka, Mart 94 bankanın hesapları da, hazine
müsteşarlığınca onaylanıyor, tastikleniyor genel kurulda ve onlarında hazır
bulunduğu bir genel kurulda ansızın bir gece 23 nisan gecesi banka kapatılıyor.
Yönetimi biz devrettiğimiz zaman zarar yoktu. Bankanın paraları devralındığı
zaman Emlak Bankası İmpexbank'ın 
mudilerine ait paraları, kendi bankasına koydu ve %2,5 faiz yürüttü.
Halbuki bu parayla Emlak Bankası Devlet Tahvili aldı ve kendisi % 100 kazandı.
Aradaki farkı Emlak Bankası kendi bankasına kar yazdı. Para böyle tabiî ki burada
zarar oluşacak. İmpexbank kapatıldığında yediemin sıfatıyla Emlak Bankası'na
devredilmiştir. 2 yıl boyunca hiçbir işlem yapılmadı. Yetki hazine tarafından
iptal edildi. Emlak Bankası' na ve hiçbir taksitlendirme, borcun bir kısmını
silip faize bağlama gibi hiçbir işlem yaptırtmadılar. Donup kaldık.



 



KANAL D : İşte ayrıntıların içerisinde gizlenen
gerçek, kimilerine göre, ayrıntıların arasına gizlenen şeytandır. Ama belli ki
bu şeytan Adem'i yasak meyveyi yediren, şeytanı dahi pabucu ters giydirecek
kadar hünerlidir!



 



NOT:



(TMSF’nun RAF Temizliği,
Marmara Bank kitabının 18 Sayfasında “.. Marmara Bank’ın  bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul
etme izni 20 Nisan 1994 tarihinde , DEVLET BAKANLIĞI onayına istinaden
kaldırılmıştır.. “ denmekle, gerçekten Bakanlar Kuru Kararının bile olmadığı
resmen itiraf edilmektedir.



Ancak tarihimizde ilk
defa,  olayımız BÜYÜK SOYGUNU, biraz
olsun inceleyen, halk,  basın ve yayın
kuruluşları mağduriyetlerin  giderilmemesi halinde, DEVLETİN MEŞRULĞUNUN, MAĞDURİYET
GİDERİLMEZSE, TARTIŞILIR  OLDUĞUNDA  birleşmişlerdir ve ekonomik terörü,  büyük soygunu 
daha kısmen bile olsa ortaya sermişlerdir. Bugün dahi mağduriyet ise,
trajik bir şekilde bu daha da ağırlaştırılmış ve  kitleleri İNTİHARA sürüklemiştir.



Şu gün dahi ilgili
devlet makamlarına, bürokratlara sorulduğunda, korkarım ki, gerçekleri
karartarak, görmezlikten gelerek kriz dolayısıyla, bankalarımızın kapatılmasını
gayet normal, hu hukuka ve hakka uygun 
gibi göstereceklerdir. Banların kapatılmasında imzaları olan nerdeyse
tüm bakanlar da, normal, ekonomik sebeplerden bankanın kapatılacağını sanarak,
imzalamış, hemen sonra bunun BÜYÜK SOYGUN OLDUĞUNU ilk onlar tespit ederek, vicdan
azabı çekiyoruz diye kendi seslerinden feryatlarını,  yayında tek tek dile getirmişler ve BÜYÜK
SOYGUNU ŞİDDETLE KINAMIŞLARDIR. Bazı eski bakan ve uzmanlarda BÜYÜK SOYGUNUN
derin devletin, daha derinliklerinden geldiğini işaret etmişlerdir.



BU BANAKALARIN BÜYÜK
SOYGUNA HAZIRLANIŞI:



-        
ACI PARA:



Şimdi
daha yeni, bir fotoğrafın tamamı yeni görünmektedir. BÜYÜK SOYGUNU yürütenlerin
gizli de olsa, her birinin  daha başka
başka  maksatları vardı.  Bilhassa o tarihlerde, Avrupa’da bulunan  1. Neslin bir cebinde Kuran, bir cebinde
bayrak,  cismi orda, ruhu vatanda. Alman
Markı’nın satın alma gücü çok yüksek. Biri birilerini tıraş ediyorlar, nerdeyse
sıfıra yakın giderleri var. Almanların hayvanları için yaptırdığı kulübelerde
oturuyor, hizmet karşılığı kira vermiyorlardı. 
Dolayısıyla tüm ACI KAZANCLARINI 
alman bankalarına yatırıyorlardı. Hatırı sayılır bir miktara ulaşmıştı. Zaman
zaman  Türkiye aleyhine bir durum
olduğunda, “ HA BAKIN  TÜM PARAMIZI
ÇEKERİZ “Almanya’yı, Avrupa’yı tehdit ediyorlardı.  Bu fark edilmese de, Avrupa’yı ciddi anlamda
bu rahatsız etmemekteydi.  Bu arada vatanlarında
tam vatandaş olarak ciddiye alınmasa da, gurbetçilerin bu paraları Türkiye’nin
iştahını kabartmış ve en kestirim YOLDAN BU PARALARI  GURBETCİNİN elinden alma çareleri aranıyordu.
Sonunda Devletzede olmuş  gurbetçiler
zoraki araştırmacı, ekonomist olmuş ve bakın durumlarını nasıl anlatıyorlar.



Devletzedelere
DÖVİZLERİNİ GETİRMELERİNİ DEVLET RİCA ETMİŞ VE TEŞEKKÜR BELEGELERİNİ MERASİMLE
VERMİŞTİ.



“ Bizler, yıllarını ve gençliğini
yurtdışında geçirmiş ve tam alın teri, çok acı kazanılmış tasarruflarımızı
yabancı bankalara yatırmış kişilerdik. 1970 yıllarda Maliye ve T.C. Merkez
Bankası yetkilileri, yanımıza gelerek “ Vatan 70 sente muhtaç, gelin kurtarın ”
çağrısı üzerine, tüm tasarruflarımızı yatırdığımız gibi, aldığımız kredileri
de  Merkez Bankasına yatırdık. Bu
fedakarlığımız o kadar işe yaramış olmalı ki, Merkez Bankası  “ Vatan size minnettardır” şeklinde, fazla
para yatıran bizlere TEŞEKKÜR BELGELERİ verdi.”



  Daha önceki idarecilerin fedakarlıkla
kazandığı güveni, DÖVİZLERİNİZ nerde olursanız olun, ömür boyu Merkez
Bankası’nda, Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesaplarımızın tutulacağı garantisi
verilmiş, bastırılan broşürlerde bu tekrar belirtilmişti



 TESADÜFE BAKIN Kİ,



aradaki sözleşmeleri de hiç sayarak,
aynı Merkez Bankası ihanet etmiş ve siz artık yurda döndünüz, Türkiye’deki her
banka biz kadar sağlam diyerek, tasarrufları, DÖVİZLERİMİZİ, söz ve garantilere
rağmen, zorla o sıralarda iade edilmiştir. Hatta  en yakındaki bu başta 3 banka olmak üzere,
özel bankaları işaret ederek, onlar bizim kontrolümüzde ve en az bizler kadar
sağlamdır diyorlar.  Devletzedeler hemen
Merkez Bankası yanında bulunan, devletin ruhsat verip, gözetleme ve
denetlemesini üzerine  aldığı İmpexbank’a
ve Marmara bankalarına
rahatça dövizlerini yatırmışlardır.  Artık
Devletzedeleri   DOLANDIRMA zamanı
gelmiştir. Zira saat başında Başbakan
Tansu Çiller ve ilgili bakanı Aykon Doğan “ TÜRKİYE’DE BATACAK BANKA YOKTUR.
MAKSATLI ÇIKARILAN SÖYLENTİLERE KANMAYIN. ONLAR 
EN AĞIR ŞEKİLDE CEZALNDIRILACAKLARDIR. çığlıkları tüm Türkiye’yi sarsmaktaydı.
“ Hatta bazı basın mensuplarına davalar bile açıldığı söylenir.  Tasarruflar üzerinden devlet de gelir
vergisini muntazam şekilde almaktaydı. “



Bilhassa bu durumu
farkında olan Merkez Bankası’nın boşalttığı 
gurbetcilerin dövizlerini, 3 banka, bilhassa  impexbak ve Marmara Bankası hızla çekmiş ve
ezici çoğunluk gurbetçilerden oluşmuştu.



TESADÜFE BAKAIN Kİ,
Başbakanın yukarıdaki , KAPANACAK BANKA YOKTUR “namus sözüne rağmen,  bu 3 bankanın illegal kapatılmasına, BÜYÜK
SOYGUNA hazırlanmasına karar çoktan verilmişti.



 Hiç beklenmediği sırada, diğer tüm bankaların,
banka sisteminin çökmek üzere olduğu aniden ortaya çıkar.  21 Nisan günü T.B.M.M. olağan üstü
toplanarak, Merkez Bankası kanunda değişiklik yapmış ve haklarında belirsizlik
ve güvensizlik oluşan bankalara öz kaynaklarının 2 katına kadar kredi
verilmesini hüküm altına almıştır. Cuma günü durum ilan edilmiş ve yasa hemen hızla
Pazartesi   günü yürülüge girecektir. Dolayısıyla,
BÜYÜK SOYGUNU HAZIRLANMIŞ 3 BANKA DA DİĞERLERİ GİBİ KURTULMUŞTUR. Arada sadece
hafta sonu, üstelikte Cumartesi günü 23 Nisan BAYRAMIDIR. Devletzedeler, hafta
sonu, üstelik 23. Nisan Cumartesi günüdür 
ve artık  hafta sonudur,
pazartesi  güne kadar bir şey olacak
değildir ya!  Devletzedeler  banklarının başbakan Tansu Çiller’in
gazabından kurtuldu diye çok sevinirler. 
Halbuki soygunun, hırsızlığın, Milli Bayramı, hafta sonu, tatil
dinlediği nerde görülmüştür.



Gerçekde ise  bu tabiatıyla 
BÜYÜK SOYGUNA HAZIRLANMIŞ OLAN , “ YA KAPANACAK, YA KAPANACAK olan 3
banka  bir an dikkatlerden kacar..  Gece bunu  hemen hatırlarlar. DEVLET seferber edilir. Acilen,
hemen kararname hazırlanır. Gece yarısını çoktan  geçmiştir ama olsun. İmzalar mutlaka
tamamlanacak ya tamamlanacaktır ve 3 banka Pazartesiyi  asla görmemelidir. Yoksa saatler kala 3 banka
da kazayla kurtulacak ve BÜYÜK SOYGUN gerçekleştirilemeyecektir.  Ellerinde kararname, Ankara’yı kuryeler gece
yarısından sonra  bakan avına çıkarlar ve
bakanları yataklarında kaldırırlar, Ne olduğunu o saatte anlamaları da imkansızdır.  Gösterilen yerleri imzalarlar. 23 Nisan Cumartesi
milli bayramdır “ Hani şu  “EGEMENLİK
KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR “ dendiği günde, Egemenlik kime ait olduğu
gösterilmiş ve impexbank’ın kapı bacaları indirilerek, aynı filmlerdeki gibi
işgal edilmiş ve kapatılmıştır.



BAKANLAR İMZALAMAYI
REDDETMİŞLERDİR.



 Aksiliğe bakın 
ki, bakanlar, bunun BÜYÜK SOYGUN olduğunu anlamışlar ve televizyonlara
beyanlar vermişler ve BÜYÜK SOYGUNU kınamışlardır. Fakat  soyguna hazırlanmış, 3 bankadan biri olan
MARMARA BANAKASI için de aynı operasyon kaçınılmazdır. Yoksa o da saatler kala
KURTULACAKTIR.  Bu sefer Bakanlar
uyanmışlar ve BÜYÜK SOYGUNU çoktan fark etmişler. Artık MARMARA BANKASI için
BAKANLAR KURULU KARARI  ÇIKARILMASI
şurada dursun , DÜŞÜNÜLMESİ BİLE, BAKNALARA İMZALATTIRLMASI İMKANSIZ HALE
GELMİŞTİR.



BAKANLAR KURULU KARARI
YOKTUR!



Ya SOYGUNUN YASASI,
HUKUKUKU, mı olurmuş, bu bir SOYGUNDUR DENEREK, 
Marmara bankası da kapatılır ve resmi kayıtlara  “.. Marmara Bank’ın  bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul
etme izni 20 Nisan 1994 tarihinde , DEVLET BAKANLIĞI onayına istinaden
kaldırılmıştır.. “
şeklinde geçecektir.



TESADÜFE BAKIN Kİ;



Yukarıda belirtildiği
gibi,Türkiye 70 sente muhtaçtır diye gurbetçileri yardıma davet eden ve o zaman
çok iyi işe yarayan DÖVİZ TEVDIAT hesapları yüksek miktarlara ulaşması ve
Avrupa’yı, bilhassa  Almanya’yı  Türklerin, vatanlarına aşırı bağlılıkçıkları
zaten rahatsız ediyordu. Tam Türkiye’nin kendi vatandaşlarını hiçe sayması,  seçme hakkı vermeyişi, onlara adalet
dağıtamaması ve DEVLETZEDE edişi, yakın takip edilmiş bu fırsat bu fırsattır
denerek, önce bu hesapların tutulduğu Türk irtibat bürosu polisce basılmış ve
isimler tek tek elde edilmiş ve bu isimlere baskınlar yapılmış, Türk
vatandaşları ele geçmiştir. BU kazanclarını orda göstermedikleri için tüm
hesabı olan vatandaşlar genel beyana davet edlmiş ve hatırlı bir şekilde
cezalandırılmışlardır. Bir uzman, TV çıkarak, büyük ihmali açıklıyor. Bu
hesapların muhatabı Maliye Baknalığıdır. O halde bu hesapların vergisi
düşünülmüştür  Bu hesapların belegelerin
altına “ VERGİLERİ AINMIŞTIR. YA DA MUAAF TUTULMUŞTUR ibaresi olsa,  Almanya ile yapılan vergi anlaşma gereği  çifte vergilendirme olmayacağından, sorun da
olmayacaktı.



Yani çok sinsi karanlık
güçlerden biri de kendi maksadına ulaşmış, vatandaşlar soğutulmuş, cezalandırılmıştır.
Yine  BATININ HEP ASIRLANDAN BERİ
SÖYELEDİĞİ “ TÜRK EKONOMİ BİLMEZ “ sözünü doğrularcasına, BÜYÜKSOYGUNDAKİ 3
BANKANIN YASADIŞI KAPATILMASI GENEL GÜVENSİZLİĞE dönüşmüş, DOMİNO TAŞLARI
görevini görmüş  ARKASI GELMİŞ, tüm banka
sistemin çökmüş ve bugün tüm banka sisteminin %70 yabanarıların eline  geçmiştir. Haliyle kim ne derse desin,
çoğunluk kimin elindeyse, söz de onun elinde olur.  Her yıl alışık olduğumuz, EKONOMİK TERÖRÜN
BİR AYAĞINI TEŞKİL EDEN, EKONOMİK OLMAYAN BANKA   KAPATMATMA VE ARKASINDAN GELEN TRAJİK
TİYOTRO, BANKA KAPATMA FESTİVALLERİ  DE
BİRDEN KESİLMİŞ  SAHNELERDEN KALKMIŞTIR.



DÜNYADA İLK  “ ESİRLİK STATÜSÜ “ TALEBİ



 Gurbetçilerin zülüm ve işkenceleri bu
bankaların görüldüğü gibi HUKUK DIŞI kapatılıp, HUKUK DEVLETİ OLMAYA ara
verilmesinden sonra başlar. 3 BANKA, HEP DİĞER BANKLARDAN AYRI TUTULACAK,
MUDİLERİN PARASI SIFIRLANMYA ÇALIŞILACKATIR. Bu o kadar büyük bir zulüm ve işkencedir
ki, aynı zamanda çok iyi bir hatip olan Sayın Başbakanımız Recep Tayyip
ERDOĞAN, kendilerine  gerçekler ve zülüm
ulaşınca, bir gün  grup konuşmasında, bir
yerlerde inşallah yapacağı değerli konuşmalarında, ağlatmadığı taş yürükler
kalmayacaktır.  Devletzede gurbetçiler, o
zaman burasını hukuk devleti sanıp verdikleri mücadeleleri, verdikleri
nafile  dilekçeler o kadar çoktur ki, ilgili
kamu görevlilerinin günlük çöp sepetlerini bunlar dolduruyordu. Hani biz
İŞKENCE  deyince hemen aklımıza
karakollarda yapılan fiziki 
İŞKENCELER  gelir, DEVLETZEDLER,
madden ve manen o kadar işkence ve zülüm içindeydi ki, eğer dertlerine çare
olabilseydi, en ağır FİZİKİ İŞKENCE için bile kuyruklar oluşturacaklardı.
Çevresinde zengin bilinen gurbetçiler, aldığı döviz kredisi, borçlarıyla
beraber KADERİNE terk edilmiş, kimseden yardım isteyememişler, BİR BAŞBAKAN
TARAFINDAN ALDATILMALARINI VE ALIN TERİNİ kaybettiklerini  onur kırıcı görülmüş, kimi eşine, etrafına
dahi bildirmemiştir. Yuvalar çoktan dağılmış. Kimselere dert anlatma şansı
kalmayınca, tek çıkış yolu kalmıştır. O DA İNTİHARDIR. HER GÜN DEVLETZEDELERİN
İNTİHARLARI O KADAR ÇOGALMIŞTIR Kİ NORMAL GÖRÜNMEYE BAŞLAMIŞTIR.  Bunları basın ve yayın kuruluşları da
defalarca dile getirmişlerdir.  Görüldüğü
gibi BASIN VE YAYIN  İŞKENCELER
KARŞISINDA, GÖREVİNİ YAPMIŞ ve SOYGUNU görüldüğü gibi kısman de olasa ortaya
sermiştir. Neden bu İŞKENCELER devam ederken devlet nezdinde, dikkate
alınmamıştır. Seçme hakkı bile olmayan Gurbetci devletzedler,  çevresi olmayan, toplumumuzun en zayıf,
HATIRSIZ TOPLUMDUR.  EGER HATIRLI
OLSALARDI, Bu bankalardan,, basınımızın belirttiği, HATIRLI KİŞİLERİN
PARALARINI RAHATCA ÇEKTİĞİ GİBİ, bunlar da çekerdi.



 İNSANLIK SUÇU İŞLENMİŞTİR



Gurbetci DEVLETZEDLEFRİN siyasi ağırlığı ve iş bitirici tanıdıkları
yoktur. Onlar son çaresyi İNTİHARDA bulurken, gelelim yerli HATIRLI KİŞİLERE,
onlar için hiç sorun olmamıştır. Hatta hatırlı kişilere  bir gizli el tüyo verilerek paralarını
almaları sağlanmış, özel hizmet verilmişti. Bu İNSANLIK SUÇU, kısmen isim isim
de verilerek hem mahkeme dosyalarında, , 
hem de basınımızda  geniş yer
tutmuştur. ( Ekonomist 24.04.94



Yani, hatırlı kişiler
banka kapamadan ve hatta kapandıktan sonra hatırlı kişi kalmamış, Kalan
HATIRSIZ  basınımızın deyişiyle,
CEZALANDIRILMIŞ devletzedelerdir.



Defalarca İmpexbak
örneğinde olduğu gibi, bankanın son kayıtlarındaki para çekimleri ,
hareketlerin incelenmesi ve hatırlı kişilere neden özel işlem yapıldığı
soruları yanıtsız kalmıştır. Gurbetci DEVLETZELERİN  bana aktardıkları taş kalpleri bile ağlatacak
çok acı trajik olayları, ancak ciltlerce romana, yeni  dizilerimizin, filmlerimizin konusu olacak ve  zor sığacaktır.



TÜRKİYE CANDAN DOST
VATANDAŞLARINI KAYBETMİŞTİR



Türkiye’nin
, “ devlet her şeydir, vatandaş hiçtir “ 
yani insan, birey odaklı olmayan felsefeye sadık kaldığı ve  buna 
göre, hukuk adamı, insan yetiştirdiğini artık hukuk  hocalarımız her gün söylemeye
başlamışlardır.  Bu insan odaklı olmayan felsefe
o kadar hakimdir ki,  bilhassa o zamanki
kamu  kuruluşları  bunun ağır işkence olduğunu görmeleri ve
kabul etmeleri mümkün değildir. Bunu 
fırsat bilen  karanlık güçler gurbetçi
DEVLETZEDELERİ, vatana aşırı bağlılıklarından kurtarmışlardır. hazır başta
başbakan sıfatıyla, Tansu ÇİLLER gurbetçileri, dövizlerini BATACAK BANKA YOKTUR
reklamlarıyla dolandırması bu çanak tutmuştur.. Diğer ilgili kamu kuruluşları
haliyle, gurbetçiye ne kadar eziyet ve İŞKENCE 
olursa, o kadar göze gireceklerdir. Türkiye o zaman bunlara aldırmamış,
anlamamıştır, DİKKATE BİLE ALMAMAIŞTIR.. 
Bu Devletzedeler kendilerini gerçek anlamda feda edilmiş topluluk olarak
görüyor ve  sadece dövizlerin peşinde
olunduğuna inanmaktadırlar. TBMM  Yurt
dışındaki Vatandaşlarla ilgili yaptığı gündemde, bu dertleri dile getirmiş ve
her seferinde kandırıldıklarının altı çizilmişti. Bu iyi bilen bu karanlık
güçler, Türkiye’nin bu vatandaşlarına gerekli hasiyetten uzak olduğunu iyi
biliyor ve bundan faydalanarak, vatanına bu kadar sadık vatandaşlar arasını
açmayı hedeflemiş olduğunu kimse fark bile edememişlerdir.   Gurbetçilerin alın teri, zor kazandıkları
birikimleri soyulmuş, adalet dağıtılamadığı gibi, hukuk tersine çalışmış,
üstünlerin hukuku olmuştur.  Birikimini
soydur uran gurbetçi bundan utanmış parasız pulsuz kaldığını etrafına dahi
söyleyememiş, tek çıkar yolu İNTİHARDA bulmuştur. Sessice kitleler böyle
intihara gitmiş. Geri kalan  bu soygunu
gören 1. 2. Nesilden genç ihtiyar, Kıbleye dönerek, NİE WİEDER TÜRKEİ- ASLA BİR
DAHA TÜRKİYE diye yemin etmişlerdir. Böylece yurt dışı vatandaşlar için
karanlık güçler hedefine fazlasıyla varmıştır. Halbuki bu sadık gurbetçilere
GEDİZ depremi havale edilmiş, hem kendileri canla başla her türlü fedakarlığı
yapmışlar, hem de Alman Hükümetini, sanki orda olmuş gibi hareket
ettirmişlerdi. Almanya  bu durumda
GEDİZ’i kendi, yurt içi olarak görmüş, gurbetçilerin teşvikiyle, Gediz’e geçici
şehir kurmuş ve Eskişehir büyüklüğünde bir şehir kurulacak kadar sadece Avrupa gurbetçilerinden
ve onların ayaklandırdığı  halktan,
hükümetlerden maddi yardım yağmıştı.  Bak
T.C BONN BÜYÜKELCİLİĞİ, GEDİ Z DEPREMİ YARDIM 
LİSTESİ KİTAPLARI “  Her sosyal
olay esas itibariyle gurbetçilere havale edilirdi. Hatta yine gurbetcilerin “
Fabrika kuruluyor “ diye paraları toplanıp, sağda solda atılmış temeller
Anadolu’yu süslemekteydi. Olayımız onların iliklerine kadar işlemiştir ve her
ne kadar yine de vatan deseler de ARTIK YOKTURLAR..



Artık vatandan
soğutulmuş, küstürülmüş, DÖVİZLERİ DOLANDIRILMIŞ, DEVLETZEDE gurbetciler, , tüm
devletzedeler adına  bir gurbetci  DEVLETZEDE’nin yemine ve İNTİHARA gitmeden
önce şu son çığlıkları hala aklımızdadır. Unutulmaz.



" Dünya üzerinde
hiçbir Cumhuriyet yoktur, hiçbir demokratik cumhuriyet yoktur ki kendi
vatandaşını mağdur etmek için uğraşsın. Kendi vatandaşını mağdur etmek
için  kanun çıkaran bir ülke, herhalde
bir tek Türkiye Cumhuriyetidir. Utanıyorum, vallahi utanıyorum"  Aynı çığlıklar Kanal D’ de de  kendi sesinden yayınlanmıştır.



 



Böyle dramları  şahit oldukça hepimizi ağlatmaktadır. İşte
yeni , başka  hepimizi ağlatacak gerçek
bir olay.



DÜNYA İLK T.C
VATANDAŞLARININ ESİRLİK STATÜSÜ TALEBİ



Basınımız, yayınlarımız
ve bilhassa DEVLET adamlarımız kısmen belirtmeye çalıştığım demeçlerinde olayı
kınamış ve DEVLETZEDELERİN MAĞDURİYETİNİN GİDERİLMESİNİ istemişlerdir.
Devletzedler, haksızlık ve hukuksuzluğu her makama bildirmişlerdir. Hatta hukuk
var sanarak, hukuk yollarına kadar sonuna kadar gitmişlerdir. Sağ olsunlar 1.
Derece mahkemeleri gerçeğe uygun anında DEVLETZELERİN haklarını teslim
etmişlerdir. Onları hakka bağlıklarından ve cesaretlerinden dolayı tebrik etmek
gerekir.  Ancak gurbetçilerin yürüttüğü
daha yukarı mahkemelerde bırakın hak vermeyi, bunu ima edecek kelime ve
cümleleri dahi kararlarında yer verememişlerdir. İkbal korkusu sarmıştır. Zira
işin başında bir başbakan vardır. Şimdi devlet adamlarımız gerçekleri söylemeye
başladı. O  zaman “ adalet ayakta
bekliyordu” deniyor. O zaman hiç oturmamışlardı ki. Yani DEVLETZEDEYE hakta
geçit yoktu.



Bu arada devletzedeler,
uluslar arası ” ESİRLİK HUKUKUNU “ DUYMUŞLARDIR. Bir esirin malına el konulmazdı.
Bir de o günlerde af gündemdedir. 
Devletzedeler  Cumhurbaşkanlığı,
İçişleri Bakanlığı ve Devlet Güvenlik Mahmekelerine ESİRLİK TALEBİ dilekçeLERİ
verirler.



SULH İÇİNDEKİ BİR
DEVLETİN VATANDAŞLARI,DÜNYADA İLK DEFA KENDİ DEVLETLETLERİNDEN ESİRLİK STATÜSÜ
TALEP etmişlerdir. Sadece Cumhurbaşkanlığı’ndan “ isteginiz ilgi yerler
gönderilmiştir “ GİBİ CEVAP GELİR.



Dilekçe şu şekilde
bitmekteydi.





Bu 3
Bankanın sorumlularını cezalandırılmasını, en azından mağduriyetimizin tamamen
kaldırılmasını, evdeki masum esir ve mahkumlar olarak AF KAPSAMINA ALINMAMIZI,
bu mümkün olmazsa, son ümidimiz de kaybolacağından, artık bizlere ESİRLİK
STATÜSÜ, ki onların bile bizlerden daha çok hakları vardır,  tanınmasını 
saygılarımızla arz ederiz.  İlk
Banka ŞEHİTLERİNİ saygıyla anıyoruz





 



BİLFİİL OLAYIN İÇİNDE BULUNAN SAYIN
BAKAN, MÜSTEŞAR, SİYASİLERİMİZİN, BU YASADIŞI BANKA KAPATMAYLA, BÜYÜK SOYGUNLA
İLGİLİ İTİRAF VE GÖRÜŞLERİ (24.09.97 Kanal D )



(Gece yarısı saat 03 sıralarında
yatağından kaldırılarak KARARNAME 
imzalattırılan Bakanlardan )



BÜYÜK SOYGUNA  EKONOMİK VE HUKUKİ SEBEP BULUNAMAMIŞTIR.



REFAİDDİN ŞAHİN : (Eski Bakan ) “ Devlet sosyal
devlettir. Nasıl bir yerde bir şey patlıyor, hemen devlet gidiyor, yaraları
sarıyor, mağdur olanların parasını veriyorsa yahut mağdur olanı, maddi yönden
zararı telafi ediyorsa, konutu yıkılmışsa ona konut veriyorsa, buna güvenerek
yatırdığı bir paranın o bankayı yönetenler tarafından adeta kaydedilmesine,
yahut
devletin aldığı bir karardan dolayı vatandaşımızın
mağdur edilmesine razı olmamalıdır
. Şimdi hukuki sebep ortaya koyamadık, ekonomik
sebep ortaya koyamadık, kala
kala bir SİYASİ sebep kalıyor
. Benim de kanaatim siyasi sebep var. Birileri bugün mal varlığının hesabını veremiyorsa, bu soruların
dayandığı yer orası olmalıdır. Balık baştan kokar, yani mecliste siyaseten 7-8
le aklanmak bir şey ifade etmiyor.
Gizli saklı şeyler var; onları çıkarmak lazım. Kararnamenin altında imzam var, onu şimdi atmazdım
diyorum. Nedir bu? Pişmanlıktır.
Bize yanlış yaptırdılar demek anlamındadır.
Ben o kararnamede imzası olan bir insan olarak hala yüreğimde bir uktedir. Yani
bundan pişmanlık, rahatsızlık duyuyorum, Bu bir hataydı
. Biz 55. Hükümet olarak bu mağduriyetleri önleme
konusunda çalışmalar yapıyoruz, vatandaşımızın biraz beklemelerini bu
mağduriyetlerini büyük çapta gidereceğimizi bilsinler istiyorum.” ( Hala bu
mağduriyetler giderilememiş aradan 19 sene geçmesine rağmen daha da ağırlaştırılmış,
Devletzedeler intihara sürüklenmişlerdir. )



 



ZEKERİYE TEMİZEL (Eski Maliye Bakanı): Devletin devlet
olmaktan kaynaklanan mali yükümlülükleri vardır.
Bu yükümlülükleri
başında da devletin denetimi ve kontrolü, altındaki alanlarda yapılan işlemlerden
dolayı yurttaşların herhangi bir zarara UĞRAMAMASINI sağlamaktır. Hükümetimiz
yakında müjde verme olanağını bulacaktır.



KAYBEDİLEN PARALAR
HEMEN BAŞTAN ÖDENMELİDİR.
 



OSMAN ÜNSAL ( Eski Hazine Müsteşarı):” Devletin görevi
mudileri korumaktır
. Mudilerin herhangi bir şekilde kaybettikleri paraları
varsa, bunların başından itibaren ödenmesi gerekirdi. Bu yapılmamış yanlış bir
uygulamadır. Türkiye’de vatandaş bankaya para yatırırken bu banka sağlam, bu
banka sağlam değil diye bir düşünce içinde değildir. Banka kavramı Türkiye’de
en güvenceli yoldur. Bildik bileli bu iş böyledir. Paranızı bankayı koyun en
güvenceli yoldur. Halkı böyle bir kavramın dışına çıkarıp da bu banka iyi, bu
banka kötü derseniz, bankacılığın ruhu zedelenir, çok acele verilmiş bir karar.
Bir bankanın kapatılması için ACLİYET olamaz.” ( Bu durumda Devletin
SORUMLULUĞU tartışmasız vardır ve Devletzelerin burada  da belirtildiği şekliyle, tüm maddi manevi
zararları ödenmelidir. )



 



AYKON DOĞAN (Eski Bakan): “Fon İdare Genel Müdürlüyle
görüştüm.”Nitekim Bakanlar Kurulu kararnamesiyle biz bu paraları
ödeyebiliriz.   Bu devletin parası
değildir... ”



( Devletin PARASI değildir. Devletzedeler de SADAKA
DEĞİL kendi paralarını talep etmektedirler. 19 yıl sonra bile, halen
ödenecektir. )



 



BAHATTİN YÜCEL (Eski Bakan): “Bankaların kapanmasının yanlış olduğunu söyledim.
Bankaların yönetimini de alın. Mevduat sahipleri zarar görmesinler... Aykon
Doğan biraz müsamahasız davranmıştır.



( Evet, Sayın Bakan YÜCEL’in buyurduğu gibi, MEVDUAT
SAHİPLERİ ZARAR GÖRMESİNLER, HAKLARI TESLİM EDİLSİN. Aykon DOĞAN biraz değil,
tamamen müsamahasız, ACIMAMASIZ VE VİCDANSIZ DAVRANMIŞTIR! )



Bütün bu “ DEVLETİN MEŞRULUĞUNU TARTIŞILIR “ hale
kadar kadar getiren olaylar, suçlar, TBMM tarafından, paslaşılarak, suçluların
son kurtarılma yerine dönüyor. “…
Birileri ( Tansu ÇİLLER ) bugün mal varlığının hesabını veremiyorsa, bu
soruların dayandığı yer orası olmalıdır. Balık baştan kokar, yani mecliste
siyaseten 7-8 le aklanmak bir şey ifade etmiyor.
Gizli saklı şeyler var; onları çıkarmak lazım. Tansu
Çiiler’in kendi bakanı Sayın
REFAİDDİN
ŞAHİN
itiraf ediyor.



Bakın bunu  AK
Parti’nın saygı değer  Susurluk Araştırma
Komisyonu Başkanı M. Elkatmış  BÜYÜK
SOYGUNU, devletin ağır  kusurunu
detaylarıyla en net şekilde ortaya koymaktadır.



Meclis araştırmak istemiyor



       
Bankalar devletin o kadar sıkı bir denetimi altında ki, içinin
boşaltıldığını bir bankanın devletin önceden bilmemesi mümkün değildir.

      
Susurluk Komisyonu bugün kurulsaydı, ben olaya işin ekonomik ayağı olan
bankalardan başlarım. O zaman daha net çıkardı ortaya

      






 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 





        Mehmet Elkatmis :
Türkiye'nin bankacılık sisteminin bir facia olduğu ortaya çıktı.



     
Hem devlet bankalarından hem özel bankalardan milyonlarca dolar devletin
gözünün önünde rahat rahat çalınabiliyor. Bankacılık işlemlerinin her
dakikasını, para hareketlerinin her adımını denetim altında tutan devletin bu
hırsızlıklara göz yumabilmesi için mutlaka bu hırsızlıkların devlet içinde de
bazı işbirlikçileri olması gerekiyor.



     
Nitekim bu, bankaları soyanların birilerine güvendiklerinden olsa gerek
çok fütursuz davrandıkları, kimseye hesap vermeyeceklerine inanmış gibi
arkalarında iz bırakmaktan kaçınmadıkları görülüyor.



    Susurluk Araştırma Komisyonu Eski Başkanı Mehmet Elkatmis;



   
Devletteki işbirlikçilerin bazI siyasetçilerle bürokratlar olduğunu,
bankaları kontrol etmekle yükümlü siyasetçilerin ve üst düzey bürokratların da
soruşturma kapsamına alınması gerektiğini, Susurluk'la bankalardaki
hırsızlıklar arasında bağlantılar bulunduğunu, bankacılık olaylarının
Susurluk'un ekonomik ayağı olduğunu ve bu çarpık sistemin nasıl çalıştığını
anlattı.


 



       NESE DÜZEL:

Türk bankacılık sisteminin çok ciddi sorunları olduğu ortaya cıktı. Hırsızlığa açık bir sistem bu. 



       
Bugüne dek bankalardan milyonlarca dolar çalınırken, devletin bunu fark
etmemiş olması mümkün mü?!


        Değil…!



       Bankalar
devletin o kadar sıkı bir denetimi altında ki, bir bankanın içinin boşaltıldığını
devletin önceden fark etmemiş olması mümkün değildir. 

    



 
Devlet gözünün önündeki hırsızlığa niye ses çıkarmadı peki?


  



      Çünkü devleti
yönetenler, siyasetçiler bu işin içinde. Siyasiler bankaları kullanıyorlar.
Siyasilerin bunda büyük parasal ya da siyasi menfaati var. Bunun en açık
delili, bu kadar sıkı denetime rağmen bankaların içinin boşaltılıyor olmasıdır.



 Dikkat ederseniz,
hükümetler kurulurken hep en büyük kavga bakanlıkların paylaşımından ziyade
bankaların paylaşımında verilir. Bu hükümette de öyle oldu. Koalisyonu
oluşturan üç partinin ucunun de ayrı ayrı kendisine bağlı bankaları var. 



 



        Bankaların devlet tarafından çok sıkı
denetlendiğini söylüyorsunuz. Bizde bankaları kim, nasıl denetliyor peki?






        Bir kere
Hazine Müsteşarlığı devamlı ekrandan bankaların bütün girdisini, çıktısını
izliyor.



 Ayrıca Hazine'ye
bağlı 'Bankalar Yeminli Murakıpları' da her an bankaları denetlemekle
mükellefler. Bankalarda odaları da var onların. Zaten iki yılda batan on
bankanın durumuyla ilgili aylar önceden raporlar verdikleri şimdi ortaya çıktı.
Bütün bankaları ayrıca Merkez Bankasi da ekrandan dakikası
dakikasına kontrol ediyor.



       Sermaye
Piyasası Kurulu ve Bankalar Birliği de ayrı ayrı bankaları denetliyorlar.



       Bir de tabii
Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu kamu bankalarını devamlı denetliyor ve
raporlarını Meclis KİT Komisyonlarına veriyor.



       Ben bu
komisyonun sekiz yıl üyeliğini yaptım. Bu bankalar bizim önümüze geldi hep. 



 



 
    Hemen hemen hepsinin
hesaplarını ibra ettiniz, değil mi?






       Edilmeyenler
var ama benim çok acı tecrübelerim oldu o komisyonda. Siyasiler kendi işlerine
gelen şeyleri çoğunlukla ibra ederler. Bankaların denetimi konusu bitmedi.
Ayrıca Başbakan ve Cumhurbaşkanı da istediklerinde Devlet Denetleme Kurulu'na
emir verip, tüm bankaları incelettirebiliyorlar.



 Bir de bankaların
bağlı oldukları bakanlıkların teftiş kurulları var ki, onlar da devamlı iç
denetim yapıyorlar. 

     



       Bu durumda devletin hırsızlığa göz yummasının sorumluları
olması gerekir. Hukuken hesap sorulması gereken yetkililer kim?






     Önce siyasiler
ve üst düzeydeki bürokratlar. Alttaki adamlara sonra gidilmelidir. Onlar emir
kuludur zaten.      Ama dikkat
ediyorsanız, banka olaylarının siyasi ayağına hiç değinilmiyor. Üç, beş günah
keçisi bulunuyor, o kadar. Bu isin beyni olan, bundan komisyon alarak ya da
siyasi yardım temin ederek bu işin büyük rantını yiyenler tamamen gizleniyor.



       Tantan güzel soyledi:
'Bunlar önlerinde ceketlerimizi düğmeleyip saygı duyduğumuz insanlar. Çünkü çok
güçlü ve etkililer' dedi.



       



 



        



        Bürokratların ve siyasetçilerin
işbirliği olmadan bankalar soyulabilir mi?






   Mümkün değil. 



 



      Geri dönmeyen, eşe dosta dağıtılan, siyasi çıkar karşılığı
verilen bu kredilerle ilgili soruşturma açmak mümkün değil mi?






      Mümkün ama açılmıyor. Açılırsa arkasında
kimlerin olduğu ortaya çıkacak çünkü.



Düşünün
ki, bir kamu bankasının genel müdürü 4 Kasım'da 'Bizde batik yok' diye basına
demeç verdi. Bankanın takipteki kredileri, karşılıklar düşüldükten sonra
bilanço makyajları yapılarak net 66 trilyon lira gözüküyordu. Oysa Başbakanlık
Yüksek Denetleme Kurulu'nun 98 yılı raporu incelense durumun hiç de böyle
olmadığı görülecek. Bankanın takipteki kredilerinin gerçek rakamı 608 trilyon
düzeyinde. Henüz bu bankayla ilgili 99 yılı raporu çıkmadı. Buna, hileli
yollarla takibe alınmayan krediler ve temerrüt faizleri de eklenirse bu rakamın
bir katrilyona ulaşacağı hesap ediliyor. 



 



       Bütün bu usulsüz kredilerde siyasiler hep var mi?





     Siyasiler göz
yummasa bunlar olmaz. Çünkü milyon dolarlık büyük krediler bunlar.



    Ayrıca bu
hırsızlık sadece bankalar kanalıyla yapılmıyor ki. Birtakım fonlardan ve
devirli kredilerden de yapılıyor. Veriliyor da, veriliyor. Türkiye'deki
bankacılık sistemi bilerek bu noktaya getirildi. Siyasiler 'efendim bizim
haberimiz yok, birden çıktı, ne yapalım, bak işte şimdi el koyduk, zararı
önledik, adalet de bunların üzerine gidiyor, yargılanıyorlar' diyemez. Bunu demek
onları kurtarmaz. 



 



      



      Siyasetçi de mi
yargılanmalı diyorsunuz?






    Tabii
yargılanmalı. Bunun hesabını vermeli. Bu suçlar yalnız işlenen suçlar değil ki.
Güneydoğu da köyüne gelen silahlı adama korkudan ekmek verdi diye bir sürü
masum insan PKK ile hiç alakası yokken çeteye yardım ve yataklık etti diye
hapis yatarken, bankaların soyulmasına yardım edenler dışarıda rahatça
dolaşıyor.



En azından bir görev ihmali vardır burada. Milletin
paraları gitti. Halkı fakirleştiren bir sistem bu.
Şu anda iç ve dış borçlarımızın toplamı 150 milyar dolar. İçten ve dıştan 150
milyar dolar almışız. Bunun karşılığında bir şeyler yapılmış olması, ülkenin
kalkınması, halkın refahının artması, hizmetlerin iyileşmesi gerekir. Kalkındık
mı, refahımız arttı mı?



Hayır. Nereye gitti bütün bu paralar peki? 



 



        Devlet bankalarının son yirmi yıllık
kredilerinin kimlere hangi şartlarda verildiğinin ortaya çıkması için
parlamento bir girişimde bulunamaz mı?






      Parlamento,
devlet bankalarındaki ve özel bankalardaki yolsuzlukları ortaya çıkarmakta
istekli durmuyor. Biz parti olarak geçen haziranda özel, kamu bütün bankalarla
ilgili Meclis'te bir genel görüşme yapılması için önerge verdik. Ama koalisyon
partileri bu konunun görüşülmesini engellediler.



 Ayrıca ben kendim
Başbakan'ın cevaplaması kaydıyla iki önerge verdim geçen yıl. 'Her bir kamu
bankasının 98 ve 99 yıllarına ait idari ve kanuni takipteki alacak miktarları
ayrı ayrı ne kadar? 80'den bu yana hangi bankalara Hazine el koydu? Bunların
zararları ne kadar?' diye sordum.



 Cevap inandırıcı
değildi. Olayın boyutları hâlâ belli değil zaten. Hazine'den sorumlu Bakan
Recep Önal, sadece Ziraat, Halk ve Emlak bankalarının görev zararlarının 20
milyar dolar olduğunu açıkladı. Bu zararların büyük bir kısmı usulsüz kredilerden
kaynaklanıyor. (Görev zararı, politikacının verdiği emirle bankanın yaptığı
işlemden doğan zarardır.) Çok tehlikeli bir gidişat var.



 



        ( Özetle,
devlet bankalarının da açıklı halini ve görev zararıyla ayakta durduklarından,
yolsuzluklar zincirinden uzun uzun söz edilmiştir. )



 



         Partiniz Meclis'te son yirmi yılın
banka hesaplarının açıklanması için bir yasa değişikliği yapılması yolunda bir
girişimi destekler mi?






        Destekler
diye düşünüyorum. Ama bu konuda Meclis'te genel görüşmeyi dahi istemeyenler
elbette böyle bir yasa teklifini reddederler. 



 



         Eğer bunun için yasa çıkarılamıyorsa,
parlamentonun gizli bir oturumla son yirmi yılın kredi akışını öğrenmesi mümkün
olabilir mi?






       Tabii
mümkündür. Parlamento isterse her şeyi yapabilir. Gizli oturum da yapabilir.



Ama yapmadığına göre, demek ki bankaları araştırmak
istemiyor. 



 



 



       
Siz, 
Susurluk Araştırma
Komisyonu'nun da başkanıydınız.



       Devletin hazırladığı Susurluk raporunda da bankacılıktaki
yolsuzluklara bir bölüm ayrılmıştı. 
Susurluk ile bankacılık yolsuzlukları arasında ki bağlantıları incelediniz mi
komisyon olarak?






        Kara para
aklama, mafya, banka ilişkilerini inceledik. Susurluk'un bankalarla ilişkisi
olduğunu düşündüğümüz için de Hazine'den bankaların dökümünü, kuruluş
tarihlerini ve sahiplerinin adlarını istedik. 



 



        Susurluk'la bankalardaki batık krediler
arasında nasıl bir bağ var?






        Şöyle...
Susurluk, 'yasadışı, karanlık ilişkileri' ifade eden olaylar zinciridir. Bu
zincirin içinde kara para da var. Türkiye'deki kavga da büyük ölçüde bundan kaynaklanıyor
zaten.



        



        Susurluk'la bankalar arasındaki
bağlantıyı çözebilirsek, bu sistemin kimler tarafından ve nasıl kullanıldığını
da çözebilir miyiz?






        Büyük çapta
çözeriz. Bankacılıktaki olaylar Susurluk'la direkt irtibatlıdır. Murat Demirel,
Egebank'ta neden yargılanıyor? Çeteden yargılanıyor. 



               Susurluk ta çete olaylarıdır
ve çete sadece adam öldürmek, haraç almak değildir. Çetenin kumar, ihale, arazi
mafyası gibi birçok şubeleri vardır. Bankacılık da çetenin birçok kollarından
biridir. Susurluk'un ekonomik ayağıdır… 

          



      Siz komisyona hiç bankacı çağırmış
mıydınız?






       Çağırmadık.
O günkü şartlarda bizi birinci derecede ilgilendiren çetenin ölüm timleri kurup
infazlar yapmasıydı. İsin ekonomik ayağından çok derin devlet ayağına yöneldik
biz.



       Ama Susurluk Komisyonu bugün
kurulsaydı, ben olayın ekonomik ayağından başlardım. Her şey daha net çıkardı
ortaya.



 



 



       Eğer soruşturma sonuna kadar giderse, bu
soygunun ucu nerelere tırmanır sizce?






      Çok
yükseklere kadar gider. Bütün bu olaylardan hükümetler sorumludur.



     Başta da
söylediğim gibi devletin kayıtlarında bütün bilgiler, olaylar var. Ama buna
rağmen bu bankalar soyuluyorsa, o zaman en azından bunu birileri gizliyor
demektir.



     Siyasi
ilişkiler gün gibi ortada. İşin birinci derece sorumlusu siyasetçidir. Bazısı
işi saptırıyor.



     Ordu şöyle
diyor, falan böyle diyor, yargı işlemiyor diyor. Bunlar laf.



      Siyasetçi bu
işin üzerine ciddi eğilsin, Meclis bir ay bu işler için çalışsın, bütün olaylar
çözülür. Ama Meclis bunun üstüne gitmiyor. Çünkü içinde suç ortakları var. 



 



       Türkiye, bankacılık sistemindeki bütün
hırsızlıkları aydınlatıp, sistemi düzeltmeyi başarabilecek mi bir gün sizce?
 



 



Böyle gitmez bu ülke. Bu olaylar Murat Demirel'den ibaret
değil. Dünya Bankası'nın yolsuzluk raporunda Türkiye on üzerinden 3.6 puanla on
dördüncü oldu. Yolsuzluklar, bankalar, …mafyaya, çeteye, özel kişilere peşkeş
çekildiği ortaya çıktı. Ve, çalışma o noktada kesildi.



İMPEXBANK KASTEN KAPATILMIŞTIR.



İmpexbank’ın en son durumu nasıldı?:



Bülen ŞEMİLER cevap veriyor. ( Kanal D Yayınından )



İmpexbank'ın
takas açığı yoktu. Merkez Bankası'ndan İmpexbank'ın alacağı var,Emlak Bankası
gibi bir kamu bankasını da kredi vermiş (5000 milyon Dolar). Bankanın hakkında
hiçbir mahkeme yok,mahkeme kararı yok, açılmış bir dava yok, bankaya yazılı bir
uyarı yok. 23 Nisan 94 de kapatılıyor banka, Mart 94 bankanın hesapları da,
hazine müsteşarlığınca onaylanıyor, tasdikleşiyor, genel kurulda ve onlarında
hazır bulunduğu bir genel kurulda ansızın bir gece 23 nisan gecesi banka
kapatılıyor. Yönetimi biz devrettiğimiz zaman zarar yoktu.



MUDİNİN
PARASI DAHA İLK AŞAMADA NASIL ERİTİLMİŞTİR?



Bankanın
paraları devralındığı zaman Emlak Bankası İmpexbank'ın  mudilerine ait paraları, kendi bankasına
koydu ve %2,5 faiz yürüttü. Halbuki bu parayla Emlak Bankası Devlet Tahvili
aldı ve kendisi % 100 kazandı. Aradaki farkı Emlak Bankası kendi bankasına kar
yazdı. Para böyle tabii ki burada zarar oluşacak. İmpexbank kapatıldığında
yediemin sıfatıyla Emlak Bankası'na devredilmiştir. 2 yıl boyunca hiçbir işlem
yapılmadı. Yetki hazine tarafından iptal edildi. Emlak Bankası' na ve hiçbir
taksitlendirme, borcun bir kısmını silip faize bağlama gibi hiçbir işlem
yaptırtmadılar. Donup kaldık.




  • BATAN BANKA PARALARIYLA KAMU BANKALARI KURTARILIYOR !



       ALİ RIZA KARDÜZ   Sabah köşe yazısı 08.08.1997 ( bu konuyla
ilgili yazısı)



     “ ...Ama facia bundan sonra başlıyor.
Toplanan paralar,Harçlar Kanunu’ nun 36.



      maddesine göre
Emlak veya Ziraat Bankası’na yatırılıyor. Bu paralara genelde çok



      düşük faiz tahakkuk ettiriliyor. VEYA
FAİZ TAHAKKUK ettirilmiyor. Bu paralar
    



Ziraat ve
Emlak Bankası KAYNAK AÇIĞINI KAPATMAKTA KULLANILIYOR. Düşük bir faiz



Tahakkuk
ettirilmesi halinde o faiz de DEVLETE KALIYOR.”



 “Gerçek alın teri,
gurbet ellerde çok acı kazınılmış  bu
paralara tenezzül edip, kabul edenlere bir faydası dokunmadığı gibi, zararı
dokunacaktır. Bunları normal   bir  vatandaşın kabullenmesi ve anlaması
imkansızdır. Haramdan helal olmaz. İflah ta olmazlar. “ Bu sözleri, banka
kapandıktan sonra devletzedeler yazmıştı. Allhın hikmetine bakın ki, bu hama
paraya adı karışan bankalar ve şahıslar artık sahnelerden tamamen kendileri de
silinmiştir.



 



BÜYÜK SOYGUN DERİN DEVLETİN
DERİNLİKLERİNDEN GELMİŞ VE  BASKI İÇİN DE
KULLANILMIŞTIR
.



 



YUSUF BOZKURT ÖZAL: “ Bunların hepsini araştırırsanız
başka şeylerde bulursunuz. Hiçbir zaman memlekette parasını yatırmış, mudi
olmuş insanların paralarının yattığı yerlerdeki bankaların kapatılması
memleketin menfaatine değildir. İşler biraz Aykon Doğan Bey’in ötesindedir.
Yani o bankaların kapatılması, daha üst seviyelerden gelmiştir. Öyle tahmin
ediyorum ki
belirli yerleri baskı unsuru olarak kullanmak
istemişlerdir
.” 



ÇİLLER AİLESİ’NİN İLK
BASKI UNSURU BANKA ÜZERİNDEDİR!



Kanal D; Çiller ailesinden bir fert sizi arıyor ayağını denk al bak bu
günlerde bankalar zaten ayakta duramıyor, biraz sallantıda, bu nokta dergisi de
elinden gidebilir, gibi böyle ihtarlarda bulunmuşlar size. Bülent Şemiler:
"Bahsettiğiniz konu doğrudur." Peki nokta dergisini nasıl aldılar
elinizden? "Nokta dergisini tüm matbaalarıyla bana parasız devrettirdiler.
Nokta dergisinden dolayı bankanın üstünde tehditler yoğunlaştı, bankanı
kapatırız dediler."



 



( Görüldüğü gibi iş,
ekonomiden, bankacılıktan çıkmış, BASKI UNSURU olmuştur. Mudilerin paralarının
batırılması MEMLEKET MENFAATİNE değildir. Daha üst eviye nedir, kimler vardır?
Araştırınca daha neler bulunacağı hala karanlıkta kalmıştır! )



 



İMPEXBAK VE MAR BANKASI
YASAL OLARAK KAPANMAMIŞTIR.



Hukuk hocalarımızın da
belirttiği gibi,



Texas usülü banka soygunun
bir hukuka ihtiyacı yoktur. İptal edilen 
Göstermelik dayanak dahi yoktur, gerek de yoktur.



Kapatmanın
hukuki dayanağının yokluğunu en iyi uzman ve bakan açıklıyor.



 ADNAN BAŞER KAFAOĞLU ( Uzman ve Eski Maliye
Bakanı):



 " BANKALARIN KAPATILMASI ANAYASA VE
YASALARA TAMAMEN AYKIRIDIR. Bankalar, 24.06.1993 tarihli, 3911 sayılı yetki
kanununun 513 sayılı K.H. kararnameye dayandırılmıştır. Halbuki bu yetki
kanunu, 23.12.1993 tarihinde 93/48 sayılı ANAYASA MAHKEMESİ KARARIYLA İPTAL
edilmiştir. Artık 22.04.1994 tarihinde YETKİ KATİ SURETTE MEVCUT DEĞİLDİR VE
HUKUKİ DAYANAK TEŞKİL EDEMEZ, GEÇERSİZDİR."



 



En önemlisi yukarıda
belirtildiği gibi,  yasal olarak
geçerliliği olmayan, hile üstüne hile, illegal, karanlık işlemlerle doludur. Gece
yarısı Impexbank’için kararname imza ettirilen, işin içini öğrenen  bakanlara, Marmara Bankası için kararname
imza ettirmeye telif dahi edilememiş ve MARMARA BANKASI, BAKANLAR KURULU KARARI
OLMAKSIZIN, bir kere daha yasa dışı kapatılmıştır. Hukuk devleti adayı olarak
bile, hiç kimse bu bankların asla yasal olarak kapatıldığını iddia dahi edemez.



 Basınımız ve bilhassa Kanal D yayını,
İMPEXBAK ve Marmara Bankası’nın özel seçimi, büyük soyguna hazırlanışını,
Zamanın Başbakanı Tansu Çiller ki, bu soygundan dolayı da defalarca yüce davana
gitmesi söz konusu olmuş ve TBMM onu her serfinde kurtarmıştır,   şeytanı dahi şaşırtacak kurnazlık ve hukuka
karşı hile hile, makamlarında faydalanarak,  BATACAK BANKA YOKTUR diyerek,  ezici çoğunluk gurbetçi kitleri nasıl
dolandırdığı, bu bankaları gerçekte nasıl kapatılıp yağmalandığını, bir gecede
bazılarının nasıl köşeyi döndüğünü, detaylarıyla basınımız ve Kanal D  belirtilmiştir..  Görünen odur  ki aynı konu defalarca yayınlanmasına rağmen,
yayını ne durdurabilmişler, ne tekzip edebilmişler, ne de   normalde susturmak için bile olsa, bu kadar
ithamlara rağmen   tazminat davaları hava
uçuşması gerekirken, tazminat davaları açamamışlardır. Görülen, bu memlekette her
şeyin başı olan bu BÜYÜK SOYGUN,  gerçeklerinin,
pisliklerinin bu birazcık su yüzüne çıkmasına rıza göstermişler, ses
çıkaramamışlar, bu kadarına, halen esa pisliğin, karanlıkta kalmasına  şükretmişlerdir. Bu bakımdan aşağıda yazılı
özetini sunacağım yayın belgeseli, KESİN DELİL NETELİĞİNDEDİR.



Tufan TÜRENÇ  Yazıyor : “... Çiller hesabını verememiş bir
politikacıdır. Yüce Divana gitmesi onun sonu olacaktır. Ama Türkiye, Tansu
Hanım’ı  siyasi dengeler nedeniyle bir
türlü adaletin karşısına çıkarmayı beceremedi. ... Daha da kötüsü, halkın her
fırsatta yalan söylemiş, onu kandırmış, politik gücünü kullanarak servetine
servet katmış, ancak hesap vermekten her zaman kaçmış bir politikacı…  “ Bir kitleyi İNTİHARA zorlamış bu kişi hakkında
daha başka bir söze gerek yoktur.



Yüce DİAVAN onun sonu, tertemiz
devletimizin de başlangıcı, yeniden doğuşu olacaktır. Ya eşi enişte de boş durmamaktadır.



“  E N İ Ş T
E  Y E M İ N  B O Z D U R D U “




Batırılan bir bankanın dosyası Yargıtay’a gider. Devreye giren Enişte,



bankalar
yeminli murakıplarını Uludağ’da toplayıp seslenir:
KAPATIN



BU OLAYI, SONRA DİLEYİN İSTEDİĞİNİZ
YERİ.
... Allah var;
Enişte bu vaadini hemen tuttu. Ötekilerinin de hakkını yememek gerek.... Şimdi
”kim bunlar” diye sorulacak olursa; ekonominin bütün etkin kurumlarının ya
başları, ya baştan bir altları. Bu kurumlarda adları, BAŞKAN, BAŞKAN
YARDIMCISI, MÜSTEŞAR YARDIMCISI, GENEL MÜDÜR diye tanımlanıyor ” (23.05.97
Radikal )



 



Olayımız ilk bakışta mükemmel, hakka ve adalete uygun
gösterilmek istenmektedir. Ancak  derinlemesine incelenince gerçek ortaya
çıkmıştır. Önce burada imzaları olan Bakanlar Kurulu üyeleri kendi ses ve
görüntüleriyle, bu soygunda  “ VİCDAN
AZABI ÇEK,YORUZ “ diyerek olayın derin devletin derinliklerinden geldiğini,
mudilerin ağır şekilde mağdur edildiklerini , açık haksızlığa uğratıldıklarını dile
getirmişler ve manen imzalarını geri çekmişlerdir. Bu arada halen BAKANLAR
KURULU ÜYESİ, BAKAN  olu
p da, 
ÇOK AÇI BİR
HAKSILIĞA , MUDİLERİN SOYULMASINA, BÜYÜK SOYGUNA “ HAYIR “  “ VİCDAN AZABI ÇEKİYORUZ!  BİZE YANLIŞ YAPTIRILMIŞTIR.  DEVLETZEDELERİN HAKLARI HEMEN VERİLMELİDİR !
diye, basında ve yayında bunları kendi seslerinden dile getiren, kendi
başbakanlarına karşı haykıran, isyan eden 
  BAKANLAR, DEVLET ADAMLARI DÜNYA
TARHİNDE BİR İLKTİR.  Sade vatandaş
olarak
işte  benim de
hep rehberim olan ve bu haksızlığa kendimi adamama yol açan “ NAMUSLULAR,
NAMUSUZLAR KADAR CESUR OLMMALIDIR.”
sözümüz burada hayat
bulmuştur ve hepimize örnek olacaktır. 
NE YAZKIK Kİ,  BÜYÜK SOYGUN çok
güçlü derinliklerden geldiğinden, DEVLETZEDLERİN KAYIPLARI, MAĞDURİYETLERİ halen
daha da ağırlaştırmış şekilde bu günde devam eden  İNTİHARDAN VE İŞKENCEDEN  kurtarmamıştır.



Olayı biraz olsun inceleyen, sade vatandaşlar,
mağdurlar ve  basın ve yayın kuruluşları
da, bunun EKONOMİK TERÖR , devlet gücünü elinde bulunduranlar  ve karanlık güçler tarafından aleni bir soygun
olduğunu detaylarıyla ortaya sermişler, biri birinden habersiz, hepsi de meşru
bir devletle uyuşmayan kap karanlık işler olduğunda birleşmişlerdir.



BU BANKANIN ÖNCE SECİMİ KEYFİ VE KARANLIK
İLİŞKİLERLE DOLUDUR.



24.09.1977 tarihinde Kanal D yayınlanan ve
İlişikteki yayının yazılı özeti incelendiğinde, taraf olan kişilerin kendi
ifadelerinden de,  başta  bizatihi Tansu Çiller, T.C. Başbakanı
sıfatıyla, Nokta Dergisi'nin alınması için, banka kapatma tehdit ve uygulaması
gerçekleştirdiği belirtilmektedir.. Basınımızın kalbur üstü yazarları buradaki
hukuksuzluğun her safhasını dile getirmeye çalışmıştır. İşte bazı örnekler:



 (Daha 3 bankanın BÜYÜK SOYGUNA taii
olduklarını bilmeden yorumluyorlar.)



Ali Rıza
KARDÜZ  Sabah 07.08.1997



...Bu
uygulamada, hakka hukuka ters gibi görünen ve “vicdanları kanatan” en ça
rpıcı



“yanlışlık”




  • Bu üç bankaya benzer durumda başka bankalarda vardi.
    VE BU ÜÇ BANKA ONLARA
    ARASINDA EN KÖTÜ DURUMDA OLANLAR  D E G I L D I. 



Buna rağmen
piyango bunlara vurdu. ( Sonradan iş Piyangoya bırakılmadığı, kasten
seçildikleri yayınlarda, BÜYÜK SOYGUNA hazırlandıkları daha sonra
anlaşılmıştır. )




  • Üç banka kapatılmadan tüm mevduata devlet güvencesi
    verilse idi, bu üç bankanın kapatılmasına gerek kalmayabilirdi.

  • 1994 yılında bu üç banka kapatılacağı yerde “devlet
    yönetimine ” ( Mevduat Sigortası Fonu Yönetimine) alınabilirdi.
     

  • ...Bankacılık uzmanı Güneş TANER: Bu bankalara
    haksızlık edilmiş durumda. ...Mevduatın tümüne GARANTİ verecektiniz de bunlara
    NEDEN o hale soktunuz...
     







 



ERDAL SAĞLAM 08-10. 04.1988 Tarihli Yazısı“.. O dönem banka batışlarına ilişkin alınan
kararların,
büyük ölçüde, kişisel ilişkilerle alındığını, bazılarına
ayrıcalıklar tanıdığını hatırlıyorum.”



Banklar,
bazılarının elinde oyuncak olmuş, baskı aracı olarak kuulanılmıştır.( Y.B.ÖZAL
)
 



BU BÜYÜK
SOYGUN ŞAYTANIN DAHİ PABUCUNU TERS GİYDİRMİŞ, YAĞMADAN ZENGİNLER BİR GECEDE TÜREMİŞTİR.
Kapatılmalarında,
Bakanlar Kurulu iradesi ÜSTÜNDE  BÜYÜK
SOYGUNU dev  karanlık bir güç
yürütmüştür.



 



 HUSAMETTİN CİNDORUK: Aslında söz ettiğimiz 3
bankanın kapatılması gerçekten daha ziyade oraya para yatıran binlerce Türk
vatandaşını mağdur etti. Bankaların batırılmasıyla Türkiye dış itibarını
kaybetmiştir. Kapatılan bankalara BORÇLU olanlar yaşadı."



 



 



Tarihimizde
bu 3 bankadan önce ve sonra pek çok banka batırılmıştır. Ancak tarihimizde İLK
DEFA  banka mudisinin parası, çeteler ve
kamu, Emlak Bankası tarafından yağma edilmiştir. Önce başbakan ve ilgili bakan
tarafından kapanacak banka yok diye güven sağlanmış ve daha sonrada hemen
bankalar kapatılmıştır. Mudi ilk defa güzel bir aldatılmıştır. Her ne hikmetse,
tüm bankalara GARANTİ VERİLİRKEN, BU 3 BANKA 
hariç tutulmuştur.



İŞKENCE İÇİNDE İŞKENCE



DEVLETZELERİN SON DURAĞI,
MEZARLIĞI  TMSF



Rahmetli
Mehmet
Ali Birand   Sabah 26.12.1997    



          Artık “BANKAZEDE ” değiller “DEVLETZEDE”
oldular.
 



(
Felaketin kapatılan üç bankadan meydana geldiğini, acıyı ise tam 50 bin kişinin
çektiğini belirttikten sonra: )  



Nedeni de çok
basit. Hükümet eğer 24 saat önce harekete geçse ve diğer tüm bankalara verdiği
güvenceyi 24 saat önce açıklasa, bu 50 bin vatandaş acı çekmeyecek, bütün
hayatları boyunca biriktirdikleri paraları kaybetmeyeceklerdi. Tek cümleyle bu
vatandaşlar hükümet   tarafından
cezalandırılmışlardır.  



Detayda bu sözü
edilen  cezanın içrası ve  devletzedelerin hayatları boyu
biriktirdikleri kaybettirecek kuruluş haliyle TMSF kastedilmektedir.



Bu  Çaresiz kalan DEVLETZEDLER   
İMPEXBANK MUDİLERİ KORUMA DERNEĞİ’ni kurarlar.  TMSF tutumu, Dernek ve 
DEVLETZEDELERİ tamamen şaşırtacaktır.
Dernek ve Devletzedeler, dertlerini bildirilelerle, konuşarak görüldüğü gibi
dile getiriler.  Bir kere Tasarruf
Mevduat ve Sigorta  unvanları bu
olayda  haksız yere taşımıştır. Yasaların
olaganüstü yetkiler vermeisi, mahkelere mudiler 
adına gidebilmesi, güya müdinin korunması ve zarar görmemesi içindir.
Var oluş sebebi ve maksadı, sadece mudileri korumak,  haklarının verilmesini sağlamak  olan, TMSF, bu kurban 3 bankada tam tersi bir
tutum almış, her kademe de, her fırsatta DEVLETZEDEYE ne kadar zarar verebilirim
gayretlerini dernek dile getirmeye 
çalışır. Zaman zaman  özeti
sunmaya çalıştığım ağıdaki gibi bildiriler yayınlar ve bu bildirilerde bu
hususlar belirtilmiştir.



DEVLETZEDLERİN
PARALARI NASIL YOK EDİLMİŞTİR.



İMPEXBANK
MUDİLERİ KORUMA DERNEĞİ BİLDİRGESİ  
(Özetle )



       Şuandaki bütün banka tasarrufçularına
uygulanan % 100 güvence teminatının batık



üç
banka tasarrufçularına da uygulanarak Tasarruf Mevduatı Fon Müdürlüğüne
ödenmesi ( şu anda Fon’da 100 trilyondan fazla para vardır.)  Bu para tasarrufçuyu korumak için
biriktirilmiştir. Bu para devletin parası değildir. Fon bu parayı bize
ödedikten sonra iflas ettirdiği banka ve onun borçlularında tahsil edecektir.
Fon Müdürlüğü’nün kuruluş amacı süratle tasarrufçuyu koruyarak, bankacılık
sitemine olan güvenini sağlamaktır.



1- Sigorta Mevduatı Fon
Müdürlüğünün kanunen yapma mecburiyeti olan yukarıdaki



görevini
yapmaması neticesinde biz mudilerin tasarrufları için kurulmuş olan iflas
masalarından tercihli alacaklı statüsünden derhal ödenmesi ( Kanun ve Yargıtay
19. Hukuk D. Kararı gereği  Tasarruf
Mevduatı Fon Müdürlüğü bizim yerimize geçerek bankayı dava etmiş, iflas
ettirmiş,
iflas masasını kurmuş, kendisini de bu masayı tercihli alacaklı
olarak bu masayı kaydettirmiş ve birikmiş paraya, alacaklı sıra cetvelinin
kesinleşmesini beklemeksizin el koymuştur. El konulan paranın derhal bize
dağıtılması ve bu işlemin bizim paramızın tamamı ödeninceye kadar devam etmesi
gerekir. Çünkü Tasarruf Mevduatı Fon Müdürlüğü bizim kanuni temsilcimizdir. (
Bizim, iflas masasında herhangi bir sırayı yazılmamız kanunen yanlıştır. )
İflas masası biz mudileri 6. sıraya “ sair alacaklı ” olarak kayıt etmektedir.
6. sırada para almamız mümkün değildir. Yani paramı tamamen yok edilmektedir. Bu
husus özel olarak planlanmıştır.
( Suçumuz nedir? )  



 



                          BANKAZEDE  OLAYININ SONUÇLARI



Tasarruf bir insanın alın teriyle
kazanıp; ilerisi için biriktirdiği bir paradır. Bu para devletin kontrolündeki
bir bankaya emanet edilmiştir. Devlet, bu emaneti kollamak ve gerektiğinde
tehlikeden korumak için tüzel kişiliğe haiz Tasarruf Mevduatı Sigorta Fon Genel
Müdürlüğünü kurmuştur. Bu görevi için yüzlerce devlet memuru bu genel
müdürlükte görev yapmaktadırlar. Görevleri bankaların sağlam yapılarını
muhafaza ettirmek ve tasarruf sahibinin bir tehlikeyi düşmesini önlemek, şayet
banka tehlikeyi düşmüş ise tasarrufçuyu derhal koruyarak bütün insanların
bankacılık sistemine olan güven duygusunun azalmasını önlemek, güvenin devamını
sağlamaktır. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fon Müdürlüğü bu görevini yapmamıştır.



SONUÇTA;



¨     Üç(
5 ) yıldan beri tasarruf sahipleri perişan olmuştur. Bağırışları hükümet
duymamıştır.



¨     Bir
çok insan intihar etmiştir.



¨     Binlerce
insan felç ve hastadır.



¨     Aile
efradı ile 500.000 civarında Türk insanı vatanına, devletine,hükümetine
küsmüştür. ( Bu husus devleti idare edenler için çok büyük suçtur. )



¨     Yurt
içindeki tasarrufçular başka ülkeleri gitmeyi, yurt dışındakilerde Türkiye’yi
gelmemeyi düşünmektedirler. ( Buda idarecilerimiz için çok büyük suçtur.
İnsanlar vatanını terke zorlanmışlardır. )



Tasarrufçu, açtığı davaları,
siyasilerin tesir ve etkisi ile kaybetmiştir. İnsanları adalete olan güveni
yoktur. En önemlisi de budur. Adaletsiz
devlet olmaz.



 



            BANKAZEDE OLYINDA BUGÜNE KADAR
YAPILAN HATALAR
 



                                        
İŞLENEN SUÇLAR



 




  • Devlet
    bu bankaları denetleyip, batmasını önleyici tedbirler hatta vizyon sahibi
    kişileri kredi adı altında bizim paralarımızın peşkeş çekilmesini planlamıştır;
    yapılmasına göz yummuştur.
     

  • Emlak
    ve İş Bankasındaki, kredi müddeti biten kredileri tahsil etmemiştir. Hatta
    kanuna aykırı olarak onların kredi müddetini uzatmıştır. ( Ne karşılığı
    olduğunu bilmemekteyiz. )

  • Emlak
    ve İş Bankasındaki ( dönen ) paralara devlet faizi % 36 olarak uygulanmıştır.
    Halbuki bu bankalar, bizim paralarımızdan % 100’ün üzerinde gelir elde
    etmişlerdir. Aradaki trilyonlarca TL. tutarındaki para kayıptır. ( Bizim
    paramız devlet parası değildir. )

  • Bankaların
    iflasına karar verildiği bu günden bugüne kadar geçen zaman içinde krediden
    dönmüş olan paraların uygulanan faizler Devlet Hazinesin irat kayıt edilmektedir.
    Bu paralar devlet parası değildir. Faizi de devlete ait değildir.

  • Kanun
    ve Yargıtay gereği, Tasarruf Mevduat Sigorta Fon Müdürlüğü iflas masasına
    tercihli alacaklı olarak, bizim kanuni temsilcimiz olarak kayıt olmuş, dönen
    kredilere el koymuş fakat mudilere dağıtmamıştır. Kanunlar ve mahkeme kararı
    çiğnenmektedir. Adalete güven kalmamıştır.

  • İflas
    Masası Müdürlüğü mudileri 6. Sıraya yazmakla paraların tamamen yok olmasına
    zemin hazırlamıştır.













Tasarrufçunun
bankadaki sırrı (mülkiyeti) korunmamıştır. ( suçtur ) Bütün bu olaylar neticesinde
paranın esas sahibi olan bizler perişan olurken, şu anda bizim paralarımızı
ceplerinde bulunduran vurguncu fırsatçılar ve onların yandaşları haksız kazanç
elde etmektedirler.
Yüce Devletimizin idarecileri de bu olaya seyirci
kalmışlardır.  ( Neden ? )



 



NEDENİ
BASİT:




Devlet GÜÇTÜR, GERİSİ HİÇTİR “ mantığıyla bu açılara ortam bulmaktadır.Son
diktatör kalıntıları hariç, dünya çoktan, “ GÜÇLÜ BİREY, GÜÇLÜ DEVLET “ şekline
geçmiştir. Yurdumuz da bunu anlamış, biriyi öne çıkarma çabaları içine
girmiştir. Olayımızdaki felaket, HATIRSIZ 
DEVLETZELERİN, vatandaş ve birey olarak görülmemesinin büyük rol oynağı
görülecektir. Hatırlı kişiler, olay incelenirse, işlerini ne kadar rahat
hallendikleri de şahit olunacaktır..



NOT
:
Alın teri kutsaldır. Yok
edilmesi tehlikelidir. Yüz binlerce tasarruf sahibi ve onları aile efradı kin
ve nefret duyguları taşımaktadırlar. Kin ve nefret tehlike demektir. Suçluların
dünyanın her yerinde olan biz mudilere hesap vereceğini  ve bunun muhakkak yapılacağını bilmelerinde
fayda fay da vardır. Zira çalıp çırparak kazandıkları büyük servetlerini
yiyememe tehlikesi her yerde her zaman olacaktır.   İMPEXBANK MUDİLERİ KORUMA DERNEĞ



                                                          
 



BU
AYRIM NİYE?



Fatih
ALTAYLI   “ TEKE TEK ”  28.10.1998 Hürriyet.




Zor duruma düştüğü için devlet kontrolüne geçen Bankekspres’ te parası bulunan
vatandaşlar şanslı. Çünkü çok değil, 4 yıl önce ayni durumla karşi karşıya
kalan yurttaşlarımızın durumları hiç de iç açıcı değil. 1994 krizinde batan
Marmarabank ve Impexbank’ ta parası olanlar şimdikiler kadar şanslı değillerdi.
Hepsinin milyonlarca lirası bu bankalarda yok oldu. Devletin basiretsizliği
yüzünden kepenk indiren bu bankalarda parasını yitiren yüz binlerce kişiye bu
güne kadar hiç kimse el uzatmadı. Kimse sorunları dinlemedi, kimse haklarını
almaları yolunda bir tek adım atmadı.

DEVLETIN VATANDASLARI ARASINDA
BÖYLE BIR AYRIM YAPMASI KABUL EDILEBILIR
GIBI BIR SEY DEGIL. ”



 



DÖVİZ
HESAPLARINA GÜVENCE YOKTUR.



Anayasanın
ön gördüğü, sözleşme hakkına dayanarak, devletzede gurbetçi, DÖVİZ hesabı
açtırmıştır. Yine TSMF’nin yürüttüğü hiç mudinin gitmemesi gereken İFLAS
MASASINA DA ALACAK DÖVİZ OLARAK KAYDEDİLMİŞTİR. Her ne hikmetse döviz kurları
daha yıllaraca geri tarihe çekilerek, devletzedinin alinteri dövizleri bir kere
daha sıfıra yakın bir orana indirilmiştir.



     “Ünlü ticaret hukuku sayin Prof.Dr. Hayri
DOMANIÇ’i banka kurbanlari için bir mütalaasi 24.04.1994 tarihli Ekonomist’te
yayinlandi. Özetle:



“ ...Tasviye normalde 1-2 yildir. Ancak 3-5 yil da
sürebilir. Bu süre içinde paraya faiz isletilecek mi? FAIZ ISLETILIR, yeter ki
mal varliklari bunu karsilayabilsin. BU FAIZ 
BANKANIN VADELI MEVDUATTA KABUL ETTIGI FAIZ



OLABILIR VE ARADAKI YÜKSELMELERDE  DIKKATE ALINABILIR.





DÖVIZ HESAPLARINDAKI MEVDUAT ALACAKLARI, DÖVIZ OLARAK ÖDENEBILIR. DÖVIZ OLARAK
VERILEBILIR VEYA ÖDENDIGI TARIHTEKI MERKEZ BANKASI KURUNA GÖRE HESAP EDILIR.
DÖVIZ IÇINDE DE FAIZ ISLETILIR. Hatta, döviz mevduat sahibinin zararlari da
olabilir. Kanitlanmasi halinde bunlari da alir.”





Sayın
Hocam, O günlerde olayı normal zannederek, TMSF uyarmaya çalışmıştı. Ödendiği
günün kuru da söz konusu olmamıştır. En fazla 3-4 senden bahsediyor. Aradan 19
yıl geçti. Hala Devletzedelerin kayıtlı alacakları var ve zülüm devam ediyor.



Eşitler arasında bir eşitsizlik.



Dertlerini dile getiren İMPBANK
ve MARMARA banakası Devletzedeleri, DÖVİZ HESAPLARININ YILLAR ÖNCESİ KURUNA
GÖRE TL. ÇEVRİLİP, esas para alacağı oranını sıfıra yakın düşürüldüğü ve hep bu
güne kadar böyle kaldığını ortaya belgelriyle sermişlerdir. Ancak bazı
mahkemelerde ACAYİP durumlar ortaya çıkmıştır



O
kadar ki, bu TMSF davalı vekili olan Sn. Av S. Fenercioğlu, İst. 4.Asl.Tic.
Mahkemesi’inde  “  Banka kayıtlarında yabancı para olarak yer
alan..., yabancı para olarak KAYIT TALEBİNİ KABUL EDİYORUZ ” demiştir
(11.06.1997- 922-476, ) Yargıtay 19.Hukuk D. 97/7326 E 97/9875 kararı
ONAMIŞTIR.



HUKUK
ANLAYIŞI OLSA İDİ:



Eğer hukuk, hak
anlayışı olsa, en azından anayasamızın 10. Ve 11. Maddelerinin, TMSF için de
geçerli olduğu anlar ve tüm mudilere uygulanırdı.



Guinness Rekorlar Kitabı’na KAYIT



Devletzedeler, ömür boyu
acı kazandıkları alın teri kazançlarını kaybetmişlerdir.  KAZANÇLARININ 
Son damlası TMSF elindedir. Bu damladan yukarıda belirtildiği gibi
ortalama 5 yılda bir ödeme yapar. Bu damla ödemeyi de gelir olarak gören, TSMF
bundan bir de gelir vergisi keser. Hayatını kaybetmiş, esas uğradığı zararın
bir zerresi olan, kendi parasından, bu kadar zarara karşı, dünyada ilk
defa  bu kadar çökertilmiş ZARADAN gelir
vergisi alınmaktadır. Ortada orantısız bir zarar varken, gelir vergisi
alınması, BU KADAR ZARARDAN VERGİ Guinness Rekorlar
Kitabı’na geçmeye hak kazanmıştır. 



 



Avrupa
Temsilcisi Banka zedeler Başkanı : " Avrupa
da yaşayan Türklerin 60 milyar DM. Üzerinde paraları var. Ama Türkiye de
Ahmet'in kanunu Mehmet'e geçmediği için burada ki Türkler Türkiye'ye para
yatırmayı cesaret edemiyorlar artık. 11 kişi intihar etmiştir Avrupa'da."



 



Banka
zedeler başkanı Em.Albay.: " Ben çözüm yolu olarak şöyle öneriyorum. Sigorta
Fon Müdürlüğün de şuanda sigortaladığı tasarruf sahiplerinden gelen, primlerden
300 trilyon birikmiş para var orada, bu 300 trilyon paradan 90 trilyon para
aktararak Türk Ticaret Bankasını Kurtardı. O mudiler gibi bizde vatandaşız.
 



 



 



DENİZ BAYKAL: " Bu konu son
dönemin en önemli sosyal yaralarından biridir. Konu bir ekonomi konusu, bir
maliye konusu, bir bankacılık konusu olayı aşmıştır. Bir büyük toplumsal yara
haline dönüşmüştür. Bu gün iktidarı oluşturan siyasi partiler bir süre önce
muhalefette iken bu konuyu çözeceklerini açıkça taahhüt etmişlerdir. Şimdi
iktidardadırlar. Bu konunun çözülmesi gerekiyor
 



 



Devlet gücü karşısında “Ya ezilecek, ya
ezilecek  “denen DEVELTZEDERİN durumu
basınımızın da dikkatinden kaçmamıştı.



 “ ADALETIN KILICI KÖR”



Sabah"(3
bankanın kapatıldığı günler) (Özetle )



Tarihte niçin
16 devlet kurduğumuz, yani niçin bu kadar çok devlet batırdığımız sorusuna her
gün yeni bir cevap alıyoruz.



Vurgunlar,
bataklar, zorbalıklar, yolsuzluklar hiç bitmiyor. Bütün bu pislikler ADALETSIZLKTEN
kaynaklanan bataklıkta ürüyor. Adalet devletin temeli demişiz ama veciz şekilde
ifade  ettiğimiz bu gerçeğe hiç saygı
göstermemişiz. Yine halkın soyulduğu bir dönemden geçiyoruz. Vatandaşın
bankalarda, borsa şirketlerinde parası batıyor.
Halk niçin bu kadar güvencesiz?



Peki özel bir
yasa yoksa, hukuk düzeni de mi yok ?....



Türkiye’de
hükümet yok,
meclis yok, muhalefet yok.. Mahkeme de mi
yok?



Şeriatçılara
karşı cumhuriyeti koruma kararlılıklarını birlikte tazeleyen cumhuriyet
savcılarından şimdi adaletin kılıcını
DOLANDIRILAN tasarruf sahipleri
için

bilemelerini bekliyoruz.
Güngör MENGI



    KANAL D : Siyasi iktidarlar… eli silahlı, cebinden yeşil
pasaport çıkan canilerden hesap sorabilmiş. Siyasal iktidar hiçbir görevini
yerine getirmezken, halktan sadakat bekliyor, sabır telkin ediyor."



    " DEVLETİNE GÜVENEREK, PARASINI BANKAYA YATIRAN
VATANDAŞLARIN MAĞDUR EDİLMELERİ, SON DERECE HAKSIZ, BİR O KADARDA TEHLİKELİDİR!
BU MAĞDURİYET GİDERİLMEZSE, DEVLETİN MEŞRULUĞU TARTIŞILIR HALE
GELECEKTİR." Şeklinde ki ihtar ve uyarısıyla bu yayın bitmektedir.



 



T.C Cumhurbaşkanı, devlet adına söz veriyor.



Sayın 9.Cumhurbaşkanımız Süleyman
Demirel “ BU DEVLETIN AYIBIDIR, DÜZELTILECETIR. DEVLET VATANDASIN ARKASINDADIR.
SIZI EZDIRMEZ."  Ama halen 19
seneden beri ezilmeye devam edilmektedir. Devlet adına verilen bu söz de yerine
getirilmelidir.



T.C. Başbakanı sıfatıyla Tansu ÇİLLER, devlet adına
kesin vaade bulunuyor  "
PARANIZA BİR ŞEY OLMIYACAK, FAİZİNE KADAR
ALACAKSINIZ "
  Bu vaatleri hala yerine getirilmesi
bekleniyor.



Peki
gerçekten DEVLETİN MEŞRUTİYETİNİ KAZANDIRACAK, MAĞDURİYETİN DURUMU NEDİR VE
NASIL KALDIRILICAKTIR.



Yukarıda
belirttiğimiz gibi, FON son HATIRSIZ DEVLETZEDELERİN PARASINI 19 yıldır faizsiz
bir şekilde tutmakta, sadece bu paraların zaman içindeki getirisin bir damlamı
anlamına gelen,  küçük paraları ortalama
5 yılda bir vermektedir. Çok az DEVLETZEDE halen 19 sene sonra bile, la haline
getirilmiş geri kalan alacaklarını alamamakta, İŞKENCEYE devam edilmektedir.



SONUÇ
VE TALEP:



BUYUKSOYGUN  DEVLETİN MEŞRULUĞUNUN TARTIŞILIR HALE
GETİRMİŞ VE BUMAĞDURİYETLERE BAĞLANMIŞTIR. 
T. C gerçekten BÜYÜK DEVLETTİR. 
ÇOK ÇOK AZ KALMIŞ OLAN DEVLETZELERİN ESAS PARA MİKTARLARI BELLİDİR.
BUNLARIN ERİTİLİP, YOK ETME BIRAKILARAK, ÇOK DEĞİL, AYNI MALİYE BAKNLIĞI’NIN
HAKKA UYGUN VE UYGULABİLİR  GÖRDÜĞÜ,
ALACAĞINI ALMAKTAKİ  ESASLARININ DEVLETCE
MAĞDUR EDİLMİŞ, DEVLETZEDLERE AYNEN UYGULANARAK MAĞDURİYETLERİNİN GİDERİLMESİ
OLACKATIR.  O GÜN DOĞANLAR  19 YAŞINDA OLDULAR.  BU SON KALAN 
GAZİ DEVLETZELERİN MAĞDURİYETİ O KADAR, OYALAMADAN, MAZERET ÜRETMEDEN,
İŞİ FONA FİLAN BIRAKMADAN, HATTA  ÖRTÜLÜ
ÖEDENEK İÇİN BİLE EN HAIYIRLI İŞ OLUR, SÜRETLE 
MAĞDURİYELER GİDERİLMELİDİR. BÜYÜKSOYGUNDAN 19 YIL GEÇMİŞTİR. O GÜN
DOĞANLAR DELİKANLI OLDULAR. 
CUMHURBAŞKAINI VE BAŞBAKANLIK MAKAMLARININ BU TİP SÖZ VERMELERE,
OLAYLARA KARIŞTIĞINI, ÇOK SAYIDA DEVLETZEDENİN İNTİHARA SÜRÜKLENDİĞİNİ, KIYIM
OLDUĞUNU BİLMESİNLER. ONLAR BU MAKAMLARI KUTSAL BİLSİNLER.



BU
SORUN ÇÖZÜLDÜĞÜNDE TÜM VATANDAŞLAR, DEVLETE DAHA GÜVENİLİR BAKACAĞINDAN, DAHA
MUTLU VE BARIŞ İÇİNDE DEVLETİNE BAĞLANACAKLARDIR. Araştırmalarımda keşeftttiğim
ve huzurunuza çıkarmak istediğim gurbetçi bir DEVLETZEDE var. Kanaat önderi
olarak, önce ondan dövizlerini getirmesini ve diğerlerine örnek olmasını devlet
talep etmişti. O da kitleleri arkasına alıp, örnek oldu. Vicdan azabı içinde.



Bir
de Türk hukukuna fanatik ölçüde bağlı ve vatanımızın bir gün HUKUK DEVLETİ
olacağına da inanıyor.  Bu hukuk içinde
kalma inadı yüzünden, ailece  acı
kazandığı dövizleri yukarıda belirtildiği gibi yok edilmiş, son damla alacağı
TMSF kayıtlı ve 19 seneden beri faizsiz beklemektedir. Mümkünse örnek  bir DEVLETZEDE onun gerçek hikayesini,
acılarını yazmak ve size ulaştırmak isterim.



 BÜYÜKSOYGUN, devletin temelinin ve idari
yapısının bu sahalarda çürümüşlüğünü de göstermesi bakımından çok önemlidir.
Her ne kadar uzun bir dilekçe yazmak zorunda kaldıysam da, esası anlatabilmek
için cilt cilt kitaplar oluşturmak gerekecektir. İlgi ve yardımlarınızı
istirham ediyorum.



SAYGILARIMLA
ARZ EDERİM



                                                                                                                 LEYLA
KARATAŞ



                                                                                                            
ARAŞTIRMACI YAZAR

Hava Durumu
Anlık
Yarın
16° 23° 12°
Saat
ŞAPHANE KÜLTÜR, TANITMA, GELİŞTİRME VE CEVRE DERNEĞİ
ŞAPHANE'NİN GELECEĞİ
DESTEĞİNİZİ ACİLEN BEKLİYORUZ.
ŞAPHANE HALK KAHRAMANI " İSLAMOĞLU " Adlı eser büyük bir çilt halinde bitmek üzeredir. Basıma vermeden önce, bildiklerinizi bildirme zamanıdır. Kitap tam olsun!
ŞAPHANE KÜLTÜR DERNEĞİMİZ,
ŞAPHANE DERTLERİ HARMAN,
SENİN YARDIMIN MUHAKKAK ŞAPHANE'YE DERMAN
.
HESAP NUMARASI
ŞAPHANE ZİRAAT BANKASI
796 51917650-5001
 
DESTEĞİNİZ ŞAPHANE'Yİ DAHA DA GÜÇLENDİRECEKTİR. DESTEĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜRLER