• ŞAPHANE MEYDANININ TABİİ İSMİ OLAN " ŞAPHANE HALK KAHRAMANI MUSTAFA İSLAMOLU " ADI VERİLMELİDİR. DÜNYACA TANINAN TEK KAHRAMANIMIZIN İSMİNİN VERİLMESİ ÇOK GEÇ KALMIŞTIR
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.

AĞLANACAK HALİMİZ

 

SEYFİ BUDAK'IN YAPTIRDIĞI HASAN HOCA TÜRBESİ 

 

AĞLANACAK HALİMİZ

 

Bu sefer onu  Mehmet Ersöz Konya’da ziyaret eder. Seyfi’nin içi doludur ve sabırsızlıkla ilk bulduğu Şaphaneliye  derdini acar.

   “ Abi Memlekete sahip çıkmadınız! Burada iç Anadolu illerinin katıldığı Konya Festivali oldu. Ne olsa beğenirsiniz? Yozgat ve diğer iller bizim İslamoğlu’nu aralarında paylaşamadılar. Ben de dayanamadım. Ben de atıldım.
“ İsalmoğlu Şaphanelidir “ diye bağırdım. Tam tartışmanın ortasında, benim haykırışım bir an tüm dikkatleri üzerine topladı. Sonra bir gülüş koptu. Ya Şaphane nere ya? Şaphane ile İsalmoğlu’nun ne ilgisi var? Ben ortada çılgın ve dalgın biri gibi,ortada kaldım. İslamoğlu’nun Şaphaneli olduğunu öne sürmekle gülünç duruma düştüm. Şaphane’yi kimse hatırlamadı bile.
 Onlar kendi aralarında, İslamoğlunu üleşemiyor ve  kendi memleketlerinden olduğunu öne sürüyorlardı. O zaman, Şaphane’nin İslamoğlu’na sahip çıkmamakla, onu ellere verdiğini, kaybetmek üzere olduğumuzu anladım.
 Mehmet Ersöz:Ah Seyfi Kardeşim! Bak şu acınacak halimize bir bak ya Seyfi! Yalnız memlekete sahip çıkmadığımız tam doğru değil. Hemşehrimiz ve İslamoğlu yazarı Tahsin Ünlü, İsalmoğlu’nun bastığı tüm topraklara giderek, oraların yaşlılarını toplayıp, bilgi edinmiş, filme almıştır. İslamoğlu’nun Şaphane için en büyük sermeye olduğunu anlata anlata, ömrünü bu işe vermiştir. Bununla da kalmayarak, gazetelerde, tefrika tefrika İslamoğlu’nun hayatını, hikayelerini yayınlamıştır. Halen www. Saphane.biz ve www. Saphane.tr.gg sayfalrında yayındadır. Tahsin Ünlü, edebiyat, Müzik ve Sinema dallarında Şaphaney’i öne çıkarmış, dünyaya tanıtmış, 7 ilin sahip çıktığı Mustafa İslamoğlu’na memleketi Şaphane’nin bağrına basması gerektiğini  çeyrek asırdan beri duyurmaya çalışmakta ve mücadele vermektedir.  “ Sen sahip çıkmazsan, bir sahip çıkan olur “ şeklindeki atasözümü bir kere daha hatırlatır. 

Yazarımız Tahsin Ünlü durumu, belediye Başkanına aktarır. Başkan da, “ Ben İslamoğlu’nu sizin dediğiniz şekilde tanımıyorum. Heykelini filan dikmem de söz konusu değildir.               “ Cemilem “ türküsüne de hiç inanmadım. Benim anlayışım ve kapasitem budur. Seyfi Budak ise benim akrabamdır. “ demekle bu sefer şaphane Kültürünün bel kemiğini reddettiğini mertçe ve açıkça ortaya koymuştur. Meğer o da yalnız değilmiş. Meclis de aynı.

  

Seyfi akrabası ise, daha da iyi. Yüz karamız, Konya’daki İslamoğlu’na diğer illerin sahip çıkmasına neden yaşayan isimleri verilerek anlatılmıştır. Bir de sen soruver diyedir. Sormaya gerek kalmamıştır. Ayıbımız ortadadır.

 Düşünün ki, orta Anadolu şehirleri, İslamoğlu’nun dünyaca meşhur ve tanınan kişi olmasından, tanınmasından faydalanmak için, kendi hemşehrileri olduğunu iddia ediyorlar. Ya esas memleketi, vatanı Şaphane ne yapıyor? İslamoğlu’nun isminden, çimsinden kaçıyor, bir yere ismini vermeye bile korkacak hale gelmiş. Komedi yazar ve çizerleri neredesiniz! 

Sadece Belediye Başkanı’nın kökten Şaphane Kültürünü reddetmesiyle suçlanamaz. Etrafındakiler, Belediye meclisleri de bu ayıbın tabii ortaklarıdır.

BELEDİYE MECLİSİ BİR AYIBA KATILMIŞTIR

Ocak 2010 Belediye Meclisi, tarihe geçen bir ayıba da imzasını atmıştır.

Tokı tarafında bir yola isim verilecektir. Başkan bu yola verilecek isim teklifinde bulunulmasını ister. Üyelerden teklif gelmez Nihayet Fen işleri Müdürü Bayram Teker Boncuktaş’ı teklif eder ve oybirliği ile kabul görür. Oysa hep bir  ağıszdan “İslamoğlu “ demeleri gerekirdi.

 Kimsenin aklına İslamoğlu gelmez bile.  7 ile, dünyaya İslamoğlu bizden, Şaphaneli desek ve Şaphane’ye gelseler. Şaphane’de ne ismi, ne de cismi vardır. İslamoğlu Caddesi, Okulları, Heykeli nerede? Nasıl ispatlarız?

Meclis üyelerinden biriyle sohbet ediyoruz. “ Ya güzel de, İslamoğlu şöyle Kültür Bakanlığı’nın filan kabul ettiği, ismi geçen birisi olmalı. Heykelini nasıl dikeriz?

Yani demek istiyor ki, bir haydudun ismini nasıl resmileştirelim? Devletin de takdir ettiği biri olmalı.

İşte bu bilgi eksikliğinden kaynaklanmaktadır.

Hâlbuki belediye meclisi özel bir oturum yapıp, yazarından İslmoğlun’nu saygıyla dinlemeli ve onu yakinen tanımaya çalışmalıdırlar. Yazar bizden biri olunca, hesaba almayız ve dinlemeye gerek yoktur.

Islamoğlu adıyla, 2 filmi çevrilmiştir ve bu film dünya klasikleri arasındadır. ( Baka sayfamıza ) Kitabı vardır. Türkülerini dünyada bilmeyen kalmamıştır.

Gelelim haydut olup olmadığına. 1950 ve 1963 yıllarında filmleri çevrilmiştir. O tarihlerde, filmin senaryosundan başlayarak, her harekette, saat başına, her sahne çekiminde, her yer de özel izinler almak zorundasınız. Devlet hem Islamoğlu’nu, rol alanları, mekânları incelemiş,  film çevrilmesine özel müsaade vermiştir. Zira devlet için dünyaya açılacak, film ve kitaplara çok hassastır. Yasaklı kitap ve filmler çoktur. Fakat İslamoğlu kitabına, müziğine, hele filmine en küçük bir sınırlandırma günümüze kadar  söz konusu olmamıştır. İslamoğlu halk kahramanı olduğu, devlet tarafından da kabul görmüş, filmin kendi adıyla çekilip, tüm dünyada oynatılmasına, dağıtlmasına müsaade edilmiştir. Halen İslamoğlu kitap ve fimlerine, kısmen bile olsa, hiç yasak gelmemiş, halen oynatılması ve gösterilmesi serbesttir. Son filminde İslamoğlu rolünü Eşref Kolçak üstlenmiştir. Kendisiyle konuştuğumda, “ Ben Şaphane ve İslamoğlu’nu ve Kütahya ve Küçükağa’yı hiç unutamadım. “ demiştir. 

İslamoğlu filimlerinin çekildiği sırada pek çok filmin çekilmesine müsaade edilmemiştir. Bazıları da yasaklanmış ve yakılmıştır. O sıralarda bir de “ Sakıncalı Piyade “ çekilmişti. O zaman devlet bu filmi mahsurlu bulmuş, filmi yasaklanmış ve yaktırmıştı.

Yani siz her şeyi yapsanız bile, bırakın haydut olmayı, topluma zararlı olabilecek, mahsurlu bir kişinin senaryosunu bile ele alamazdınız. Hele film çevirmek hayal bile edilemez. İslamoğlu’nun filminin çevrilmesiyle, Kültür Bakanlığı’nın, devletin arşivlerinde “ HALK KAHRAMANI “ olarak yerini almıştır. Kaldı ki, Kültür Bakanlığı çok sayıdaki elemanları Şaphane Kültür Derneği’ne gelerek, Şaphane Kültürünü filme almıştır. Yazarımız Tahsin Ünlü’den de “ İslamoğlu’nu canlı olarak anlatılması talep edilmiş ve Tahsin Ünlü de halk kahramanımızı etraflıca anlatmış Kültür Bakanlığı kayıtlarına geçirilmiştir. Bununla ilgili paralel kayıt da  arşivimdedir. 

O halde, devlet ki film çevirmelere çok hassas olduğu devirde, 2 kere filminin çevrilmesine, kitabının yazılıp yayınlanmasına, müziğinin sınırsızca çalınmasına müsaade etmiş, devlet kayıtlarına geçmiştir. Zira her çekilen filmin, kitabın bir nüshası devlette kalır

.

 İslamoğlu’na asla bir yasak bile, o sıkı devirlerde söz konusu olmadığı halde, biz kim oluyoruz ki ona dil uzatabiliyoruz? Bilir bilmez laflar ediyoruz? Hem de onun memleketinde, vatanında bu yakışır mı? 

Sonra heykelleri dikilen Çakırcalı Efe, Köroğlu peygamber vekillerimiydi?

 

İslamoğlu kitabı çıkınca, onu bir solukta okuyacaksınız. Şimdiden şu kadarını söylemek gerekir.

Orhanlar’a gidip öldüğü cevizi filme çekmişimdir. İslamoğlu 3 dal ceviz ağacına kadar gider ve kan kaybından ölür. 3 gün yanına kimse gelemez. Korkarlar. Sonra kellesini alıp padişaha ulaştırırlar. Padişah:

Ben bu kahramanı kellesini istemedim. O bir orduya bedeldi “ der.
Onun mertliği, Kahramanlığı, yoksul zayıf ve haklıdan tarafa oluşunu duyan daha nice iller ona sahip çıkacaktır. Sadece Şaphane Belediyesi ve Meclisi hariç. Ne kadar acı demi, kendi vatanı, memleketi ona sahip çıkmazken, diğer iller aralarında onu paylaşamıyor. Şu trajik komik durumu  biri  karikatür  çizse bari!
Akıl be mantık dışı işlerin ömrü az olur. Yakın zamanda gün gelecek, onun heykeli dikilecek, cadde ve sokaklar, okullar onun adıyla donatılacaktır. İslamoğlu Şaphane’yi dünyaya duyuran, beyaz perdeye, davula, zurnaya, kitaplara taşıyan, gelecekte en büyük ekmek kapımız olacak en büyük Şaphanelidir.
Sizler, onun adını şimdilik vermemekle, o küçülmüyor, tam tersi oluyor. 
 Konya’daki yüzümüz Seyfi Kardeşim, İslamoğlu’na Şaphane duyarlı ve sahip çıkmaya çalışıyor. Bunu sadece şimdilik bazıları anlamıyor. Merak etme! Sen ve senin gibiler oldukça Şaphanesahipsiz kalmaz.  Daha Şaphane ölmedi! 
 
İŞTE O CEMİLE HANIM. HALEN SAĞ
 
   YAZIKLAR OLSUN!
Şaphane’nin “ Cemilem “ türküsüne tam sahip çıkılamamasını kınayan ve bunu içine sindiremiyen Cennet Özkul içini döktü, üzüntülerini dile getirdi;
“ Ben Cennet Özkül Şaphane Gayipler Köyü’ndenim. Easında Yörük kızı olmaktan da gurur duymaktayım. Şaphane’nin “ Cemilem “ türküsü gözümün önünde  yaşanan bir olayın acı hikâyesidir.  Daha doğrusu, türkü Şaphane Dağı’nda yaşananları dile getirmektedir. 
Şaphane Kızılkoltuk Köyü, Kayrak Mahallesi’den  Ümmet Yıldırım, Şaphane Dağı, Gökcukur Yaylası’ndan Cemile’yi kaçırmak ister. Gece yapılan baskında, Cemile sanılan kadın yakapaça götürülürken, feryatlar yükselir. “ ben Cemile  değilim, ben cemile değilim! “
Bunu üzerine dikkatlice bakarlar. Bu cemile değil, annesidir. Cemile de olayın farkına  varınca, annesini kurtarmak için silaha sarılır ve ateş etmeye başlar. Bunun üzerine Ümmet Yıldırım ve arkadaşları kaçar.
 Ümmet Yıldırım 2. Seferde, Cemileyi, Şaphane Dağı’nın camlık tarafından, meşeli tarafına kaçırır. Bu yüzden türkü “ Cemilemin gezdiği Şaphane Dağları meşeli “ ( aslı ) şeklindedir.  
Cemile kadın gurunu korur ve tüm yalvarmalara rağmen nikah kıymaz. Nikah olsa Ümmet Ağa 12 yıl ceza almayacaktır. Türküde Çağırın gelin koca Memiş’i kıysın nikahımızı “ sözlerinde bütün iş nihahın başında dönmekte olduğu görülecektir. Türküde de nikaha geniş yer ve ehemmiyet  verilmesi, aslında olayın gerçek yüzünü  anlatmaktadır. Zira nikahı Cemile’nin babası koca Memiş kıysa, ceza söz konusu olmayacaktır. Sonra, Cemile ve babası Koca Memiş, nikâha razı olmamaları üzerine Ümmet Ağa 12 yıl kadar hapis cezası almış ve bu  cezanın nerdeyse tamamını çekmiştir.
Türküde ” … nasıl nasıl yapam biz işi … “ sözleri bu kaygıyı dile getir.
Olayı bilenler, türkünün de olayı aynen anlatmakta olduğunu göreceklerdir.
Türkü, Ümmet Yıldırımın uzun süren hapishane hayatında, olayı Özay Gönlüm’me duyurmasıyla başlar. O ve kayın biraderi Hisarlı Ahmet, Şaphane izlerini de düşürerek derlerler.Türküdeki olaylar biz Şaphane Yörüklerinin önünde gerçekleşmiş ve  türkü olmuştur. Şaphane’nin “ Cemilem “ türküsü yapmacık olmayıp, halen olayın kahramanları sağdır.
 Yörük ve Türk kadının gururunu ve çektiği çok acı olayların sonunda kendiliğinden ortaya çıkmıştır. Cemile’nin acı hikayesine www.saphane.biz sayfasında detaylı olarak görmek mümkündür. Bu kadar Şaphane kokan, dağımızı taşımızı ve insanımızı anlatan bu türkü Şaphane’nindir ve inkâr edilemez bir Kültür varlığımızdır. Bunun ben canlı şahidiyim. Gelin olayı bana bir sorun! Kaldı ki, türkümüzün tüm tarafları halen sağdır. Cemile Türk kadının gurudur. Kadın gününde onun Türk Anası ve Kadını seçilmesini beklemekteyiz.
Bizler bu Şaphane Türküsü'nü ıslah olmaz cahillere, Şaphane Kültürü düşmanlarına  bırakmadan sahip çıkmalı ve mutlaka filminin çevrilmesini sağlamalıyız.
Bu Şaphane Türküsünü ilk ihbar eden Veteriner Yalcın Karakaşa ve yaşayan kahramanlarıyla birlikte ortaya çıkaran Tahsin Ünlü'ye candan teşekkür ediyorum. Türkümüze gerekli ehemmiyet ve ilgiyi göstermeyen Şaphane Kültür Düşmanlarını da bir kere daha buradan kınarım. 
 Kim bu kültür değerlerimize, önem vermez ise, bu memlekete ihanet eder!
BASINDA ŞAPHANE
BÖLGEM 4.08.2010
 
 
 
 
BU NE ACEMİLİKTİR? 
"  Şaphane demek, Şaphane Ulu Camisi demektir. Ulu Cami demek ise, onun 7 asırlık tarihi saati demektir. "
 
Okul tahsili değil, kendini yetiştirmek önemlidir sözünü, hayata geçiren İsmail Oktay, kendini yetiştirmiş ve bir akademisyen seviyesine getirmiştir.
Çok diplomalı ve ünlü kişilerle yarış ederek, çeyrek asrın üzerinde İstanbul Fatih Mahallesi’nin muhtarlığını kazanmış, başarıyla yapmıştır. Bir zamanların en iyi Osmanlıca bilen Belediye Başkanı Kasım Oktay’ın oğludur. 
 
Kızlarını da en iyi şekilde yetiştirmiştir. Birisi çok iyi tıp doktoru olarak başarıyla görevini yapmaktadır. Nihayet, zaten emekli olan, Oktay, bu sefer işlerinden de emekli olarak Şaphane’ye dönmüş, kendini halkı eğitmek, sosyal faaliyetlerde bulunmaya adamıştır.
 Onu kahvede halka tam da   “Şaphane demek, Şaphane Ulu Camisi demektir. Ulu Cami demek ise, onun 7 asırlık tarihi saati demektir. “ konusunu işlerken bulduk. Sözlerine devamla;
 " Bu toprakların kavimleri, halkı ta İslamiyet’ten önce ve sonra kıtlık, deprem  gibi tabii felaketler,  sosyal durumlar karşısında buralardan göçmek zorunda kalmışlardır. Ama bu mabedi terk edememişlerdir. Son Gediz depreminde, bu göç yine gündemin 1. maddesi olmuştur.
Onursal Belediye Başkanımız Mustafa Türker ve o zamanki Şaphane eşrafı, bir türlü bu camiyi terk etmeme, onu atıl bırakmama uğruna, ne olursa olsun bu Caminin etrafında yaşamaya devam kararı vermişlerdir. 
 
Camimizden, kalbimiz olan tarihi saatimizin alınması, beni de kalbimden vurmuştur. Çok üzüldüm. İstanbul’da bu tür saatleri inceleme fırsatım oldu. Aynı şekilde İstanbul’da 7 asırlık saatler var. Bizim saatimiz bu tür saatlerin en eskisidir. Zaten saatin yapımcısı Fransa’nın, 2 saat uzmanı basınımızda geniş yer alan, raporlarını vermişlerdir. Kaldı ki, bu tür tartışmalara, tarihi saatimiz, 1. sınıf tarihi eser olarak kaydedilmesiyle, son nokta konmuştur. 
 
Şaphane’de sadece bir Kültür Derneği’nin var ve yaşatılıyor olması bile başlı başına bir gurur kaynağımızdır.
 Bu dernek, fedakâr insanlar, kimsenin cesaret edemeyeceği bir işe kalkarak, camimizden haksız yere alınan tarihi saatimizin iadesi için, hukuki davalara girmiş ve her türlü faaliyette bulunmuştur.
Herkesin saatin iadesi konusunda ümitlerinin bittiği anda, sağ olsun Vakıflar Genel Müdürlüğü, önce derneğimize saatin resmen iade edileceğini bildirmiştir. Derneğimiz bu sefer, Kaymakamlığımız üzerinden, web sayfamızda da yayınlanan, son bir hatırlatma yazısını vakıflar Genel Müdürlüğü’ne göndermiştir. Bunun üzerine, Vakıflar Genel Müdürlüğü, kısaca Şaphane Kültür Derneği ve onun Başkanı Osman Kara’nın talebi üzerine, camide gerekli tedbirlerin alınması halinde resmen iade edeceklerini belirten yazı Şaphane Kaymakamlığı ve müftülüğüne ulaşmıştır. 
 
 Bu arada, yine Kaymakamlığımızın talebi üzerine bir bilirkişi gelerek, camimizin elektrik aksamı ve genel güvenliği yönünden tehlike içinde olduğunu gösterir bir teknik rapor düzenlemiş ve yapılacak işleri göstermiştir. 
 
Daha işin başında, Kütahya basınında ve gazete manşetlerinde, Şaphane tarihi Saati’nin, yine Şaphane bürokrasisi elinde kurban gideceği yönünde yazılar çıkmaya başladı. Gazetenin bir örneği Dernek camında asılıdır. 
 
Aradan 6 ay geçmesine rağmen, Camimizde, saat olmasa dahi acilen yapılması gereken işlere, halen başlanmamış olması yürekler acısıdır.  Daha acısı olan, can ve mal emniyetinin olmadığını belirten böyle bir rapor dururken, camide sadece aksesuar yarışına gidilmesi şaşırmaktan öte, artık mantıktan da çıktığımızı göstermektedir. 
 
Herhalde, bu noktaya gelinceye kadar derneğimizin fedakarhane çalışmalarını, alınan riskleri, çekilen çileri bilseler, herhalde bu kadar ihmal edemezlerdi. Bu kapıya kadar gelmiş tarihi fırsatı göremiyorlar demektir.
Bu o kadar büyük bir tarihi fırsattır ki, bunun için belediyenin tüm bütçesi harcandıktan sonra, ek bütçe bile yapılabilirdi. Bundan da kimse hesap soramaz. Bunu tarih yazacaktır. 
 
Vedat Göngören Bey ve eşleri benim yakın akrabamdır. Her ne kadar acil iş dururken, zamansız da olsa, camimize yaptırdığı avize diğer yardımları Allah kabul etsin. 
 
Kendisisin Tahsin Ünlü’yle yaptığı konuşmada, öncelikle yapılması gereken işin ehemmiyetini anlamış,  tarihi camimizde,  can ve mal emniyetini sağlamak üzere, başta elektrik aksamı, tüm güvenlik kamarasıyla beraber, tarihi saati cam zırha alınmasına kadar tüm işleri üstlenmesi, en hayırlı iş olmuştur.Kendilerine buradan bir kere daha Şaphane halkı olarak teşekkür ediyorum. İnşallah bu da bürokrasiye takılmaz, geç de olsa kısa zamanda yapılır.”
Diye kahve konferanslarına İsmail Oktay halen devam ediyordu. İsmail Oktay gibiler oldukça, Şaphane sahipsiz ve çaresiz kalmayacaktır. 
 
 

ŞAPHANE MERKEZ 155 FARKLA HAYIR DEDİ

Şaphane Merkez 901evete karşı, 1055 HAYIRLA, HAYIR dedi. İlk bakışta Kütahya'da, TEK HAYIR diyen ilçce merkezi oldu. Yine Şaphane kendine özel olduğunu gösterdi.

ŞAPHANE SECİM SONUCUNU İLK BİLEN SİZ OLDUNUZ.

Secim Kurulunda, daha torba açılır açılmaz, rakamlar canlı olarak , yıldırım hızıyla sayfamızdaydı. YANİ İLK BİLEN SİZ OLDUNUZ.

SANDIK:                 EVET                   HAYIR

 Türegün Mh              66                        114

Ayvacık Köyü           108                          34

Karaağıl                      34                          86

Uğurlugüme                53                          35

kalabak                        50                          33 

Degirmendere             69                          20

Türegün Mh2              59                          93

Karacaderbent          113                         36

Karamustafalar K.      68                         21

Hacıhasanlar             110                        111

Pazar Mh.                    70                          78

Gürkuyu                    166                          10

Gaipler Köyü            141                          93

Türegün Mh.              79                         116

Cam Köy                   164                          34

Pazar Mh.                    84                         124

Türegün Mh                55                           70

Karamanca                149                          44

Karamanca                224                           70

Türegün Mh                97                          107

Karamanca 3             184                            25

İncegiz                        118                            80

Uçbaş 1                       138                           106

Karakür                     223                             18

Kızılkoltuk                 227                             69

Uçbaş 2                       170                            106

ŞAPNE MER.           901                            1056

GENELDE              3.107                           1820

ŞAPHANE MERKEZ HAYIR DEDİ

MÜBAREK RAMAZAN BAYRAMINIZ  KUTLU OLSUN, YAYLA ŞÖLENİMİZ DOLUP TAŞSIN!
Hava Durumu
Anlık
Yarın
16° 23° 12°
Saat
ŞAPHANE KÜLTÜR, TANITMA, GELİŞTİRME VE CEVRE DERNEĞİ
ŞAPHANE'NİN GELECEĞİ
DESTEĞİNİZİ ACİLEN BEKLİYORUZ.
ŞAPHANE HALK KAHRAMANI " İSLAMOĞLU " Adlı eser büyük bir çilt halinde bitmek üzeredir. Basıma vermeden önce, bildiklerinizi bildirme zamanıdır. Kitap tam olsun!
ŞAPHANE KÜLTÜR DERNEĞİMİZ,
ŞAPHANE DERTLERİ HARMAN,
SENİN YARDIMIN MUHAKKAK ŞAPHANE'YE DERMAN
.
HESAP NUMARASI
ŞAPHANE ZİRAAT BANKASI
796 51917650-5001
 
DESTEĞİNİZ ŞAPHANE'Yİ DAHA DA GÜÇLENDİRECEKTİR. DESTEĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜRLER