ANASAYFA



ŞAPHANE'NİN 2. EN BÜYÜK EVLADI KİM?
BU 2M BOYUNDA YÖRÜK KIZI DA NEYİN NESİ ?



YAKINDA BURDA





ŞAPHANE EFSANEVİ BELEDİYE BAŞAKANI KİM?
Artık negatif şeyler yazmaktan, her gün ilave olan meşhur akıl tutulmalarından usanıyor insan. Onları bir kenara şimdilik koyalım. Nasıl olsa akıl tutulma işleri çok bereketli, yine devam ederiz.
Şaphane tarihinde, HEP ÖRNEK OLACAK, TEK bir efsanevi bir belediye başkanı o. Bir saniyesi dahi boşa gitmemiştir. 57 köy ve kasaba ile Şaphane’yi bırakmıştı. Şaphane hala onun eserleri üzerinde duruyor. Hatta o eserlerden de geri geri gidiyor. Bu efsanevi Belediye başkanımızın o çok özelliği var ki, hangi özelliklerinden bahsetmeli?
ALAŞEHİR KONGRESİNİN UŞAK, GEDİZ, SİMAV, SELENDİ GİBİ ŞEHİRLERİN TEMSİLCİSİ VE BU KONGREYİ KURANLARDAN.
YİNE BU ŞEHİRLERİN KUVVEYİ MİLLİYE KOMUTANI
ÇERKEZ ETHEM SAĞ KOLU. ÇERKEZ ETHEM’İN EN UZUN YANINDA MİSAFİR EDEN KİŞİ.
ÇERKEZ ETHEM’ E BAĞIMIZDAKİ KALEYİ EMANET EDEN KİŞİ,
ATATÜRK’ÜN DİKKATİ ÇEKMİŞ VE EN yakın DOSTU OLMUŞ KİŞİ,
HATTA NAZİLLİ DOKUMA FABRİKASINI ŞAPHANE’de KURDURACAK HALE GETİRMİŞ KİŞİ ( Neden kurulamadığını detaylı yazımda açıklayacağım. )
KÜTAHYA İL GENEL BAŞKANI OLMUŞ. KESKİN ZEKÂSI SAYESİNDE, EMET'TE KURULMASI PLANMIŞ İLK BETONARME ŞAPHANE İLKOKULU’NU O GETİRMİŞTİR.
ŞAP İŞLETMESİ DEVLETÇE TAMAMEN DURDUĞUNDA, ŞAHISLARI TEŞVİK EDEREK, HER EVDE ŞAP İMALATINI SAĞLAMIŞTIR.
EVİNİN ALTINDA HALA ŞAP KAYNATILAN DEV KAZANLARI DURUYOR. VEFAT ETTİĞİNDE EV MAMÜL ŞAPLARLA DOLUYDU.
GELECEĞE EN İYİ ÖRNEK OLACAK BU MAHALLİ İDARECİMİZ KİM OLA?



DÜNYANIN ALKIŞLADIĞI, BÜYÜK ŞAİRİMİZİN ŞAPHANE İÇİN YAZDIĞI SÖYLENEN O MEŞHUR ŞİİRİ. KENDİ EL YAZISIYLA. BİR DOKTORA ÖĞRENCİSİ GÖNDERMİŞTİ. İLGİ VE BİLGİNİZE CANDAN TEŞEKKÜR. HER NE OLURSA OLSUN, MAHALLİ İDAREMİZ KÜLTÜR DÜŞMALIĞINI BIRAKARAK BU ŞİİRİ HER TARAFA ASACAK KADAR AKILLI OLMALI VE HERKES 1. ADRESİNİ ŞAPHANE OLARAK GÖSTERMESİNİ SAAĞLAMALIDIR. ŞAPHANE'YE ÇAĞRI MÜTHİŞ










SAYIN REKTÖRÜMÜZ PROF.DR. AHMET KARAASLAN VE 2 PROF. DR BERABER ZİYARETLERİNDE BAŞKA NE KARARLAR ALINDI

Esas ziyaretin asıl amacı, beraber gelen 2 arkeoloji profesörle beraber SAKLI KENTİMİZ hakkında görüşlerini almaktı. Çok değerli bilgiler verdiler. Daha sonra Şaphane’nin diğer tüm sorunlarını tek tek ele aldık.

Sorunlarımızı ve çarelerini önce bir özetleyeyim. Sonra bunları birer konu olarak ele alalım.

-Tüm ilçelerde, tek kalmış Şaphane Sineması çalıştırılacak.

- Hazırlamakta olduğum Selçuklu eseri Şaphane Ulu Camisi’nin gerçek tarihi tamamlanacak, Rektörümüz bunu bastıracak ve her öğrenciye ve halkımıza dağıtılacak.

- Başta Mustafa Sevimç’în evi olmak üzere, dileyenlerin tarihi binaları tescil ettirilecek.

- Meydanımıza  tabii adı olan “ ŞAPHANE HALK KAHRAMANI MUSTAFA İSLAMOĞLU MEYDANI “ adı verilecek. Kararın alkışlar eşliğinde oy birliğiyle geçmesi halinde, ilk tabela, Paris örneğinde olduğu gibi, Ferforje olarak kısa hayatı ve resmiyle beraber tarafımdan yaptırılacak ve meydana dikilecektir.

- Eğer, kent müzesi açılmayacaksa, benim açacağım özel kent müzesine destek verilecek.

- Şaphane duraklarındaki, ışıklı panolara, günlerce dağda kalarak çektiğim ve  telif hakları bende bulunan “ ŞAPHANE ENDEMİK BİTKİLERİ “ dönüşümlü olarak, tarihi binalarımızdaki sanat eserleri fotoğrafları, rektörümüz tarafından bastırılarak asılacak ve panolarda yerini alacak.

- Aş evi, DPU verilerek, okuma salonu haline getirilecek.

-Ayrıca, rektörümüz HACI HASANLAR KONAĞI gezdirilerek, DPU kazandırılması,

- Ayrıca belediye personeli, Eskişehir gibi, şehirlerin FARKINDALIK GÖZETİLEREK esas alınarak, gezdirilmesi, eğitilmesi talep edildi.

ASİT:

Rektörümüz asit durumunu sordu. Bana da ASİTE KARŞI MISIN? Diye  sordu.

Sayın Rektörüm!

Hayır. Asite karşı değilim. Ben sadece, kanserli, kıvranacak hemşehrilerimin içine düşecekleri acı duruma ve doğanın katledilmesine karşıyım.

Siz daha iyi bilirsiniz. Asit olan yerde öğrenci olmaz. Siz asit olan yere çocuğunuzu gönderir misiniz?

 

Bunlarla ilgili bir çok konuyu  tek tek ele alacağız. Allah ŞAPHANE’Yİ AKIL TUTULMASINDAN KORUSUN

SAYGI DEĞER HEMŞELERİM!

SAĞLICAKLA KALIN. HOŞCA KALIN



SAYIN REKTÖRÜMÜZ VE 2 PROF. DR BERABER ZİYARETİMİZE GELDİLER

Daha önce sizlerle paylaştığımız gibi, Sayın Rektörümüz, hemşerimiz Prof. Dr. Ahmet KARAASLAN ve 2 Prof. Dr. İle beraber Şaphane çıkartması yaptılar. Nerdeyse Şaphane’nin tüm sorunlarını dile getirdim. Akıllı ve iş bitirici kişiler hani farklı olur. Rektörümüz hemen hemen her öncelikli sorunumuza hızlı çareler buldu.

Halkımız, “Madem konuşacaksın, neden ciddi bir bölüm getirmesini talep etmiyoruz? diyorlardı.

ELKTRONİK VE ELKETRİK BÖLÜMÜ AÇILACAK

Bir devlet büyüğüne, kuru kuru sadece şunu istyoruz demek, bir şey ifade etmez. Ona evet dedirtecek ön hazırlık şart. Baktım ki, Şaphane MYO 6 bölüm var. Hepsi de sözel ve bazıları da gelecekte silinecek meslekler. Gerçek ve  gelecek vaat eden Şaphane’de  bir bölüm olmalıdır.

Önce bunun öğretim üyesini bulmam gerekir. Uzun zamandan beri aramaktaydım. “İyi niyetle çıkanlar, iyiyi bulur. “ ata sözümüze uygun olarak, öğretim üyesi olacak kişiyi buldum. Simav’da ailesini ziyaret ettim ve olumlu cevap aldım.

Bu kişi hem de kendi hemşehrimiz. Sayın Yüksek Elektronik ve elektrik mühendisi Cemile Ceren BAKIR. DPU Öğretim Üyesi Sayın Doç.Dr. Celal YAŞAR hocanın da gözde öğrencisi.

“ Sayın Rektörüm!

Elimizde hemşehrimiz Yüksek Mühendis, öğretim üyesi olmaya hazır, çok başarılı bir kızımız var. Sizden ev istemez, sosyal destek istemez, naz yapmaz! Sözellerin yanında, nihayet gelecek vaat eden, bir ELEKTRONİK VE ELEKTRİK BÖLÜMÜ acar mısınız ?

Hay hay, derhal acarım. Yeter ki siz bir laboratuar hazırlayın!

İşte başkanım yanımda, bu memleket onu da hazırlar !

O zaman açıldı bilin !

Sayın Rektörüm bu kadar ön hazırlığı görünce, hiç tereddüt etmeden  “ EVET “ cevabını verdi. Sözün takipçisi olmalı ve arkasına düşmelidir.

Bu konularda, ilerde yazacağım çok acı tecrübelerim var. “ Demek çok başarılı, Yüksek Mühendis bir kız mıymış? Ya ilerde gölgesinde kalırız, başımıza iş çıkar, HEMEN AYAĞI ÇELDİRİLSİN! “ gibi eski ağır ruhi hastalıkları bir kenara bırakmanın zamanı geldi. Buna müsaade edilmemeli ve tüm Şaphane seferber olmalıdır.

Sözel bölümler pamuk ipliğine bağlıdır ve her an kaldırılabilir. Esas teknik, hem de tekniğin en iyisi olan ELEKTRONİK VE ELEKTRİK BÖLÜMÜ açılması, Şaphane MYO kesin kalıcı olmasını sağlayacaktır.

Bildiğiniz gibi, benim Şaphane MYO’sunun bu kafa devam ederse, defalarca yayınladığım gibi 3 yıl içinde KESİN  kapanacağından ve sebeplerinden hiç bahsetmedim, ima bile etmedim. Zaten bu konuda hazırlamış olduğum raporun, neden kapanacağı kısmı, sebeplerini de daha yazmadım. Neden?

Bu rapor Şaphane düşmanları suistimal ederler diye. Onları mahalli idare bildiğinden şaşmaz, böyle giderse son çare olarak saklamaktayım. Onların uyandırılması da yine Sayın halkımıza düşmektedir.  Ondan Rektörümüze asla söz dahi etmedim.

NETİCE:

Ben sadece ve sadece bir Şaphane sevdalısı olarak, yaktığım benzini, dağa vurduğum arabamı düşünmeden, Sayın Rektörümüzü davet ettim, pek çok olumlu, Şaphane’nin kaderini değiştirecek sözleri aldım. Bunların başında MYO, gerçek bir okul olmasını sağlayacak ELEKTRONİK VE ELEKTRİK BÖLÜMÜ gelmektedir.

Ruhi hastalıklar, çekememezlik ve gölgesinde kalma korkusuyla, buna engel olanlar da GİZLİDEN ÇIKACAKLARDIR. Bu çalışmalar gerçekleşmezse, bilin ki bu akıl tutulması sebeplerinden olacaktır.  Esas korkum buradadır ve buna karşı AKLI BAŞINDAKİ hemşehrilerime güveniyorum. Yani Şaphane HALKI top sizde.





   İŞTE HALK KAHRAMANIMIZ İSLAMOĞLU HAKKINDA TEZ YAPAN YÜKSEK LİSANS ÖĞRENCİSİ YASİN FUZEN

KİMLER KAHRAMANIMIZ İSLAMOĞLU HAKKINDA DOTORA VE TEZ YAPTI

Şaphane akıl tutulması altında uyurken, pek çok üniversite öğrencisi, tez,  ve doktora tezi olarak Mustafa İSLAMOĞLU’nu seçmiştir. Başta Ege Üniversitesi gelmiştir. Pek çok öğrenci ve öğretim üyesi, yazarı olduğum kahramanımız İslamoğlu hakkında yazılı bilgi istemişlerdir. Onlara dosya halinde gönderdim. Sonra teşekkür ettiler.

Gelelim Kütahya Dumlupınar Üniversitesine.  DPU Fen EDEBİYAT  Fakültesi Öğretim üyesi  Sayın Doç. Dr Sayın Atilla BATUR  ve  Doç. Dr. Mustafa GÜNEŞ  İslamoğlu’nu yakınen tanımaktadırlar. Öğrencilerine tez konusu olarak Şaphane Halk Kahramanı Mustafa İSLAMOĞLU’nu verirler ve onun tanınmasını teşvik ederler. Bu arada Şaphane Halk Kahramanı Mustafa İSLAMOĞLU’na   yakın ilgi duyan biri de  DPU Tez öğrencisi Yasin FUZEN  tez olarak kahramanımızı seçer.

Kahramanımız hakkında 26 yıldır araştırmalar yapan ve kitabının yazarı olarak, uzun uğraşmalardan sonra bana ulaşır.  Kendisi İzmir’de oturmaktadır ve aynı zamanda devlet memurudur.  Bir gün telefonda “ Abi ne olur bana bu konuda yardımcı ol. Şaphane’ye istediğin zaman geleyim! “ der

Ben de bu üniversiteli gençte, İslamoğlu aşkını görünce, işinden ve evinde uzak, Şaphane’ye kadar yormak istemedim.

“ Yasin! Sende bu ilgi ve aşkı gördükten sonra,  seni buraya kadar yormayacağım. Ben İzmir’e  senin için özel olarak geliyorum “ dedim.

Garajda beni beklerken buldum. Hemen İslamoğlu konusuna çalışmaya başladık.

1 hafta kadar sürdü ve Yasin tezi hazırladı ve verdi. Daha sonra tezi yazılı olarak istedim ve gönderdi. Bazı kısımlar dışında mükemmeldi.

İsmi Şaphane’de  hiçbir yerde geçmez. Şaphane daha meydana ismini verelim mi vermeyelim mi derken,   dünya onu tanıyor. Beyaza perdede, müzikte, edebiyatta yerini alır. Tüm illerde tanınır. Ancak Şaphane’de isminin verildiği bir yer bile hala yoktur. Sadece UŞAK hariç.  Zamanın çok zeki Uşak Belediye Başkanı, kesenin ağzını sonuna kadar açarak ona saraylar yaptırarak, İSLAMOĞLU KÜLTÜR MERKEZİ açmıştır. Orada bile bizim Şap fabrikamızdan daha çok kişi çalışmaktadır.

Oradaki çalışmalara katıldım ve hayat hikayesinin altında benim imzam vardır.  Böylece Şaphane ismi orda geçmektedir ve Şaphane’yi kabullenmişlerdir. Diğer iller, bölgeler ise, İslamoğlu’nun memleketinin Şaphane olduğunu reddetmekte ya da hiç tanımamaktadırlar. Kendi memleketlerinin bir kahramanı olarak tanıtıyorlar.

 Bu UŞAK İSLAMOĞLU KÜLTÜR MERKEZİ  bir SARAY içinde aynen canlı gibi, eşiyle, tüfeğiyle ve zamanın eşyalarıyla bir müze ve İslamoğlu akademisi gibidir. Oyunları tek tek resimlerle duvarlarda tüm hareketleriyle gösterilmiştir.

Şaphane ise hala akıl tutulması içinde ve  derin uykudadır. Uykunun faturası da çok acıdır. Bazı yerlerde, özellikle Şaphane haritadan silinmiş, Flash TV ise, Şaphane’yi Simav’ın şirin bir BELDESİ olarak tanıtmıştır.  Kütahya İl Kültür Müdürü’nün bastırdığı tanıtma kitabında da, haklı olarak Şaphane’nin ilgisizliğinden artık Şaphane yoktur.

Allah Şaphane’ye hak etmediği bu kadar dünyaca tanınan, herkesin paylaşamadığı, tek bir kişiyi hasbel kader nasip etmiştir.  Değerini bilmek şurada dursun, kaçacak delik aranmakta ve elindeki bu kadar tanıtma fırsatını kaçırmaktadır.   Kahramanımız bu gidişle, Şaphane izleri kaybedilecek, Şaphanesiz, her ilin, yörelerinin kahramanı olarak karşımıza çıkmakta ve daha da çıkacaktır. Zaten bu gün bile artık benim araştırmalarım, gayretlerim  dışında, Şaphane izlerini görmek zordur. 

Bu kadar  dünyaca tanınan başka bir kişi, yazar, cizer, sanatçı daha  ebediyen Şaphane’ye  nasip olmayacaktır.  

Zira  biraz sivrilen, gelecek vaat edenlerin, aman biz bunların gölgesinde kalırız korkusuyla ayağı hemen kaydırılmakta, yazar çizer, mahalli sanatçılar, mahalli kültür  büyük düşman ilan edilmiş, küstürülmüşlerdir.

UYU ŞAPHANEM UYU. UYU DA BÜYÜ!

www.saphane. biz    ve Tahsin  ÜNLÜ  facebook sayfasından

NOT:

Sayın Rektörümüz Prof.Dr. Ahmet KARAASLAN, Şaphane ziyaretinde, Şaphane halkının teşekkürlerini canlı olarak burada adı geçen Sayın Doç. Dr Sayın Atilla BATUR  ve  Doç. Dr. Mustafa GÜNEŞ’e iletti ve daha İslamoğlu tezlerinin verilmesini bekliyoruz dedi.

 

 

 




AKIL TUTULMASI TARİHİ 2

İlerde kitap ve belki de film olacak Şaphane AKIL TUTULMASI TARİHİNE devam ediyoruz.

1960 yıllarında, Şaphane Halk Kahramanı Mustafa İslamoğlu müzikte ve edebiyatta yerini almış, yiğitliği, dürüstlüğü ve adaletiyle önce yurtta sonra dünyada meşhur olmuştur. Adına kitaplar yazılmış, şenliklerde ve düğünlerde onun müziği tüm yurtta 1. sıradadır.

Film yapımcılarının dikkatini de çeker. Bu sırada Uşak’da halde, meşhur Şaphane elmalarının ticaretini yapan, dolayısıyla Şaphane’yi tanıyan kabzı mal olan biri vardır. Avusturya’da çalışmış ve yurda dönenlerdendir. Bu hemşerimiz Ömer Sözver’dir. Sayın Süleyman DEMİREL’in İsparta İslamköy’nü ziyaret eder. İslamköy isminin, Yiğit Efe, İslamoğlu’ndan kaynaklandığını defalarca tekrar edip dururlar. Ömer Sözver Şaphane’yi ve İslamoğlu’nu çok iyi tanımaktadır. Şaphane Halk Kahramanı İslamoğlu’nu çalacakları kaygısına kapılır.  Kendi kendine senaryo yazmaya başlar. Film yapımcıları kendini bulur. Heyecan başlar. Hemen İslamoğlu diyarı Şaphane’ye gelirler. Zannedilir ki, Şaphane seferber olacak ve film Şaphane’de çevrilecektir. O da ne?

İlgisiz, İslamoğlu’nu anlayamamış ve onu küçümseyen, olayın önemini kavrayamamış bir Şaphane ortaya çıkar. Ne yaptılarsa, Şaphane AKIL TUTULMASINDAN ÇIKAMAZ. Bu sefer Şaphane’nin AKIL TUTULMASI yayılmaya başlar. Ödemiş ilçesinin, Birgi kasabası da olayı duymuştur. Hemen olayın üstüne giderler. “ Bırakın orayı, uğraşmayın, Birgi halkı ve belediyesi karşılıksız tamamen emrinizdedir. “ derler.

Film artık, olayı ve İslamoğlu’nu iyi anlamış, Birgi Kasabası’nda çevrilecektir. Şaphane’ye göre hazırlanan senaryo, Şaphane’nin ilgisizliği, düşünememesinden, yani meşhur akıl tutulmasından dolayı nerdeyse tamamen değişir ve Şaphane kısmı kaldırılır. Bu akıl tutulmasından haberi olmayan ve filmi gören Şaphaneliler, filmde neden Şaphane  yok diye hep sormuşlardır.

Gerçekten BİRGİ, belediyesiyle birlikte halk olayı milli görür ve sanki seferlik ilan edilmiş gibi çalışırlar. Nihayet 1966 yılında film biter ve dünyada gösterime girer.

Ahmet Karaefe anlatıyor: “ Biz,  Şaphaneliler o zaman Uşak’ın elmasını  karşılıyorduk. Elmalarımızı alarak 3 arkadaş Uşak’ga, haldeki kabzımal, Ömer Sözverin yanına gittik. Elmaları teslim ettik. Ramzan gündü, bizi salmadı bir gün misafiri olduk. Bize uzun uzun İslamoğlu’nu, yazdığı senaryoyu ve Şaphane’de yaşadıklarını  anlattı. Rahmetli çok iyi bir Şaphane dostu idi. Ne yazık ki Şaphane onu ve olayı anlayamamış ve büyük bir fırsatı kaçırmıştır. “

İzmir Külüp  Sineması’nda film oynatılacaktır. Her tarafa duyurulur. Biri birinden habersiz Şaphane ve çevrenin gençleri de Sinemaya yığılır. Filmde bir sahne Şaphane ile ilgilidir. İslamoğlu rolündeki Eşref Kolçak, atın üstünde Şaphane Dağı’ından inmektedir. Halk etrafına dolar ve ağam sen kimsin diye sorarlar. “ Bana İslamoğlu derler, bu dağın efendisiyim. ” Der ve halk eğilerek onu selamlar. Bu sahneyi gören orada tesadüfen bulunan Şaphanelileri coşturmaya yetmiş ve alkış tufanı başlar. Alkışlar o kadar yüksektir ki, makinist de  duyar ve salonda kavga var sanarak, filmi durdurur. ( Ahmet Aktan’nın anılarından.)

 “ İSLAMOĞLU “Filmi ABD ve Avrupa’da  da uzun müddet gösterim  kalır. İslamoğlu diyarında ise, Şaphane Sinemasında 3 ay boyunca oynar.

Şaphane çok şey kaybetmiştir. Kendini tanıtamamış, kıyıda köşede kalmış, durmadan küçülmüştür.

 Filmin başında ve sonunda, BİRGİ halkına isim isim, bu katkılarından dolayı defalarca teşekkür edilir. Şimdi BİRGİ, kasaba olmasına rağmen, kültür ve gelişmede ŞAPHANE ile kıyaslanamayacak kadar çok ilerlemiştir. Hatta bir Birgeli, evini eski haliyle restore etmek ister. Fakat evin eski hali sadece İslamoğlu filminde görülmektedir. Çok emek ve para harcayarak filmi bulur ve ev filmde görüldüğü haliyle, aslı gibi restore edilir.

AKIL TUTUMASI TARİHİ devam edecek!

 

OLAYIN CANLI ŞAHİDİ :  AHMET KARAEFE,

BİRGİ halkına bu katkılarından dolayı filmde defalarca teşekkür yazıları.

 

NOT: BU ŞAPHANE AKIL TUTULMASI TARİNİ NEDEN DİLE GETİRİYORUZ. CÜNKÜ ŞAPHANE’NİN GELECEĞİ BU AKIL TUTULMASININ KIRILMASINA BAĞLI. BU AKIL TUTULMASININ KIRILMASI GÜNÜMÜZE KADAR ARTARAK GELMİŞ, GELENEKLEŞMİŞTİR. BUNU KIRAMAZSAK, TARİH VE KÜLTÜR ŞEHRİ OLAN ŞAPHANE’Yİ KAYBETMEMİZ MUKADDER OLACAKTIR. YOKSA BU AKIL TUTLMALARI MEŞHURLAŞACAK VE NEGATİF ANLAMDA FİLM OLACAKTIR. DAHA ŞİMDİDEN “ ŞAPHANE AKIL TUTULMASI “ OLARAK GOOGLE’da ARAŞTIRIN BAKALIM NELER ÇIKACAKTIR.

 

Künye

Yönetmen

Kemal Kan

Senaryo

Ömer Sözver ,

Yapımcı

Necil Ozon

Görüntü Yönetmeni

Fethi Mürenler

Tür

Macera, Tarihi

Özellikler

Siyah Beyaz

Ülke

Türkiye

Etiketler

Ağa, Başlıkta Karakter İsmi, Efe, Gözü Kara, Kahraman,

Yiğit

Daha Fazlası















AKIL TUTULMASI TARİHİ 2

İlerde kitap ve belki de film olacak Şaphane AKIL TUTULMASI TARİHİNE devam ediyoruz.

1960 yıllarında, Şaphane Halk Kahramanı Mustafa İslamoğlu müzikte ve edebiyatta yerini almış, yiğitliği, dürüstlüğü ve adaletiyle önce yurtta sonra dünyada meşhur olmuştur. Adına kitaplar yazılmış, şenliklerde ve düğünlerde onun müziği tüm yurtta 1. sıradadır.

Film yapımcılarının dikkatini de çeker. Bu sırada Uşak’da halde, meşhur Şaphane elmalarının ticaretini yapan, dolayısıyla Şaphane’yi tanıyan kabzı mal olan biri vardır. Avusturya’da çalışmış ve yurda dönenlerdendir. Bu hemşerimiz Ömer Sözver’dir. Sayın Süleyman DEMİREL’in İsparta İslamköy’nü ziyaret eder. İslamköy isminin, Yiğit Efe, İslamoğlu’ndan kaynaklandığını defalarca tekrar edip dururlar. Ömer Sözver Şaphane’yi ve İslamoğlu’nu çok iyi tanımaktadır. Şaphane Halk Kahramanı İslamoğlu’nu çalacakları kaygısına kapılır.  Kendi kendine senaryo yazmaya başlar. Film yapımcıları kendini bulur. Heyecan başlar. Hemen İslamoğlu diyarı Şaphane’ye gelirler. Sandedilir ki, Şaphane seferber olacak ve film Şaphane’de çevrilecektir. O da ne?

İlgisiz, İslamoğlu’nu anlayamamış ve onu küçümseyen, olayın önemini kayrayamamış bir Şaphane ortaya çıkar. Ne yaptılarsa, Şaphane AKIL TUTULMASINDAN ÇIKAMAZ. Bu sefer Şaphane’nin AKIL TUTULMASI yayılmaya başlar. Ödemiş ilçesinin, Birgi kasabası da olayı duymuştur. Hemen olayın üstüne giderler. “ Bırakın orayı, uğraşmayın, Birgi halkı ve belediyesi karşılıksız tamamen emrinizdedir. “ derler.

Film artık, olayı ve İslamoğlu’nu iyi anlamış, Birgi Kasabası’nda çevrilecektir. Şaphane’ye göre hazırlanan senaryo, Şaphane’nin ilgisizliği, düşünememesinden, yani meşhur akıl tutulmasından dolayı nerdeyse tamamen değişir ve Şaphane kısmı kaldırılır. Bu akıl tutulmasından haberi olmayan ve filmi gören Şaphaneliler, filmde neden Şaphane neden yok diye hep sormuşlardır.

Gerçekten belediyesiyle birlikte halk olayı milli görür ve sanki seferlik ilan edilmiş gibi çalışırlar. Nihayet 1966 yılında film biter ve dünyada gösterime girer.

Ahmet Karaefe anlatıyor: “ Biz,  Şaphaneliler o zaman Uşak’ın elmasını  karşılıyorduk. Elmalarımızı alarak 3 arkadaş Uşak’ga, haldeki kabzımal, Ömer Sözverin yanına gittik. Elmaları teslim ettik. Ramzan gündü, bizi salmadı bir gün misafiri olduk. Bize uzun uzun İslamoğlu’nu, yazdığı senaryoyu ve Şaphane’de yaşadıklarını uzun uzun anlattı. Rahmetli çok iyi bir Şaphane dostu idi. Ne yazık ki Şaphane onu ve olayı anlayamamış ve büyük bir fırsatı kaçırmıştır. “

İzmir Külüp  Sineması’nda film oynatılacaktır. Her tarafa duyurulur. Biri birinden habersiz Şaphane ve çevrenin gençleri de Sinemaya yığılır. Filmde bir sahne Şaphane ile ilgilidir. İslamoğlu rolündeki Eşref Kolçak, atın üstünde Şaphane Dağı’ından inmektedir. Halk etrafına dolar ve ağam sen kimsin diye sorarlar. “ Bana İslamoğlu derler, bu dağın efesiyim.” Der ve halk eğilerek onu selamlar. Bu sahneyi gören orada tesadüfen bulunan Şaphanelileri coşturmaya yetmiş ve alkış tufanı başlar. Alkışlar o kadar yüksektir ki, makinist de  duyar ve salonda kavga var sanarak, filmi durdurur. ( Ahmet Aktan’nın anılarından.)

 “ İSLAMOĞLU “Filmi ABD ve Avrupa’da  da uzun müddet gösterim  kalır. İslamoğlu diyarında ise, Şaphane Sinemasında 3 ay boyunca oynar.

Şaphane çok şey kaybetmiştir. Kendini tanıtamamış, kıyıda köşede kalmış, durmadan küçülmüştür.

 Filmin başında ve sonunda, BİRGİ halkına isim isim, bu katkılarından dolayı defalarca teşekkür edilir. Şimdi BİRGİ, kasaba olmasına rağmen, kültür ve gelişmede çok ilerlemiştir. Hatta bir Birgeli, evini eski haliyle restore etmek ister. Fakat evin eski hali sadece İslamoğlu filminde görülmektedir. Çok emek ve para harcayarak filmi bulur ve ev filmde görüldüğü haliyle, aslı gibi restore edilir.

Künye

Yönetmen

Kemal Kan

Senaryo

Ömer Sözver ,

Yapımcı

Necil Ozon

Görüntü Yönetmeni

Fethi Mürenler

Tür

Macera, Tarihi

Özellikler

Siyah Beyaz

Ülke

Türkiye

Etiketler

Ağa, Başlıkta Karakter İsmi, Efe, Gözü Kara, Kahraman,

Yiğit

Daha Fazlası

AKIL TUTUMASI TARİHİ devam edecek!

 

OLAYIN CANLI ŞAHİDİ :  AHMET KARAEFE,

BİRGİ halkına bu katkılarından dolayı filmde defalarca teşekkür yazıları.

 

NOT: BU ŞAPHANE AKIL TUTULMASI TARİNİ NEDEN DİLE GETİRİYORUZ. CÜNKÜ ŞAPHANE’NİN GELECEĞİ BU AKIL TUTULMASININ KIRILMASINA BAĞLI. BU AKIL TUTULMASININ KIRILMASI GÜNÜMÜZE KADAR ARTARAK GELMİŞ, GELENEKLEŞMİŞTİR. BUNU KIRAMAZSAK, TARİH VE KÜLTÜR ŞEHRİ OLAN ŞAPHANE’Yİ KAYBETMEMİZ MUKADDER OLACAKTIR. YOKSA BU AKIL TUTLMALARI MEŞHURLAŞACAK VE NEGATİF ANLAMDA FİLM OLACAKTIR. DAHA ŞİMDİDEN “ ŞAPHANE AKIL TUTULMASINI ARATTIRIN “ BAKALIM NELER ÇIKACAKTIR.




EKRANDAKİ YÜZÜMÜZ AHİDE, SAYIN CUMURBAŞKANIMIZIN DAVETLİSİ İDİ. ANCAK MADEN KAZASI DOLAYISIYLA RESEPSİYON İPTAL EDİLMİŞTİR. BEYAZ SARAYDAN SİZLERE İLGİNC FOTOLAR GÖNDERECEKTİK.

 

SOMA VE BU MADEN KAZALRIYLA ŞAPHANE'NİN YAKIN İLGİSİ VARDIR.

ŞAPHANE ASİT FABRİKASI SADECE İDARİ MAHKEMESİNİN TEDBİR KARARIYLA DURUDURULMUŞTUR. BU DA KESİN KARAR DEĞİLDİR.

 

SOMA İÇİN DEVLETİN MÜFETTİŞLERİ İŞLETMEYE,  İYİ  İŞLETME RAPORU  VERMİŞ VE BELKİ KAZA OLMASYDI  ÖDÜL ÜSTÜNE ÖDÜL ALACAKTI.   DOKUNULMAZ SANILAN KİŞİLER DE ŞİMDİ HATIRLILAR KOGUŞUNU DOLDURDU. SAYIN ŞAPHANE BANA NE DİYEN SEYİRCİLERE DUYURULUR.. FELAKET GELİYORUM DİYOR. ANLAYANA






EKRANDAKİ YÜZÜMÜZ ZAHİDE, İSLAMOĞLU DİYARINI DA TEMSİLEN BEYAZ SARAYDA BU GÜN

Şaphaneli, ekrandaki yüzümüz Zahide, Sayın Cumhurbaşkanımızın davetlisi olarak, bu gün Ankara Beyaz Saray’da olacak.  Ankara’ya ulaştığı şu saatlerde, duygularını Şaphane Sevdadılarına şunları söyledi.

“ Sayın Hemşerilerim!

Hepinizi tek tek selamlarım.  Cennetin dünyadaki temsilcisi, şirin, yeşil Şaphane hep gözlerimde tütüyor. Hep özlemini çekiyorum.

Allah illerimizin paylaşamadığı, dünyaca meşhur Şaphane Halk Kahramanı Mustafa İslamoğlu’nu hasbel kadar Şaphane’ye nasip etmiştir. Şaphane Akıl Tutulması Tarihini okudukça çok üzülüyorum. Allah akıller versin diye dua ediyorum.

Nihayet aklımız başımıza alarak, onun adını meydanlarımıza, parklarımıza, her yere vereceğiz. Böylece kıyıda köşede kalmış,  unutulmuş, haritalardan silinen şirin Şaphanemiz  kısa zamanda tekrar şahsiyet kazanacak, yetiştiği meyveleriyle beraber dünya onu tanıyacak ve ticaretimiz gelişecektir.

Eski tarihi binaları göçürmek gerilerde kaldı. Eski binalarımızı kurtarıp korumalıyız.

Aksini düşünmek ve Şaphane’yi köy olarak görmek istemem.  Biz akıl tutulmalarının, vahşetin merkezi değil, il olmaya kadar çıkmış, TARİH VE KÜLTÜRÜN, MERHABETİN, İNSANLIĞIN MERKEZİ OLMALIYIZ!

Ankara’da, Sayın Cumhurbaşkanımızın davetlisi olarak, devletin zirvesinde, bir İslamoğlu diyarından biri olarak orda bulunmaktan gurur duyuyorum. İslamoğlu diyarını da iyi temsil edecek, karınca kararınca tanıtmaya çalışacağım. Zaten ekranda imkân buldukça, İslamoğlu diyarını dünyaya tanıtmaya çalışıyorum.

Bu resepsiyonda, akşam beni de o toplum içinde görme şansınız olabilir. İslamoğlu Diyarıyla, sizinle gurur duyuyorum.  Hoşça kalın, sağlıcakla kalın benim saygı değer hemşehrilerim.



ŞAPHANE AKIL TUTULMASI TARİHİ

Farkında olunmadan günümüze kadar artarak gelen ŞAPHANE AKIL TUTULMASI var.  Diğer getireceğim konular, hep bu akıl tutulmasına bağlı olduğundan izninizle AKIL TUTULMASI TARİHNE başlayalım.

En geri gidebildiğimiz AKIL TUTULMASI,  Şaphane Belediye Reisi Sabri İnanç'la başlar.

Ilıca Gedizli Ali Efe'nin tapulu malıdır. Bir gün Ali Efe, Şaphane Belediyesini, Sabri Beyi ziyarete gelir.

- " Sabri biliyorsun ben Şaphane'yi çok severim. Derin dostluğum ve sempatim vardır.  Gelecek vadeden Ilıca kaplıcalarını gel Sabri Şaphane'ye bağışlayayım. " der

Sabri Bey sinirden kıp kırmızı olmuştur. " EFE HADDİNİ BİL. BİZE NASIL HAMAMCILIK TEKLİF EDERSİN. BENİM AĞA ÇOCUGU OLDUĞUMU BİLMİYOR MUSUN?  ŞAPHANE DAHA HAMAMCILIGA KADAR DÜŞMEDİ EFE! SEN ŞAPHANE'Yİ NE SENDEDİYORSUN  ?" Diye ayağa fırlar ve son derece sinirlidir. Nerdeyse orda efeyi boğacaktır.

- " Efe tüyün kuruyken defol buradan ve bunları senden duymamış olayım der. Efe neye uğradığını şaşırır gider.

Aynı gün Şaphane kahvelerine, HALKA " Sabri Şaphane'nin namusunu, şerefini kurtarmış " şeklinde  haber uçurulmuş ve birden hepsi, herkes boşalmıştır. Herkes Belediyede toplanmıştır. Yaşa Sabri! sesleri yükselmeye başlar.  Ön taraftakiler " .... Sabri sen kibar adamsın, Efeyi bize bırakacaktın. Onun terbiyesini vermek bize düşerdi " diye bağrışmalar başlar. Sabri Bey de şaşırmış ve belediyeden dışarı çıkar. Halk Sabri Beyi omuzlarına almış, " Yaşa Sabri, Şaphane'nin namusun, şerefini sen kurtardın " nidaları arasında, Sabri zafer kazanmış komutan edasında çarşıda  dolaştırılır. Adeta bir zafer günü gibi kutlanır. Artık Şaphane'nin namusu ve şerefi kurtarılmış ve Şaphane'nin asla hamamcı olamayacağı dünyaya ilan edilmiştir.

 Fakat ne hikmetse, hamamsız çaresiz kalan Şaphane, aynı dönemde belediye kendisi, halen günümüze kadar gelen hamamı yaptırmış ve bu gün dahi hamam işletmecidir.

AKIL DİYE BUNA DERLER. NAMUS VE ŞEREF KRTARILMIŞTIR.  ILICAYI BAĞIŞLAMAYA GELEN ALİ EFE KOVULMUŞTUR.

Peki Ali Efe bunun üzerine ne yapmıştır.

Ali Efe'nin ümitleri de bitince, aynı gün Gediz  Belediye'sine gider.

" Bana biraz  yer verin, Ilıcayı size verdim gitti " der. Haliyle Gediz Belediyesi durumu hemen iyi değerlendirir. O zaman yol kavşağı ama dağın başı olan Abide'den büyük yer verilir. Ilıca  da böylece Gediz  Belediye'sine tapulu mülk olarak geçer ve günümüze kadar böyle gelir. Şaphane bu gün olduğu gibi, o günde  geleceği okuyamamıştır. Sadece mahalli idareciler değil, halkta bu akıl tutulmasına çanak tutmuş ve teşvik etmiştir. Ayrıca Şaphane o günlerde, bu günde AKIL TUTULMASINA " DUR " diyebilecek aydın kişi de yetiştirememiştir. Ayrıca Sabri Bey, bu AKIL TUTULMASI " olayı dışında, Şaphane'ye büyük hizmetleri de olduğunu unutmamak lazım. Aydın ve dur diyecek kişilerin bulunmaması, hep acı olayların habercisi olmuştur.

Aynı dönemde Şaphane'nin 57 köy ve kasabası bulunuyordu. 1954 gelindiğinde 21 ve günümüzde 11. Bu 11 köy de, zorla tutulmakta ve ilk fırsatta Şaphane'den kurtulma yolları aramaktadırlar. Bunu da tarihin canlı tanıklarıyla beraber ele alacağım.  Artık külahı önümüze koyup düşünme zamanıdır.

YAŞA VAROL ŞAPHANE

TARİHİN CANLI ŞAHİDİ: MEHMET TURAN, halen sağ

Mehmet Abi'nin babası, İzmirli Mehmet Belediye Meclisi üyesidir ve Mehmet Turan da olay günü bir delikanlı olarak olayı yaşamış ve olayın canlı şahidi olmuştur.

Şaphane AKIL TUTULMASI tarihine devam edeceğiz. Sizin bildikleriniz de vardır. yazarsanız büyük hizmet etmiş olursunuz.

Sizler de, yeni AKIL TUTULMALAINA ŞAHİD OLMAK İSTESENİZ, 4 KASIM GÜNÜ BELEDİYE MECLİSİNE, MEYDANIMIZIN TABİİ ADI OLAN

" ŞAPHANE HALK KAHAMANI MUSTAFA İSLAMOĞLU MEYDANI " adının verilmesini teklif edeceğim. Kendi anına film çevrilen, edebiyatta, müzik de dünya da yerini almış, nerdeyse tüm illerin paylaşamadığı, en son çok paralar harcanarak adına Saraylar yaptırılan, ebediyen bir daha Şaphane'ye nasip olmayacak TEK HALK KAHAMANIZ O. ONU DÜNYA VE TÜM İLLERİMİZ PAYLAŞAMIYOR. SADECE İSLAMOLU DİYARI ŞAPHANE HARİÇ. O gün imkan verilirse, yurdumuzun her tarafından gönderilmiş, beyler ve bilhassa hanımların oynadığı İSLAMOĞLU türküsünü de dinlettireceğim.

Şaphane Belediye Meclisi'nin akıl tutulması içinde olmadığı ümitle, bu oybirliği alkışlarla ayakta kabul edilmesini temeni etmekteyim. Aksi halde yeni akıl tutulması olur. 4.11.2014 orda olmak ister misiniz! Gelmek serbest ve hemşerilik görevidir. Gelemeyecek gurbettekiler belediyeye yazsın, bana yazsın!

 


 


DEĞERLİ ŞAPHANELİ HEMEHRİLERİM. BU
KONULARDAKİ GÖRÜŞLERİNİZİ BEKLİYORUM



ÇOK DEĞERLİ ŞAPHANE SEVDALILARI!

ÇOKTAN BERİ YAZAMADIM. AŞAĞIDA BELİRTTİĞİM ŞAPHANE BELESELLERİNİ HAZIRLAMKLA MEŞGULDÜM.
- ŞAPHANE VE ATATÜRK
- ŞAPHANE VE ALAŞEHİR KONGRESİ
- ŞAPHANE, GEDİZ VE SİMAV KUVAYİ MİLLİYE KUMUTANI
- GÜNÜMÜZ KADAR ŞAPHANE ALIL TUTULMASI TARİHİ
- ŞAPHANE ULU CAMİSİ TARİHİNİN GERÇEK YÜZÜ
- SAKLI KENT GÜN YÜZÜNE ÇIKARILMALI MIDIR?
- ŞAPHANE MYO BU GİDŞLE KAYBEDECEK
- ŞAPHANE SANCAĞI'INDAN KÖYE GİDEN YOL
- ŞAPHANE'DE BİR ESİR VEFA BORCUNU ÖDEDİ
-NEDEN HALA MEYDANIMIZA " ŞAPHANE HLK KAHRAMANI MUSTFA İSLAMOĞLU MEYDANI " İSMİNİN VERİLMESİ BU KADAR GECİKTİ.
DAHA ÇOK KONU VAR. BUNLARDAN EN ÇOK HANGİSİ İLGİNİZİ CEKRDİ. BEN DE ORDAN BAŞLAYAYIM. FİKİR VE GÖRÜŞLERİNZ ÇOK DEĞERLİDİR. KIYMETLİ GÖRÜŞLERİNİZİ BEKLİYORUM.

NELER DEDİLER
  • C Hasan Yılmaz Tahsin abi tum konularin hepsi biririnden onemli . KiAtatürk konusu hepsinden onemli. Birileri bu konulari islemenden yazmandan gundeme getirmenden mutlaka rahatsiz olacaktir. Sen sakin vazgecme yaz ki birileri okusun ogrensin.. Insanlari cahilce konu...Daha Fazlasını Gör

    9 saat · Beğenmekten Vazgeç · 2

  • Mehmet Bey Hasan amcama içtenlikle katılıyorum... Birde ben Fen öğretmeni olarak acizane bir düşüncemi sizlere paylaşmak istiyorum. memleketimizin en güzel meyvecilik ürünlerinin ekolojik ve ekonomik durumu incelenip geliştirilmesi çok önemlidir.Bu nedenle MYO ...Daha Fazlasını Gör

    8 saat · Beğenmekten Vazgeç · 1

  • Tahsin Ünlü SAYIN ŞAPHANELİ KARDEŞLERİM

    5 dk. · Beğen

  • Tahsin Ünlü İLGİNİZE ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUM. SADECE ŞAPHANE İÇİN, HİÇ BİR MENFAAT BEKLEMEDEN KOŞAN SANIRIM TEK BEN KALDIM.. GÜÇÜ SİZLERDEN ALMAKTAYIM. KATKILARINIZA BİR KERE DAHA TEŞEKKÜR EDİYORUM.




ŞAPHANE'NİN KADERİ
LİSE DE Mİ KAPANIYOR. ÖĞRENCİSİZ KALDI. ÖĞRENCİ ARANIYOR.

KADER GÜNÜ ZAFERLE BİTTİ

bU GÜN 25.04.2014 saat 14.00 ŞAPHANENİN KADER GÜNÜ. HEP İSTEDİĞİMİZ CED RAPORU TANZİM EDİLECEK. TÜM ŞAPHANE ORDA OLSUN.
İŞTE OLAYIMIZ BASINDA GENİŞ YER ALDI VE FAZLA SÖZE GEREK BIRAKMADI.
V

VİCDANSIZLARIN ELİNDE KALDIK. KURTARIN!

71 yaşındaki Kütahyalı Ahmet Bayraktar, ilçesinde kurulan asit fabrikasının yaşam alanlarını zehirleyeceğini fark edince hukuk mücadelesi başlattı ve açtığı iki ayrı davayı da kazandı. Ancak mahkeme kararlarına karşın asit fabrikasıyla ilgili yeniden ÇED süreci başlatılmasına isyan eden Ahmet Dede, "Böylesi cennet gibi bir yaşam alanının ortasına asit fabrikası kurulmasını insanın vicdanı kabul etmiyor. Bazen kuşların bile bana dua ettiğini hissediyorum. Ayağımın dibine kadar gelip bunu hissettiriyorlar bana. Hele o kiraz ve vişne çiçekleri. Vicdansızların eline kaldık!" diye konuştu.

MAHKEME İPTAL ETTİ, BAKANLIK YENİDEN ÇED SÜRECİ BAŞLATTI
Kütahya'nın Şaphane ilçesinde bulunan ve özel bir şirket tarafından işletilen alüminyum fabrikası bünyesinde asit fabrikası kurulması için ÇED toplantısı yapılacak. Üç yıl önce yöre halkının endişelerine karşın "ÇED Gerekli Değildir" kararı verilerek açılan ancak bu kararı mahkemece iptal edilen asit fabrikası için yeniden ÇED süreci başlatıldığını duyuran Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, projeyle ilgili halkın katılımı toplantısı düzenleneceğini duyurdu.

HALKIN KATILIMI TOPLANTISI 25 NİSAN'DA YAPILACAK
Kütahya Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nün 18 Nisan tarihinde yayınladığı duyuruda, Şaphane ilşesi sınırları içerisinde Dostel Alüminyum Sülfat A.Ş. tarafından yapılması planlanan sülfürik asit üretim tesisi ile ilgili 'Çevresel Etki Değerlendirme' sürecinin başladığı ve ÇED dosyasının halkın görüşüne açıldığı belirtilerek, "söz konusu projeye ilişkin, halkı proje hakkında bilgilendirmek, görüş ve önerilerini almak amacıyla ÇED Yönetmeliğinin 9. maddesi gereğince 25/04/2014 tarihinde 'Halkın Katılım Toplantısı' düzenlenecektir. ÇED Başvuru Dosyasını incelemek isteyenler, Bakanlık Merkezinde veya Kütahya Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerinde duyuru tarihinden itibaren raporu inceleyerek, zamanlama takvimi içerisinde proje hakkında Bakanlığa veya Valiliğe görüş bildirebilirler" denildi.

ASİT FABRİKASINI DURDURAN AHMET DEDE TEPKİLİ
3 önce ilçesindeki asit fabrikasına iki ayrı dava açan ve her iki davayı da kazanan TEMA Şaphane Temsilcisi Ahmet Bayraktar, mahkemece iptal edilen projeyle ilgili yeniden ÇED süreci başlatılmasına tepki gösteriyor. Bununla ilgili duyuruyu öğrenmesinin ardından kendisinin de ilçe halkına yaşam alanalrına sahip çıkılması konusunda bir çağrıda bulunduğunu anlatan Bayraktar, "ÇED toplantısına katılıp tepki ve taleplerini dile getirmelerini istedim. Halkın kendi yaşam alanlarına sahip çıkarak bu konudaki girişime karşı tepkisini ortaya koyacağına inanıyorum" dedi.
 

71 YAŞINDAKİ YAŞAM SAVUNUCUSUNUN İBRETLİK MÜCADELESİ
Telefonla ulaştığımız 71 yaşındaki Ahmet Bayraktar, ilçesindeki asit fabrikasına karşı yıllardır sürdürdüğü mücadeleyi ve yaşadıklarını anlattı. Asit fabrikasının Şaphane'nin ilçe merkezinde, Gediz nehrinin ana kaynağının kenarında, orman ve tarım arazilerinin ortasında bulunduğunu anlatan Bayraktar, "Çevresinde bölge halkının en önemli geçim kaynağı olan kiraz ve vişne bahçeleri var. Şaphane'ye adını veren şap, Osmanlı döneminden beri burada üretiliyordu. Burası ülkenin en önemli şap madeni. Geçmişte kamu ve halk ortaklığıyla işletilen ve üretiminin büyük kısmını SEKA'ya gönderen fabrika, 2003 yılında özelleştirildi. Fabrikayı işleten firma, ihtiyacı olan sülfürik asiti Bandırma'dan getiriyordu. Ancak daha ekonomik olacağı gerekçesiyle şap fabrikası bünyesinde bir de sülfürik asit fabrikası kurulmak istendi. Bunun için de Zafer Kalkınma Ajansı'ndan 500 bin Avroluk hibe alındı. Yatırımın geri kalan maliyeti de kredilerle karşılandı. Başlangıçta bu girişime karşı çıktık. Çünkü asit fabrikası kurulmak istenen yer ilçenin göbeğinde yer alıyordu ve çevresindeki yaşam alanlarını olumsuz etkileyecekti" diye konuştu.

AÇTIĞI İKİ AYRI DAVAYI KAZANDI VE FABRİKA MÜHÜRLENDİ
Tüm endişelere ve itirazlara rağmen üç yıl önce asit fabrikasına Kütahya Valiliği'nce ÇED Gerekli Değildir kararı verilere üretime başlandığını dile getiren Bayraktar, yerel yönetimler ve bürokrasinin yanısıra kimi milletvekillerinin de asit fabrikasının kurulmasından yana tavır aldıklarının altını çizerek, konuyla ilgili başlattığı hukuk mücadelesini şöyle anlattı: "Ben bu konuda mücadele etmeye karar verdim ve Eskişehir Bölge İdare Mahkemesi'nde projeye verilen ÇED Grekli Değildir kararına karşı dava açtım. Fabrikanın arıtma tesisi bile yoktu. Tarafsız uzmanların hazırladığı raporları da mahkemeye sunduk ve davayı kazandık. Ardından da asit fabrikasına ilişkin yürütmenin durdurulması talebiyle bir dava daha açtım ve bu davayı da kazanmamızın ardından fabrika mühürlendi. Firmanın mahkeme kararını temyiz etme talebi de Danıştay tarafından rededildi."

'KUŞLAR BİLE BANA DUA EDİYOR, VİCDANSIZLARIN ELİNE KALDIK!'
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkililerinin, Şaphaneye hiç gelmeden asit fabrikasına ÇED Gerekli Değildir kararı verdiklerini öne süren Bayraktar, bu konudaki duyarlılığından dolayı çeşitli tehditler aldığını ve saldırılara uğradığını belirterek, "Tavırlarını eleştirdiğim için kimi milletvekilleri tazminat davaları açtı, hepsini de kazandım. Çünkü ben her yurttaşın yapması gerekeni yapıyorum. Yerel basın bu konunun üzerine gidemiyor. 'Korkuyoruz' diyorlar. Mücadelemde kimi zaman yalnız kalsam da bu konuda en büyük destekçim eşim. Zamanla ilçe dışından da destek gördüm. Ali İhsan Bakır adında bir avukat bu konuda açtığım davalara müdahil olarak büyük hukuki destek sağladı. Burası küçük bir ilçe. İnsan mücadelesinde yalnız kalıyor. Ancak böylesi cennet gibi bir yaşam alanının ortasına asit fabrikası kurulmasını insanın vicdanı kabul etmiyor. Bazen kuşların bile bana dua ettiğini hissediyorum. Ayağımın dibine kadar gelip bunu hissettiriyorlar bana. Hele o kiraz ve vişne çiçekleri. Vicdansızların eline kaldık!" diye konuştu.

Yusuf Yavuz
ulusalkanal.com.tr

 



EN HIZLI YERLİ BASIN:
Anında haber, anında video
Yeni Başkaının açılış konuşması, vaadleri canlı seyredin
Facebook  TAHSİN ÜNLÜ, ORDA CANLI SEYREDİN


YENİ BAŞKAN RASİM DAŞHAN GÖREVİ 4.04.2014 CUMA GÜNÜ TESLİM ALDI.
Dürüstlük, şaffaflık sözü verdi. Hayırlı uğurlu olsun Şaphanemiz için.


SAYIN ŞAPHANE MÜFTÜMÜZ OSMAN AHMET KAYALI'YA BU SORUNU ORTADAN KALDIRDIĞI İÇİN KENDİSİNE TEŞEKKÜR EDİYORUZ.






 Milli Gazete yazarı Mehmet Şevket Eygi Hoca



Sadece bir kişiye İŞKENCE edebilmek için ne kadar emek verilmiş boş yer bırakılmamaıştır.




 


Kontrol edilme ihtimalinde, hoparlörler anında sökülebiliyor ve her şey normalmiş gibi gösteriliyor

SELCUKLU ESERİ, 800 YILLIK TARİHİ ULU CAMİMİZİN SADECE BASİT 3 HOPARLÖRÜ VARKEN, HEMEN ONUN YANINDAKİ, İKİZ MİNAREDE  8 TANE, SON DERECE ŞİDETLİ SES YAPAN HOPARLÖRLERLE NEDEN DONATILIR?


  Milli Gazete yazarı Mehmet Şevket Eygi

ŞAPHANE EĞRİBUCAK CAMİİ

CAMİ VE MİNARE HOPARLÖRLERİ FETİŞ (İŞKENCE ) HALİNE GETİRİLMİŞTİR

. DÜNYANIN EN GÜZEL SESLİ VE USÛL BİLEN MÜEZZİNİ, AŞIRI YÜKSEK SESLİ HOPARLÖRLE EZAN OKUNURSA EZAN BOZULUR. ( GECERSİZ KALIR )

Şaphane Eğribucak Camii minaresi, adeta ses kulesine çevrilmiş, kasıtlı kişilere yönelik, camları çatlatacak kadar  ses şiddeti artılarak İŞKENCE ARACI olmaktadır.  Resmi makamlara ve Şaphane müftülüğüne yazılı, detaylı, şiddeti tespit eden fotoğraflarla beraber verilmiştir. Ayrıca Kulak doktorları bu aşı ses şiddetinden dolayı, işitme kaybı olduğunu ve ses şiddetine çare bulmam gerektiğini belirtmişlerdir. Bu raporları da müftülüğe verdim. Müftü Bey " Ben olsam da isyan ederdim " demiş, etrafına emirler vermiştir. Bir ara kasıtlı hoparlöre biraz yön verilerek, esas işkenceyi sağlayan kaldırılarak, ortam yaşanacak hale gelmişti. Ayrıca İl Çevre Müdürlüğü'nden 3 kişilik heyet gelmiş ve kendilerine gerekli uyarılarda bulunmuştu.  Her an otomatik olarak sürekli minarenin fotoğraflarını çekiyorum. Sonradan incelemelerde, kontrol sırasında esas hedefli, işkenceyi üreten hoparlörün bir anda sökülmüş olduğunu ve sonradan daha güçlüsüyle de yerine takıldığını tespit ettim. Fotoğrafları zaten görmektesiniz.

Bu minaresin, aralıksız, boş kalmayacak şekilde hoparlörle maksatlı donatıldığına inanamayan, halk, emekli imam ve din adamları,  dernek başkanı, görünce inanamadılar. Hemen müftülüğe koşarak, bu işkenceye son verilmesini talep ettiler. Müftü Bey de her zaman olduğu gibi sağa sola emirler verdi. Nafile! Müftülüğü de, halkı da dinleyen yok. Halen şiddet, kasıtlı işkence devam ediyor. Çevre de bulunan bilhassa çocuklarda, henüz farkına varılmayan ses kayıpları için üzülmemek elde değil, kendi çoçuklarım ve torunlarım da gelememektedir. Evde kimse çalışamıyor, ziyarete gelenler de ikayetci.

Bunun üzerine dünyaca tanınan din büyüklerinin, bu şekilde ezanin geçirsiz, fetiş, İŞKENCE olduğu şeklindeki görüşlerine, gerçeklere yer vermeye başlıyorum. Ama sizler, din adına yapılan işkenceyi, hoparlörle donatılan İŞKENCE kulesini mutlaka görün.

Devlet, bu Eğribucak Camiisini, Ulu Camii'nin dibinde olması ve aynı görevi görmesi dolayısıyla kapatma kararı vermiş ve uygulamaya geçilmişti. Ben de mahalli gazeteci ve vatandaş olarak, "  ezanlar susmaz, bayraklar inmez " edebiyatını öne çıkararak, bu caminin açık kalmasını sağlamıştım. Devlet haklıydı. İki minare  o kadar yakın ki, ezanlar biri birine karışıyor ve bir uğultu çıkıyor. Devlete ayrıca her ay milyarlarca liraya patlıyor. Bizler belki bunun acı cezasını şimdi çekmekteyiz. Din adamlarına, halka, müftütüye rağmen işkence aralıksız devam ediyor. Bu işkenceyi yapanlar, hasta yatanları, bebekleri, bu aşırı ses şiddetinden farkında olmadan işitme kaybına sebep olduklarını düşünemiyorlar, din büyüklerini dinlemiyorlar.

Bir de minarede belediye hoparlörleri var. Mahalli seçimlerde haliyle siyasi konuşmalarda buradan . verilecektir.

 
 -----------------------------------------------------
  

Milli Görüş’ün önemli isimlerinden Milli Gazete yazarı Mehmet Şevket Eygi bugünkü köşesine ezan sesinin yükseliğini taşıdı.  Özetle:
05 Eylül 2013 Perşembe 15:23

hoparlörlerle yüksek sesle okunmasından şikayetçi olduğunu belirttiği yazısı özetle şöyle :

Bir Müslüman kesinlikle ezandan şikayetçi olmaz.

Lakin hoparlörlerden şikayet edebilir.

Hoparlörden şikayet etmek, ezandan şikayet etmek manasına gelmez.

Bendeniz namaz kılan bir Müslüman olarak hoparlörlerin sonuna kadar açılarak ezan okunmasından yıllardan beri çok şikayetçiyim.

Evet açık konuşuyorum: 'Ezandan asla şikayetçi değilim, ezan kutsaldır, şikayetçi olmam düşünülemez ama şu sonuna kadar açılan, avaz avaz haykırtılan hoparlörlerden şikayetçiyim.'

Cami ve minare hoparlörleri fetiş haline getirilmiştir.

Hiçbir imamın, müezzinin, müftünün, cami derneği mensubunun hoparlörleri 65, bilemediniz 70 veya 80 desibel şiddetinden yükseğe ayarlayarak ezan oku(t)maya hakkı yoktur.

Dünyanın en güzel sesli ve usûl bilen müezzini, aşırı yüksek sesli hoparlörle ezan okunursa ezan bozulur.

Hoparlörlerden şikayet eden vatandaşlara siz ezan düşmanısınız demek yanlıştır, adaletsizliktir.

Diyanete, müftülüğe, kaymakamlığa, belediyeye, kamuoyuna şikayet etmeleri gerekirdi.

Şikayet dilekçelerine de, biz ezandan değil, sonuna kadar delicesine açılan çılgın hoparlörlerden şikayetçiyiz diye yazmaları gerekirdi.

Bendeniz şimdiye kadar çok yazdım, hoparlörler sonuna kadar açılmasın dedim ama kimse ilgilenmedi.

Sabah namazlarında camiler boş, lakin hoparlörler sonuna kadar açılarak ezan okunuyor.

Bu memlekette öyle ezanlar okunmalı ki, sabahları namaz kılmayanlar bile onları dinlemek için uyanmalı.

Sesi müsait değil, ezanla ilgili musiki, usûl, eda kültürü yok, alıyor eline mikrofonu bağırıyor avaz avaz…

Sesi müsait olmayanların mikrofonla hoparlörle ezan okumaları yanlıştır.

R4Eİyi okunan ezanlar gayr-i Müslimleri bile celb eder.

 

Ezan duyan turistler, şu Müslümanların dinleri ne güzel, ibadete davetleri ne hoş demeli, heyecan ve zevk içinde dinlemeli.

Diyanet İşleri Başkanlığı, Teknik Üniversitesi akustik uzmanları ile işbirliği yaparak kaç desibel ezan okunması gerektiğini ayarlamalıdır.

Ya Rabbi ne günlere kaldık, çözümü gayet kolay ve basit olan cami ve minare hoparlörleri meselesini bile çözemiyoruz.”

 Milli Görüş’ün önemli isimlerinden Milli Gazete yazarı Mehmet Şevket Eygi

Daha diğer görüşlerle devam edecek!


Sosyolog Zahid Erenyol SANKİ ŞAPHANE EĞRİBUCAK CAMİSİ'SİNİ DİLE GETİİRİYOR.

 

+-EZANDA SES KİRLİLİĞİ...!

YAŞAM HAKLARI

Platformdan uzun zamandır camilerde okunan yüksek sesli ezanlardan dolayı şikayetler olduğunu ve bu konuda bir yazı yazmamı istediler.

Vakıflar denetimindeki tarihi camilere hoparlör konulması yasaklanmıştır.Bu konuda yasa vardır. Semtimizde buunan üç caminin vakıflar ile birlikteliği olmadığından yüksek desibeldeki ezan gürültülerinin düzenlenmesi Kadıköy Müftülüğü ve camimiz imamlarının insafına kalmaktadır. Ses kirliliği ile mücadele kapsamında hoparlörlü camilerin çevreye fevkalade gürültü saçan ve rahatsızlık veren bir konuma geldikleri görülmektedir.

Bas, tiz ve frekans aralıkları iyi odaklanmamış, sinüs dalgası ayarsız ve demode teknolojiyle üretilmiş bu hoparlörlerden çıkan seslerdeki bozukluk, cızırtı, distorsiyon, elektronik parazitler bir yana, aynı anda bir sürü camiden karmakarışık yayılan ve birbirine karışan ses dalgaları birbiriyle çarpışarak kırılmakta, kentin genel gürültüsüyle de birleşerek gürültü basıncının artmasına neden olmaktadır. Gürültü basıncının bu şekilde artmasıyla oluşan ses kirlenmesi insan sağlığı açısından çok büyük sakıncalar doğurabilmektedir.

Tarihi cami ve mescitlerdeki hoparlörlerin sökülmesine başlanıp başlanmadığını bilmiyorum ama, Vakıflara bağlı olsun olmasın, estetik, tarihi ve akustik güzelliğin bozulmasına ve ses kirliliğine neden olan tüm camilerdeki hoparlörlerin sökülmesine bir an önce başlanması çevre sağlığı bakımından gereklidir. Ezan okunacaksa bunun çağdaş medeniyet ve şehircilik anlayışına göre, çevre koruma, kentsel etik ve görgü kurallarına uygun bir şekilde yapılması herhalde dinen de daha doğru olacaktır.

Neticede makamı usulü olan bir ezgidir ve standardı olmadığından müezzinin sesine ve caminin yatak odasına yakınlığına göre değişebilir rahatsız olabilme ihtimali..

Ezan ibadete çağrı, bir nevi davetiyeyse gidilecek yerin davetiyesine de mutlaka hayran olunamayabilir..Her müezzinin bülbül gibi şakıyamaması da doğaldır sonuçta..

Haaa ben mi? Ben rahatsızlık duymuyorum çünkü bize çok yakın değil. Ama hemen evimin dibinde olsaydı ve günde beş kez ve cuma günleri cenazeler için verilen salalarda yerimden zıplayacak kadar çok yüksek bir ses olsaydı…

İnaçların veya iletişim araçlarının açığa vurulmasını veya başka birilerini rahatsız etmelerini doğru bulmuyorum.İbadetini yerine getirmek isteyen saatini kurar, saati çaldığında,ibadeteni yapar, ibadethanesine gider.Ayrıca ister davul çalıp, ister çanla gece ağır koşullarda çalışmış bir işçiyi veya memuru, işvereni uyandırmanın geçerli bir nedeni olamaz hem ibadetin gizli ve sessiz olanı makbuldur.Hukukende davayı gerektirir.

Sabah namazlarında her üç camimize gelen Müslüman kardeşlerimizin sayısı parmaklarım kadardır. Onlarda genelde hepsi yaşı insanlarımızdır. Sırf bu üç beş kişi huzur bulacak diye yüzlerce insan sabahın beşinde yataklarından fırlamak zorunda mı. Hastası var, gece çalışanı var, küçük yaşta çocuklar var, psikolojik tedavi göreni var. Hepimizi sevgiye ve hoşgörüye davet etmesi gereken dinin simgelerinden biri camilerin hayatımızda böyle birer nefret odağı haline gelmesi mi gerekiyor?


( EZAN ASLINA UYGUN OLARAK İNSAN SESİYLE OKUNMALIDIR )
"Teknolojiye gavur icadı diyen bu müslümanlar, niye dinlerinin sembolü ezanlarını yine bir "gavurun" icadı anfiyle kirletiyorlar? Çağrı filminde Bilal'in okuduğu ezan ile bu hoporlörlerden çıkan bağırtı aynı şey değil ki! Artık herkesin evinde çalar saati var hatta Ezan okuyan saatler bile var. Niye herkesi bu kadar irkiltecek yükseklikte okunuyor ki ezan? Namazını zamanında kılmak isteyen alır bir çalar saat daha olmadı cep telefonuna yükler bir program, kimseyi rahatsız etmez. Ezan sesini daha yüksek bağırtmakla daha fazla insanı çektiklerini sanıyorlarsa, bu işin başındaki zihniyetin ilkokul düzeyinin de altında eğitime sahip olduğu besbelli ortada."

Hepimize iyi namazlar diliyorum.

Sosyolog Zahid Erenyol

Şaphane İlçe Müftülüğü

Web Sitesi

www.saphanemuftulugu.gov.tr  

e-mail Adresi

  saphane@diyanet.gov.tr

Telefon

(0 274) 551 24 06 - 551 25 29

Fax

(0 274) 551 24 29

Adres

Türegün Mahallesi Karamanca Caddesi No:5 43950 Şaphane-KÜTAHYA

İlçe Müftüsü

Ömer Ahmet KAYALI

 

ŞAPHANE İLÇE MÜFTÜSÜ

Ömer Ahmet KAYALI